KOLAYSA VAZGEÇ

Yaralı bir ağıtsın sen, pençesine yakalandığın aşkınsa külfetidir üzerine geçirdiğin ütüsüz mintan.

 

 

 

Ütülemeden sevdiğin kadar…

Ah, severek ürküttüğün kader ve keder

Nasıl da bindiler arka koltuğuna içindeki dolmuşun

Bir isyan bayrağına sarılı bedenin

Bir itiraf ise dile getiremediğin çekincelerin

Bir lütuf belki de katıksız sevip içine çektiğin

Rüzgârın salındığı o asma katı hayallerinin.

 

Bazen bir fanus

Bazense kuvöz

İçinde unutulan hayatın fişini mi çekmek lazım illa ki?

İman gücünle dayandığın

Şu hoyrat hayatın fıtratı

Engellendiğin her düş her sevgi

Engebelerden geçmişken yolu yüreğinin de

Sarkıtları bazen damlayan

Bazen dikitler tepene saplanan

O iç bükey ayna sayesinde keşfettiğin

İçinin gizemli dünyası…

 

Konduramadığın neyse kaybolan çabucak

Esefle tüttürdüğün nice çubuk

Elbet ateşin de içinde saklı

Erişemedin en yüksek rakımı mı?

Başa sardığın bir öykü

Beynamaz gölgelerden de hızlıca kaçtığın.

 

Numarası bu yok bu ayağına geçirdiğin postalın

Bir ileri bir geri

Rap rap diye tavaf ettiğin hayatınsa armağanı

Asla da yalın ve yalan bir yalnızlıkla sınanmadığın mı?

Sinesi aşkın

Siması göğün

Şiarı ömrün

Kolaysa vazgeç ve sil baştan.

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017