Har ( Edebiyatımızda Eşek )
Har Farsça’dan eski dilimize girmiş olan Türkçedeki eşek kelimesinin anlamdaşı olan bir kelimedir. Eşek anlamı ile kullanılan har, eski ve çağdaş edebiyatta, ahmak, bön, akılsız, saygısız, ulu orta konuşan, kaba, çirkin, düşüncesiz, anlamsız yere inatçılık gösteren, çirkin sesli kavramlarına misal olarak kullanılmıştır.
Divan, halk ve çağdaş edebiyatta eşeklik manasına misal olabilecek çok sayıda hikâyeler ve anekdotlar anlatılır. Hepsinde de eşek, yukarıda anlatılan özelliklere sahip olan insanları ve karakterlerini ortaya koymak maksatlı kullanılmıştır.
Ben har oldum olalı bahş-i yular itmez baña
Dört ayağlı olduğumdan i‘tibar itmez bana
Àhibüm dahi benüm gibi har anuñ-çün şeha
Câ-be-ca insaf idüp otlağ şikar itmez bana Abdürrahim Tırsi
Divân şiirinde de eşek ile ilgili çok sayıda kıssa, hikâye ve efsâneler oluşmuştur. Nûh Tufan’ında eşeğin gemiye binmesi hadisesi bunlardan biridir. “Tufân başladığı sırada haybvanları gemiye alırken birkaç kez işaret ettiği halde eşek gemiye girmez. Şeytan, eşeğin kuyruğundan yapışmış bırakmamıştır. Nûh, "Gir ya mel'ûn!" deyince eşek gemiye girer. Tufan esnasında Nuh, şeytanı gemide görünce nasıl ve kimin izniyle girdiğini sorar. O da "Sen, gir ya mel'un, deyince girdim. Benden başka mel'un mu var!" diye cevaplandırır.”[1]
Bu hikâyeler ve kıssalardan başka Şeyhi’nin “ Harnamesi” gibi eşekler üzerine yazılmış müstakil mesneviler ve şiirler de bulunmaktadır. Fakat bu eserler de alegorik olarak bön, ahmak ve kaba saba insanları temsil etmek maksatlı yazılmış eserlerdir.
Har ve eşek eski ve çağdaş edebiyatta en çok hiciv türü eserlerde insanları, muhatapları hicvetmek için yazılan eserlerde karşımıza çıkar.
Nûh Peygamberin gemisine ol
Vermiş İblîs'e kuyruğuyıla yol
Der imiş ben döşedidüm döşeği
Dirilirken ölüp Üzeyr eşeği Şeyhi “ Harnâme “
Gel beri sır verme nadana hara
Namert ile esrar söyleşilir mi
Muhabbet istersen sadık dost ara
Cinsi gayri ile huylaşılır mı SIDKI BABA ( Zeynel Abidin - AŞIK PERVANE)
Eşek motifi yanı özellikleri halk şiirimizde de karşımıza çok sık çıkar, birçok taşlamalarda eşek muhataplarına benzetilen bir hayvandır.
Millete erbâbı mansıptan biri eşek demiş,
Reddedilmez böyle bir söz, amma ki pek can sıkar...
Olsa da millet eşek, eşek diyen bilmez mi ki:
Sadrazamlarla vâliler de milletten çıkar... Şair Eşref
Ozan geleneğimizde Eşek konusunda yazılmış müstakil destanlar da vardır.
Kırık Bayrakdâr'ın eşek fıkrası
Gayet firkatlidir dinleyin anı
Kan'da doğmuş Kitrevân'da gebermiş
Leng-i Timur vaktinden kalma külhâni
Üzerinden üç bin kolan geçirmiş
Üç bin kuskun üç bin palan geçirmiş
Bin yük odun bin yük saman geçirmiş
Seksen bin de Erzincan'ın soğanı ……….. Bayburtlu Zihni
Asla unutmazsın ne arlanırsın
Her kese olursun kul kara eşek
Pıskırır tıskırır yuvarlanırsın
Her nerde görürsen kül kara eşek
Keyfe gelip bağırınca aslansın
Hayvanlardan en aşağı hayvansın
Ne kadar süslensen adı yamansın
İpekten örtünsen tül kara eşek……….. Posoflu Aşık Zülali
Eşeğin budunu koydum dolaba
Kurudu kurudu oldu tarabe
Verin gavurlara katsın şaraba
Sele dolu salkım üzüm
Yine güzellendi kızım Halk Türküsü
Eşeği saldım çayıra
Otlaya karnın doyura
Gördüğü düşü hayıra
Yoranın da avradını
Münkir münafıkın soyu
Yıktı harap etti köyü
Mezarına bir tas suyu
Dökenin de avradını …… Kazak Abdal
Kendisi kahraman eşeği pişik
Endaze kuyruğu dibinden kesik
Yükler bir sarçın dan üç arşın eksik
Almış konturata ormanı fakir Kağızmanlı Hıfzı
KAYNAKÇA
[1] İskender Pala - Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Kapı yayınları, shf. 203
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!