TÜRBÜLANS

Her şiirin yalnızlığı b/aşkaydı, telaşa dönük yüzü ile sırdaş göz yaşında eşlik eden dize dize.

 

Divasıydı acıların şiir: renkler kuşanmış gelin çağrısına yenik düşüp de gelen ölüm belki ve işte makûs talihin tecellisi yazılmaya dönük yüzü mevsimin.

 

 

 

Gün telaşlı bazen akışkan bir rahmet

İç bükey acılarda saklı keramet

Mahzun gülüşün ilk hecesi

Kavrulan benlikte saklı tutulası hasret

En beylik tabiriyle bencildi insan denen izlek.

 

Bir martıya rastladım bu gün:

Yedi tepeli şehrin müdavimi ve ısrarla sordu bana:

Aşkı anlatmalıymışım, kuşdilinde

Kuş gibi seken yüreğimden dökülen her mısra

Elbet yetmeyecekti martıya.

 

Bense martaval okudum

Tanrı’nın gazabına denk düşen aşkta saklı hezeyan

Düşlerimin kirpikleri boyasız bir hüzünle

Kıpraşan teninde özgürlüğün

Martıya ben sordum bu sefer:

Sahi, özgür müydü uçarken?

 

Bense sevmeyi şart koşmuşken bir kere

Sevip uçulası bir göğün müdavimi

Kırlangıç kuşlarına sadık neferi

Özlemin

Tefe konan hangi gönülse

Kalp gözünden seken bir hayal gibi

Rengârenk örtüsü kıblemin

Azat edilmemiştim oysaki.

 

Martı bendim:

Ben aşka denk düşen bir renk

Gözleri kamaşan hangi iklimse

Serili saf yürek

Saf tuttuğumdu evren

Boşa kürek çeken bir beşer

Aşkın ihlas yüklü kurmacasında

Yenik düştüğüm defalarca

Mademki kurşunlanmıştı şafak

Dokunduğum her yıldızda saklıydı felek

Görünenden öte gizine eşlik eden

Hürriyet.

 

Bir türbülans belki de şapka çıkartan

Aşkla doğan, büyüyen

Yazılmamış en gerçekçi roman

Şiar edindiğim bunca duygu

Melun bir gölgeden farksız yatıya kalan ölüm uykusu

Oysaki gözlerim açıkken gördüğüm düşler

Şaibeli ise ömür

Simasında üzgün bir bulut gibi

Beyaza boyadığım her çiçek

Soluduğum havada saklı nem gibi

Elbet gözlerimin rengi kâh ela kâh yeşil

Oyalı yürek devasa bir rahmete kucak açan

Bir aksan ki

Hecelerin tüttüğü şu minvalde…

 

Gözlerim adeta bir semaver

Demlediği acılar açık çay tadında

Bazense yürek burkan bir sitem

Buğulu sesi ölümün

Kol kanat gerdiği kadar hüznün

İşte mutluluk daha da değere binen

Işıltılı bir hazine

Yamalı yüreğin boşluğuna diktiği

O izafi güneş ki

Aralıksız ışıyan gözleri

Şairin ve umudun

Hayalini kurduğu yarınlarda saklı tutkunun güncesi.

 

Tevazu yürekli mevsim

Tereddütsüz sevip de sevilmek dahi değilken istediğin

Sıra tam da sana gelecekken

Mademki sen idin seni en çok seven

Kuş olup uçtun gözlerimin önünden.

Hep de dilediğim üzere:

Sevdalı şehrin kubbesinde yuvası aşkın

Mevsimin de şiarı iken hazan

Coşkuma tutsak olan bitimsiz kelam

Selamı da başım gözüm üstüne evrenin





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017