BİLİNDİK NE KALDI Kİ GERİDE

‘’Vasiyetimdir:

Dalgınlığınıza gelmek istiyorum

Ve kaybolmak o dalgınlıkta.

 

Ah… dedim sonra

Ve acilen makas değiştirdim.

İç ses, diye söylendim,

Raydan çıkma bundan sonra…’’(Alıntı)

 

 

 

 

Yalnızlığını giydiğim ömrün…

Tarihin tekerrür eden tefrikalarından

Düş salkımları topladığım

Bir hicret vakti ki miladi takvimin

Gövdesine atılmış çentiklerden

Derlediğim ölü ve yitik zamanın minvalinde

Sayıp sövdüğüm

Elbet içimdeki kırık tekerin

Kayıp vidasına takılı bir yaprağın

Kâh uçtuğu kâh süründüğü

Esef yüklü mevsimden kopan devasa bir ayraç gibi

Binlerce hikâyeye b/ölündüğüm sakittir

İçimdeki hayal tekkesinde…

 

Bir dervişin yalnızlığının yanında ne ki duyduğum özlem?

İçimden geçenlere şahit Rabbimden olmaz mı bir isteğim?

Vuku buldu bulacak hayali fener ruhumun

Gövdesine konan saka kuşundan geride kalan

Ölü bir hecenin dirileceğine kani

Soytarı düşlerimden damlayan hezeyan gibi

Karesini aldığım ömrün

B/öldüğüm kaç katıysa acıların

Söylemeye dair yoktur da tek sırrım.

 

Sırra kadem basmışken ömrün

Tali yollarında

Bir yanıp bir sönen o ışıldak

Kuytularında ruhumun bazen solan bir yaprak

Belki de kaynak yaptığım saçlarımda saklı bir tabut

İçinde silik hafızanın kırık çekmeceleri

Elbet aşka ve acıya aşina kaderin

Brüt bütçesinde saklı bir rakım gibi asla ulaşamadığım.

 

Münferit olsam ne ki?

Sağdıcı ömrün

Toz konduramadığım dünün

Divane yüreğin mevsimidir şiirlerim

Şirin bir tebessüm asılı illa ki

Ne zamanki sonlansa yazdıklarım

Ve işte beklemeye alırım yine iç sesimi

Tevazu yüklü bir milatsa kalemin kaykıldığı

O zeminde tozkoparan fırtınası

Renklerin duygulara eşliği

Endamlı bir aşksa varsa kabul bulmasın…

 

Ah, içimdeki rüzgârın isyanı

Tokuşan iki kafa gibi

Hala sür manşet yazılmayan hikâyelerden

Firar eden bir fedai

Elbet korumasıdır kaçışlarım benliğin

Beylik söylencelerin uzağında

Olsa da yüreğin kabulü

Hala dikiş tutturamadığım sürgülü yüreğin

Kopuk kopçalarına askıntı rüzgârın

Meali olsa olsa yazdıklarım.

 

Ya, yazmadıklarım?

Dudak uçuklatan bir gölge ki

Peşime takılı efkârın

Dökümlü eteklerinden firar eden düşlerin sancağına

Asılıdır yüreğim

Asamadığım bir resimse reşit olmayan mutluluğun

Gölgesinde geçen hayatım

Elbet kaderimde saklıdır yarınlarım

Hala yazmaya yeni başladığım romanın

Son yaprağına konacaktır aşkın

Rüzgârı ki endamlı bir beyzade

Ehli keyiftir yüreğin seferi hicazı

Hali hazırda kaybolmak bilinmezin nezdinde

Bilindik ne kaldı ki geride?

 

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017