YETMEDİ HAFIZ

Düşler topla mevsimden…

Hani öykündüğün o teselli düşmezken yakandan

Aşkın muadili illa ki acı illa ki özlem

Mutlu aşk yok/muş, hafız

Mutluluk bildiğim tek şeyse

İçimde saklı tuttuğum kıblem.

 

Aksayan ayakları gecenin

Şehrin ayakları gibi seken

İçimde saklı şiirin

Tebessüm ettiği şu minvalde dahi acırken

İçim ince ince

Kaykıldığım zemin ya da gök kubbe

Sahi, nereye aitim ben?

 

Sökün eden üç beş hece

Geldi ve çaldı kapımı

Gecenin fendi iken yenen sessiz yanımı

Ses oldu gece

Hecelediğim kadar da harcıâlemdi güneş

Elbet günden sarkan üç beş ışık

Yoksa nasıl bağdaş kurardım şiire?

 

Öznem malum, hafız:

Öz verim de ve önsezim

Sonsuzluğa kat çıkacakken

Mırıldandığım şu şarkının son mısraı

Meğerse çarpan yüreğimmiş şiirin dilinde

Saklı bunca hasret duyduğum

Mutlu bir ruha ihtiyaç duyduğum

Gel gör ki;

Hayatın t/aşkın mizacı

Ses etmeden yaşadım da ne oldu sahi?

 

Evrelerden aşırdığım her dilek

Evrendi madem sahip olduğum tek seçenek

Meğerse acının ifrata kaçtığı bir ömürmüş gelecek

Raydan çıkan neyse

Lokomotifi olduğum hüzün tekkesinde

Devinip durduğum o mecazi aşkı

Kutsayansa Rabbim

Işık tutan umudun inzivaya çekildiği günün

Yüzü suyu hürmetine

Dualarıma sarıldığım gün ve gece.

 

Muadili olduğum heceler

Kara gözü karakaşı gecenin

Yanıldığım sayısız kereler

Aşkın hicaba döndüğü

Yalnızlıksa başım gözüm üstüne.

 

Semiren bir ışık

Gel gör ki kör noktasıymış denk düştüğüm.

Sezilerimden sızan nice hüzün

Teferruata girmeden

Yok olmanın ta kendisi elbet

İçine düştüğüm çukur.

Her renkse coşkuma katık

Her kara noktada feveran eden içimdeki kalabalık

Bir rüya bildim oysa ömrü

Riyasız yaşadığım kadar da sevdim kendimi.

 

Yetmedi, hafız

Elimden gelen sadece bu.

Yaslandığım çınarım nasıl da kayıtsız

Elbet ruhumun tek sahibi vakıf içimdeki mevsime.

Köküme sadık olsam ne ki?

Sevecen umudumla yolda kaldıktan sonra

Anlaşılmadığım içimde kalan son ukde

Anlatmayacağım da bundan sonra.

 

Hayatın muadili

Elbet önüme çektiğim o kalın perde

Yüreğimse naif ve ince

Kırılganlığım dinmedi gitti.

Kayrasında dalgın mizacımın

Bir baltaya da sap olamadığım

Kimse sapla samanı ayırt edemeyen

Sararıp solduğum kadarım.

 

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017