MEVSİMİN ŞAH DAMARIYDI YAĞMUR

Düşlerin tekmili, sessizliğin semasında saklı

Yalnızlığın buselere boğduğu silik gülüşü.

Solan ne gündü ne çiçekler

Ektiğim aşkın hasretine yenik düştü ömür.

Bir emir eriydi aşkın neferi

Endamlı hüzün

Ah, vaveyla yüklü kozam

Sevgiydi sadece sevgi tek kozum

Közünde dünün

Yarınlar ördüğüm

Üstünü örttüğüm o kısık gülüşün.

 

Mihenk taşı yılların

Yâd edilesi zamanları gömdüm en derine

Dibe vurup varmaksa kıyıya

Düşen simli yaşlarım gözümden

Bir de seni sadece seni düşürdüğüm

İç cebinden hüznün

Sözüm ona suskunluk idi

Tebessümler yüklü günlüğüm.

 

Mevsimin şah damarıydı yağmur

Yağmurun delici gücünde saklı adeta uğur

Hani nazara geldiğim de değil

Nükseden bir sevinç olmalıydı belki de tek dileğim.

 

Dilemması zamanın

Hasret yokuşlarında aralıksız yuvarlandığım

Ve itildim kıyısından uçuruma

Ölmek aslında kurtuluşumdu

Yürek yakan bu cehennemde

Esir düştüğüm her hazan

Hüznün sabit katsayısı döngünün

Yarınlara verip veriştirdiği

Bir hüküm olsa neydi sanki varlığın?

 

Yokluğun dualarıma eşlik ettiği

Yakardığım sadece Mevla’m

Yeter ki taş değmesin ayağına

Hasretine yenik düştüğüm bir şiirden öte

Üzerine serildiğim

Sarmalında göğün

Yerde saklı kördüğüm

Kaldığımsa Araf

Raf ömrü dolmuş bir aşkın miadı.

 

Elbet dökülen hüzün zerreleri

Rahmetiyle döngünün avunduğum

Bir sekant ise varlık

Bir de diklendi mi yürek

Direttiğim de yok artık

Dilemması aşkın çoktan bitik

Bir şarkı gibi delerken derinde saklı o yitik

Gülümsemeyi

Varsın addedilsin varlığım bir ayrık otu

Tabiriyle

Şiirlerdir tabibi bu sefil rivayetin

Sahiplendiğim her söz her acı nasıl ki katık

Sözüm ona addedilendi mutluluk…

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 6/2/2017