Kapadokya Tarihi Doğal ve Turistik Mekanları

Dosya:Göreme 1 11 2004.jpg

Kapadokya, (Kappadokia)

Kapadokya adı Pers dilinde” güzel atlar ülkesi” anlamına gelmektedir. Kapadokya bölgesi deniz düzeyinden ortalama olarak 1200 metre yükseklikte, Anadolu Platosu’nun tam ortasında volkanik aktiviteler sonucunda oluşan bir bölgemizdir.

Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Melendiz,  Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmış yeryüzü şekilleri, vadiler ve peri bacaları ile hem Türkiye’nin hem de yeryüzünün en ilginç yerlerinden biridir.

PERİ BACALARI

Peribacaları Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz gibi volkan konilerinin oluşturduğu volkanik püskürmeler, ırmak, rüzgâr, erozyon ve yağmurların milyonlarca yılda meydana getirdiği Kızılırmak'ın çevrelediği yaklaşık 288 km2'lik Kapadokya olarak da adlandırılan alanda bulunmaktadır. Volkanik malzeme ile kaplı bu alanda altta tüfler, üstte bazalt ve andezitler yer almaktadır. Tüflere göre daha sert bir yapıda olan bazalt ve andezitler bugün sadece belli kesimlerde mevcuttur. Bunlar ya tüflerin üzerine sıralanmış kornişler şeklinde ya da koniler üzerine yerleştirilmiş bloklar görünümündedirler.

Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Volkanların püskürmeleri 10 milyon yıl önce başlayıp, 2milyon yıl öncesine kadar sürmüştü.  Yanardağlardan çıkan lavlar, platoda, göller ve akarsular üzerinde 100-150m. Kalınlığında farklı sertlikler halinde tüf tabakasını oluşturmuştu. Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato, şiddeti daha az olan küçük volkanların püskürmeleriyle sürekli değişime uğramıştı. Başta Kızılırmak olmak üzere- akarsu ve göllerin bu tüf tabakasını aşındırmaları, yağmur, rüzgâr ve erozyonların da katkılarıyla bölge bugünkü halini aldı.


Peribacaları üç formda sınıflandırılabilir:

1-      Normal ve tam oluşmuş peribacaları:

Bu tür içinde yer alan peribacaları ucu açılmış kurşun kaleme benzer. Bunlara daha çok Göreme civarında rastlanır.

2-          Üzerinde taş parçaları olan koni şeklindeki peribacaları:

. Bu tür içinde yer alan peribacaları mantar görünümündedirler. Bunlara daha çok Ürgüp, Gülşehir, Açıksaray'da rastlanır.

3-    Kenarı dik, tepesi sivri, çevresi yuvarlak peribacaları:Bunlar değişik boy ve genişliktedir. Bu tür peribacalarına Zelve ve Paşabağ'da rastlanır

Peri bacaları oyulması kolay bir malzemeden oluşması nedeni ile insan eli ve emeği ile içlerine Mağaralar, evler güvercinlikler, kilseler, şapeller, yer altı şehirleri oyulan yerleşim alanları haline geldi. Dokuz-on bin yıl öncesine ait yerleşim, nekropollerden sonra ilk Hıristiyanların kayalara oydukları kiliseler, büyük ve güvenli yer altı kentlerine kadar uzun bir dönemde Kapadokya bünyesinde önemli uygarlık kalıntıları oluştu

KIRGIBAYIRLAR.

Yörede peribacaları kadar ilgi çeken başka bir unsur da badlans (kırgıbayır) denen şekillerdir. Bunlar, az eğimli yamaçlarda tüfler üzerinde oluşan çizgisel aşınma sonucu oluşmuş yuvarlak, yassı ve keskin kenarlı oyuntu şekillerdir. Beyaz dalgalar halinde geniş yer kaplayarak ilgi çekerler

KAPADOKYA’DA İLK YERLEŞİMLER

İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler'in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hrıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler, bölgeyi Roma İmparatorluğu'nun baskısından kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.

Kapadokya bölgesi, başta Nevşehir olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerine yayılmış bir bölgedir. Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.

Kapadokya, üzümleri, şarapları, peribacaları, kırgıbayırları, balon turları, Mağaraları, kiliseleri, şapelleri, kayalara oyulmuş, evleri,  güvercinlikleri, yer altı şehirleri doğanın oluşturduğu yeryüzü ve arazi şekilleri,   Roma, Bizans, Selçuklu Osmanlı mimarisinden kalan mekânları, çanakları çömlekleri, oyuncakları, halı ve kilimleri, yöreye özel testi kebabı, etli ekmeği, şarapları ve kültürüyle mutlaka görülmesi gereken bir yerdir.

TARİHÇESİ

 Kapadokya Bölgesi'nin tarihi M.Ö. 3000'lerde yaşamış Asur ticaret kolonileri ve Hititlere kadar gitmektedir. Kapadokya Bölgesi tarihçesi. paleolitik, neolitik ve antik dönemleri Roma ve Bizans dönemleri ve son dönem Türk dönemidir.

İlk yerleşimlerin son paleolitik döneme ait olduğu Neolitik döneme kadar devam ettiğini gösterir. Arkeolojik çalışmalarla neolitik dönemden başlayan bir çok yerleşme tespit edilmiştir Topaklı Höyük gibi alanlarda yapılan arkeolojik çalışmalar Hititler'den Bizans dönemine kadar geçen süre içinde bölgede çeşitli kültürlerin (Hitit, Frig, Roma, Geç Roma) yaşadığını göstermektedir.[1]

Bronz Çağı sonlarında (M.Ö. 3200-1650) Avanos ve Kültepe'nin- önemli bir ticaret merkezi olduğu, Asur'lu tüccarlardan kalan pişmiş topraktan yapılmış ticaret mektuplarından öğrenilmektedir. Asurlu tüccarların mektuplarında Kızılırmak yayı içinde kalan bu bölgeden Hitit ülkesi olarak söz edilmektedir. Asur ticaret kolonilerinin dönemi, M.Ö. 1850-1800 yılları arasında sona ermiştir. Kapadokya, Hitit İmparatorluğu'nun yükselme çağında (1750'lerde) Kral Şubbiluliyuma tarafından fethedilerek, Hititler'in "Aşağı Memleket" sınırlarına dâhil olmuş, yaklaşık 500 yıl Hititler'in elinde kalmıştır. [2]

Asurlularda 'Nenessa', Hititlilerde 'Zu-vinasa', Eski Yunan ve Bizans'ta 'Venasa, olan Avanos,[3] Kültepe, Kaneş, Mazaka( Kayseri)  bu tarihlerde Kapadokya’daki Karum denilen Asur Ticaret kolonileri ve önemli yerleşim noktalarıdır. Venessa, bölgede MÖ. 4. ve 1. yüzyıllarda bölgedeki önemli bir şehirdi. Venessa, muhteşem meyve bahçelerine, üzüm bağlarına, kaliteli şaraplara sahip zengin bir şehirken Göreme, Venessa’nın mezarlık alanıydı.[4]

 M.Ö. 1200 yıllarında Hititler'in bir kolu olan Tabal Krallığı'nın tekrar canlandığı ve bölgeyi ele geçirdiği görülmektedir. Hititler'in çöküşünden sonra Tabal Ülkesi adını alan Kapadokya bölgesinin siyasal yapısı Ege'den (Frigyalılar ve Lidyalılar), Kafkaslar'dan (Kimmerler, İskitler ve Gasgarlar) ve Doğu'dan gelen (Persler, Medler) akınların etkisiyle sarsılmıştır. Bu akınlarla, Tabal Krallığı'nın hâkimiyeti bölgede son bulmuştur.[5]

Bu dönemde Asur ve Frigya etkileri taşıyan geç Hitit Kralları bölgeye egemen olur. Bu Krallıklar MÖ 6. yüzyıldaki Pers işgaline kadar sürer. Bugün kullanılan Kapadokya adı, Pers dilinde "Güzel Atlar Ülkesi" anlamına gelmektedir. MÖ 332 yılında Büyük İskender Persleri yenilgiye uğratır, ama Kapadokya'da büyük bir dirençle karşılaşır. İskender’in idaresi altında yöre de bir Kapadokya Krallığı kurulmuştu. Kapadokya Krallığı, Pontus, Galat, Makedonya ve Romalılarla mücadele etmiş ama M.S. 17 yılında Tiberius Roma İmparatorluğuna bağlayarak eyalet haline gelmişti

M.S. 2. yüzyılın sonlarında Kapadokya'da önemli sayıda Hıristiyan toplumu bulunmakta idi. Bu devirde önemli piskoposluk merkezi olarak Malatya ve Kayseri görülmektedir. Bunlardan Kayseri (Ceaserea), asırlar boyunca Hıristiyanların merkezi olarak önemini korumuştur. Daha sonraki yıllarda İran'dan gelen Sasanilerin akınlarından korunmak için şehrin etrafı surlarla çevrilmiştir. Hıristiyanlığın yayılması sırasında, Kapadokya bölgesi bu bakımdan da önemini artırmış ve Hıristiyanlık Roma İmparatorluğu tarafından resmi din olarak kabul edilince Kayseri Başpiskoposluk merkezi haline gelmiştir[6]

MS. 303-308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artar. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hıristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdir. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklar Romalı askerlere karşı güvenli bir alan oluşturur. İlk çağlardan beri Kapadokya'nın en önemli kenti olan Kayseri, Romalılar döneminde de Kapadokya'nın merkezidir.

III. Leon'un ikonları yasaklamasıyla Hıristiyanlara olan baskı doruğa ulaşır. Bu durum karşısında, ikon yanlısı bazı kişiler bölgeye sığınmaya başlar. İkonoklazm hareketi yüz yıldan fazla sürer (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi İkonoklazm etkisinde kaldıysa da, ikondan yana olanlar burada rahatlıkla ibadetlerini sürdürdüler. Kapadokya manastırları bu devirde oldukça gelişir.

Yine bu dönemlerde, Anadolu'nun Ermenistan'dan Kapadokya'ya kadar olan Hıristiyan bölgelerine Arap akınları başlar. Bu akınlardan kaçarak bölgeye gelen insanlar bölgedeki kiliselerin tarzlarının değişmesine sebep olur. 11. ve 12. yüzyıllarda Kapadokya Selçukluların eline geçer. Bu ve bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirir. Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924-26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya'yı terk ettiler.

KAPADOKYA DA TURİZM VE DOĞAL SİT ALANLAR

Bölge günümüzde turizm açısından büyük bir öneme sahiptir. Avanos, Ürgüp, Göreme, Akvadi, Uçhisar ve Ortahisar Kaleleri, El Nazar Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak Yeraltı Şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Çavuşin, Güllüdere Vadisi, Paşabağ-Zelve belli başlı görülmesi gereken yerlerdir.

AVANOS

Antik dönemdeki adı "Venessa' olan Avanos, Nevşehir’in 18 km kuzeyinde  Kızılırmak nehrinin her iki yakasında kurulmuş, Kapadokya bölgesinin en iyi turizm merkezlerinden biridir.  Avanos, toprağına hayat verip toprağını sanat eserine dönüştürmeyi bilen, toprağını sanat eseri haline getirmeyi başaran bir ilçemizdir. 

Tarihi MÖ 2000’li yıllara dayanan Avanos, Zelve’nin de yakınında Ürgüp ve Göreme ile Kapadokya yöresinin çekim merkezlerindendir. Orta ve Kuzey Anadolu bölgelerinin önemli bir kesimini sulayıp Karadeniz’e dökülen Kızılırmak,  rengini Avanos’tan alıp sularına kattığı tüflü, killi topraklardan alır.  Kızılırmak'ın Avanos'a ulaştırdığı milli toprak ve killi çamur  kuşaktan kuşağa aktarılan formlarla biçimlenip  çanak çömleğe dönüşür. [7] (yazının devamı için tıkla AVANOS'TA GEZİNELİM)

Gülşehir Nevşehir

Nevşehir'e 20 km. uzaklıkta, Kızılırmak'ın güney kenarında yeralan antik adı Zoropassos olan Gülşehir´in eski adı ise Arapsundur. Gülşehir, batısında Aksaray ili Ortaköy ilçesi, güneydoğusunda Nevşehir il merkezi, doğusunda Avanos ilçesi, kuzeyinde de Mucur ve Hacıbektaş ilçeleri ile çevrilidir. Gülşehir, Kızılırmak Vadisi’nin iki yanında  850-1.250 m. yüksekliğindeki bir arazide kurulmuştur.

Gülşehri'de  Açıksaray çevresinde ve Göreme Vadisi’ndekilere benzer Peribacaları denilen doğal oluşumlar bulunmaktadır. ilçenin deniz seviyesinden yüksekliği 885 m.dir. Yüzölçümü 931 km2; toplam nüfusu da 31.664’tür. [8] ( Yazının devamı için tıkla Gülşehir Nevşehir )

NEVŞEHİR

Antik  adı "Nyssa" olan Nevşehir’in Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki adı "Muşkara" ydı. brahim Paşa (1660-1730) doğup büyüdüğü yer olan Nevşehir’e ilgi göstermiş, Ürgüp’e bağlı 18 haneli küçük bir köy olan Muşkara’da camiler, çeşmeler, okullar, imaretler, hanlar ve hamamlar yaptırmış, adını da ‘Nevşehir’ olarak değiştirmişti.

Göreme

Göreme çok sayıda kilise,  keşiş yemekhaneleri, mezar odaları, kiler ve mahzenler, kayalara oyulmuş evler, peri bacalarının görkemli gösterileri, mantar şeklindeki yeryüzü oluşumları ve diğer pek çok özellikleri ile görülmesi gereken bir yer. Müze alanındaki manastırlarda VII. Yüzyıldan XII. Yüzyıla kadar kilise mimarisi, kilise ve keşişhanelerin tavanları ile duvarlarına yapılmış resimleri ile oldukça ilgi çekici bir yerdir.

Göreme, Nevşehir-Ürgüp-Avanos üçgeni arasında etrafı vadilerle çevrili bir bölgede yer alır. Kuzeyinde Kızılırmak, doğusunda Yeşilhisar, güneyinde Hasan ve Melendiz Dağları, batısında Aksaray ve kuzeybatısında Kırşehir ile sınırları olan bir ilçemizdir.  [9] ( Tıklayın: Göreme Turizm Doğal ve Tarihi Özellikleri ) 

Göreme Milli Parkı

Uluslararası kültür mirası sayılan bu bölgelerdeki bazı yerleri çevreleriyle beraber korumak, milli park sistemi ile gerçekleşmektedir. Nevşehir-Avanos-Ürgüp arasında kalan 9.572 hektarlık alanı kaplayan Göreme Milli Parkı, Türkiye'nin orman rejimi dışında ilân edilmiş tek milli parkıdır. Göreme Milli Parkı, Göreme, Çavuşin, Uçhisar, Ortahisar, Zelve yerleşimlerini de içine alır.

IHLARA VADİSİ

Aksaray İli, Güzelyurt İlçesi, Ihlara Kasabası’nda ve Hasan Dağı’nın Kuzeydoğusundadır. Aksaray’a 40 km, Güzelyurt ise 7 km mesafededir.

Nevşehirr’den Aksaray ’a giderken Aksaray’a gelmeden yaklaşık olarak 11 km. kala sola ve Güzelyurt yoluna dönerek;  ya da Derinkuyu'dan sağa dönerek Ihlara Vadisi’ne gidilebilir. Ya da Aksaray üzerinden tabelaları izleyerek de vadiye ulaşılır.

Ihlara Vadisi, Hasandağı volkanından püskürtülen lavların akarsu aşındırması sonucunda oluşan bir vadidir.  Ihlara, Hasandağı'ndan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla ortaya çıkan çatlaklar ve çökmeler sonucunda, Melendiz çayının bu çatlaklarda kendine bir yatak oluşturarak derinleştirmesi neticesinde ortaya çıkmış bir kanyondur.  Ihlara vadisi Melendiz Nehrinin sularının yardığı kanyonun içindedir.  Melendiz çayı, milyonlarca yıllık bir sürecin sonunda, 14 kilometre uzunluğunda ve yüksekliği yer yer 110 metreye ulaşan kanyon görünümlü bu vadiyi meydana getirmiştir. 14 kilometrelik vadi boyunca 30'a yakın menderes çizerek ilerleyen Melendiz Çayı,  araziyi derin ve sarp bir biçimde yararken, çarpıcı güzellikler meydana getirmiştir.  Ihlara Vadisi'nin, dik kayalıklarının bittiği yerlerde ve  Melendiz Çayı'nın kenarlarındaki oluşan alanlarda fıstık ağaçları ve zengin bir bitki örtüsü göze çarpar.[10] ( Tıklayın: IHLARA VADİSİ TARİHİ VE DOĞAL DOKUSU )

Çavuşin:

Göreme-Avanos yolu üzerindedir. Eski bir yerleşim olan Çavuşin'de yöre taşlarından yapılmış, kayalara oyulmuş evler köye farklı bir mimari kazandırmaktadır. Ancak, evlerin üzerine kayaların düşmesi nedeniyle bugün kimse yaşamamaktadır. Çavuşin'de Vaftizci Yahya Kilisesi, Güllüdere Kilisesi ve Büyük Güvercinlik Kilisesi (Çavuşin Kilisesi olarak da bilinir) bulunmaktadır.

Ortahisar ve Uçhisar

Hem Ortahisar'da hem de Uçhisar’da bulunan kaleler ve Mağaralar görülmesi gereken yerlerdendir.  Uçhisar Kalesi’nin zirvesi aynı zamanda bölgenin panoramik seyir noktasıdır. Kale içerisinde bulunan çok sayıdaki odalar birbirlerine merdivenler, tüneller ve koridorlarla bağlanmıştır. Çok katlı bir özelliğe sahip olan Kalenin bazı mekânları bugün yer yer göçtüğünden dolayı tüm mekânlara ulaşmak ne yazık ki mümkün olamamaktadır.[11]

KAPADOKYA’DA YER ALTI ŞEHİRLERİ

·         Kaymaklı Yeraltı Şehri,  ( bkz: Göreme )

·         Özkonak Yeraltı Şehri, ( Bkz: AVANOS )

·          Derinkuyu Yeraltı Şehri, ( bkz: Göreme )

·         Acıgöl Yeraltı Şehri,        

·         Tatlarin Yeraltı Şehri, ( bkz: Göreme )

·         Mazı Yeraltı Şehri ve  

·         Özlüce Yeraltı Şehri

·         Sivasa Gökçetoprak Yeraltı Şehri:

 

KAPADOKYA DA HÖYÜKLER

·         Alacahöyük :

·         Suluca Karahöyük:

·         Acemhöyük:

·         Topaktı Höyük:

·         Çatal Höyük

ÖNEMLİ KİLİSELER

Ihlaradaki Önemli Kiliseler : Ala Kilise, Direkli Kilise, Kırkdamaraltı Kilisesi, Karagedik Kilisesi, Eskibaca Kilisesi, Sümbüllü Kilise, Bahattin Kilisesi, Ağaçlı Kilise, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Kokar Kilise, Purenliseki Kilisesi, Eğritaş Kilisesi, Kemer Kilise, Saint George Kilisesi. Belha Manastırı, Vaftizci Yahya Kilisesi (Çavuşin), Büyük Güvercinlik Kilisesi (Çavuşin Kilisesi), Güllüdere Kilisesi (Çavuşin), Zelve Kiliseleri, Aziz Jean Kilises, (Gülşehir) Kapaodkya’nın önemli kilise ve manastırlarıdır

GÖREME’DE KİLİSELER

Durmuş Kadir Kilisesi

Adını içinde bulunduğu bağın sahibinden alan kilise, Göreme’nin Karşıbucak mevkiindedir. Gerek Göreme gerekse Kapadokya kiliselerinde ender rastlanan bazilika tipindeki bu kilise 3 apsisli ve ana apsisi templonludur.

Yusuf Koç Kilisesi

Apsiste İsa’yı kucağına alan Meryem Ana tasviri, altında ise yan yana sıralanmış piskopos tasvirleri yer alır. Azizlerin aralarında bulunan çift düğümlü sütunlar 11. yüzyıldan itibaren görülen bir özelliktir.

El Nazar Kilisesi

Göreme-Müze yolunun sağındaki vadide, yoldan yaklaşık 800m. Uzaklıkta El Nazar vadisindedir. Bir peribacası içine oyulmuş El Nazar Kilisesi, ‘T’ planlı, haç kolları beşik tonozludur. Doğu kolunda mezarlar yer alır. Kilise’de, İsa’nın çoçukluğu, gençliği ve mucizeleri resmedilmiştir. El Nazar Kilisesi, 10. yüzyıla tarihlenmektedir.

Göreme Açık Hava Müzesi içinde yer alan kilise, şapel ve manastırlar, Tokalı Kilise, Aziz Basil Şapeli, Elmalı Kilise, Azize Barbara Şapeli, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Azize Catherine Şapeli, Çarıklı Kilise, Rahipler ve Rahibeler Manastırı’dır

Saklı Kilise

El Nazar Kilisesi’nin yakınlarında olan Saklı Kilise’nin girişi toprak kayması yüzünden yıllarca önce kapanmış, 1957 yılında bir rastlantı sonucu keşfedildiğinden bu adı almıştır. Mezopotamya kilise mimari geleneğine benzeyen Saklı Kilise, enlemesine dikdörtgen planlı, ana mekân iki sütun ve üç kemerlidir.

Klisede İsa ile ilgili Müjde, Doğum, İsa’nın mabete takdimi, Vaftizci Yahya’nın görevlendirilmesi, Vaftiz, Başkalaşım, İsa çarmıhta, Meryem’in ölümü ve aziz tasvirleri vardır

Meryem Ana (Kılıçlar Kuşluk) Kilisesi

Tokalı Kilise’nin arkasındaki sırtta, Göreme Açık Hava Müzesi’ne yaklaşık 250m. Uzaklıkta, Kılıçlar Kilisesi’nin güneyindeki dik yamaçta yer alır. Kapadokya Bölgesi’nde ender görülen bir mimariye sahip olan Kilise, enlemesine dikdörtgen planlı, farklı genişlik ve yükseklikteki iki beşik tonozla örtülüdür.

 Batı duvarında kucağında çocuk İsa’yı tutan Meryem Ana, hemen altında Melekler Michael ve Gabriel, tonozlarda ve nişlerde ise aziz ve azize tasvirleri yer alır

Karanlık Kilise

Karanlık Kilise olarak adlandırılmasının nedeni, narteks kısmındaki küçük bir pencereden çok az ışık almasından dolayıdır. Bu sebeple fresklerdeki renkler oldukça canlıdır. Kilise ve narteks İncil ve İsa siklusunu içeren zengin süslemelere sahiptir. Ayrıca Elmalı ve Çarıklı Kilise'de olduğu gibi Tevrat kaynaklı sahneler de resmedilmiştir. Kilise, 11. yüzyıl sonu 12. yüzyıl başına tarihlenmekted


 Resim Alıntı: ww.e-yasamrehberi.com/photo/kapadokya/k

KAPADOKYA’DAKİ ÖNEMLİ VADİLER

Kılıçlar Vadisi:

Göreme Vadisi ile Aktepe arasında tüf kayalardan oluşan vadilere Büyük Küçük Kılıçlar denilmektedir. İçinde suyolu geçen peribacaları, tüneller, ilginç biçimli kayalıkları ile etkileyici bir görünümü olan vadide Kılıçlar Kilisesi bulunmaktadır.

Kızılçukur Vadisi:

Jeolojik oluşumu ile dikkat çeker. Gün batımına doğru doğal bir kızıllığa bürünür

Paşabağları: Rahipler Vadisi

Zelve yakınındaki bir başka ören yeri peribacalarının bütün örneklerinin mevcut olduğu Paşabağları'dır. Eskiden Rahipler Vadisi olarak bilinen bu alan Bizans döneminde tecrit edilmiş bir hayatı tercih eden keşişlerin barınma yeri olmuştur.

Zemi Vadisi

Zemi Vadisi, Göreme Açık Hava Müzesi'nin bulunduğu alandan başlayıp Kermil Tepesi'nde sonlanmaktadır. Vadi içerisi bitki örtüsü açısından diğer vadiler gibi oldukça zengindir. Vadi gezinizde Sarnıç, Saklı, Görkündere ve El Nazar Kilisesileri vardır. 

Göreme Kızılçukur Vadisi

Kapadokya gezinizde gün batımına yakın Göreme'de olursanız, güneşin batışını bu vadiden izlemenizi tavsiye ederim. Güneş ve peri bacalarının güneş batarken oluşan görüntüsü görülmeye değer güzel görüntüler oluşturmaktadır. Vadi, Göreme-Çavuşin yolu üzerindedir

Göreme Bağlıdere Aşk Vadisi

Bağlıdere Vadisi, diğer adıyla Aşk Vadisi, Göreme-Uçhisar yolu üzerindeki Örencik'den başlayıp, Göreme-Avanos yolu üzerinde biten 4900m. uzunluğunda bir vadidir. Vadi yürüyüş için oldukça uygundur. Vadi içerisinde zengin  bitki örtüsü ve peri bacaları vardır.

Zelve Vadisi ve Paşabucağı;

Uçhisar, Göreme, Çavuşin gibi kaya oyma mekânlardaki yaşamın ne zaman başladığı bilinmeyen Zelve, özellikle 9. ve 13. yüzyılda Hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olmuştur. Rahiplere ilk dini seminerler bu yörede verilmiştir. Paşabağlarına 1km. Uzaklıktaki Zelve, Aktepe’nin dik ve kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Üç vadiden olaşan Zelve Ören Yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir.

Gömede Vadisi ve Mustafa Paşa

Ihlara Vadisi’nin küçük bir benzeridir. Ihlara Vadisi’nde olduğu gibi kaya oyma kiliselere, barınaklara ve vadinin içinden geçen bir dereye sahiptir. Mustafapaşa’daki önemli kilise ve manastırlar; Aios Vasilios Kilisesi, Kontantin-Eleni Kilisesi, Manastır Vadisi Kiliseleri ve Gömede Vadisi’nde Alakara Kilise ve Aziz Basil Şapeli’dir.

Pancarlık Vadisi ve Kilisesi

Pancarlık vadisi Ortahisar Kasabasına ortalama 4 km. kadar uzaklıkta ve Üzengi Vadisi ne yakın bir mesafededir

Devrent Vadisi

Çok farklı peribacası oluşumlarının gözlenebildiği bir vadidir. Vadideki peribacalarının şekilleri bazı canlılara benzetilmesi nedeniyle Hayal Vadisi (Imaginary Valley) olarak da bilinir

Üzengi Vadisi

Üzengi Vadisi hem doğal hem de tarihi güzelliklerle dolu ilginç bir vadidir. Ortahisar ve Ürgüp'e bağlı Mustafapaşa kasabaları arasında yeralır. Üzengi vadisi yol boyunca güzel manzaralar bulunması nedeniye son yıllarda popüler olmaya başlamış bir yürüyüş parkurudur.[12]

Ihlara Vadisi

Aksaray İli, Güzelyurt İlçesi, Ihlara Kasabası’nda ve Hasan Dağı’nın Kuzeydoğusundadır. Aksaray’a 40 km, Güzelyurt ise 7 km mesafededir.

KAPADOKYA’DA MÜZELER 

Nevşehir Müzesi,

Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün 1966 yılında aldığı kararla kurulmuştur. Damat İbrahim Paşa Külliyesi'nin bir parçası olan Aşevi, Sübyan Mektebi, müze olarak kullanılmak üzere restore edilmiş ve teşhir işleri tamamlandıktan sonra 1967 yılında Damat İbrahim Paşa Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Müze, 1987 yılında şimdiki Kültür Sitesi bünyesindeki yerine taşınmıştır. Müzede arkeolojik ve etnografık olmak üzere iki teşhir salonu mevcuttur

Göreme Açık Hava Müzesi:

Nevşehir'e 13 km. uzaklıkta ve Göreme Kasabası'nın 2 kilometre doğusunda yer almaktadır. Göreme Vadisi'nin ilginç jeomorfolojik yapısı içinde IV. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar yoğun biçimde yaşanan manastır hayatı, dini sanatın tarihi sergilenir. Hemen her kaya bloğunun içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve oturma mekânları mevcuttur. Göreme Açık Hava Müzesi'ndeki kiliseler tek nefli, çift nefli, haç planlı, yazılı haçlı, iki nefli kubbeli, bitişik çift nefli olmak üzere çeşitli formatlardadır.

Tokalı Kilise, Kızlar (Rahibeler) Manastırı, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Aziz Basil Şapeli, Azize Barbara Şapeli, Yılanlı Kilise (Aziz Onuphrius Kilisesi), Azize Catherine Kilisesi, Kılıçlar Kilisesi, Meryem Ana Kilisesi, Aziz Eustathius Kilisesi, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise, El-Nazar Kilisesi, Kadir Durmuş Kilisesi, Yusuf Koç Kilisesi, Yamanlı Kilise ve Saklı Kilise'dir.

Ürgüp Müzesi

Ürgüp Açık hava Müzesi Mustafa Paşa (Sinesos) Aiios Vasilios Kilisesi, Manastır Vadisi Kiliseleri, Yeşilöz Kilisesi (Aziz Theodore) ve Pancarlık Kiliselerinden oluşur.

Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Müzesi

Suluca Karacahöyük-Hacıbektaş, İlicek Höyük, Kayaaltı Höyük, Abdal Kalesi, Kızılöz Çiftliği, Kalehöyük. Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Müzesi 'ne bağlı ören yerleridir

 

Selçuklu, Anadolu Beylikleri ve Osmanlı Eserleri

Damat İbrahim Paşa, Nevşehir'i Anadolu'da önemli bir Müslüman kenti haline getirmek için girişimlerde bulunmuştur. Nevşehir Kalesi, Damat İbrahim Paşa Külliyesi, Kaya Camii, birçok çeşme, Gülşehir'deki Karavezir Külliyesi, Aşçıbaşı Camii, Avanos'taki Ulu Cami bu eserlerin bir kısmıdır. O dönemde Nevşehir sınırları içerisinde bulunan ancak bugün başka il sınırları içindeki yerleşim yerlerinde de Damat İbrahim Paşa'nın eserlerini görmek mümkündür.

Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi (Pir Evi): Külliye, eski Türk saraylarında da gözlenen üç avlulu bir yerleşim düzenine sahiptir. Her birinin içinde farklı eserler bulunan avlulardan ilki Nadar Avlusu'dur. Buraya Osmanlı klasik mimari üslubunu yansıtan Çatal Kapı'dan girilir. Külliyenin önemli eserlerinden biri olan Üçler Çeşmesi birinci avludadır.

Bektaş Efendi Türbesi:

Üzerindeki kitabeden 1603 yılında öldüğü anlaşılan Bektaş-ı Efendi'ye ait bir türbedir. Giriş bölümü ve sandukaların bulunduğu kısım olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır.[13]

Taşkın Paşa Külliyesi (Ürgüp):

Kapadokya'da Türk devri yapılarının örneklerinden biri Ürgüp'ün 18 km güney batısındaki Damsa köyünde bir cami ve medrese ile iki türbeden oluşur.

Saruhan (Avanos):

Kapalı ve avlulu kısımlardan oluşan Saruhan olağanüstü zengin süslemeleri olan bir Selçuklu eseridir. Sultan II. İzzeddin Keykavus zamanında yapılmıştır. İki kilometre karelik bir alanı kaplayan bu eserin taçkapısı zengin süslemeleriyle dikkati çeker.

Alaeddin Camii (Avanos):

Alaeddin Keykubat tarafından yaptırıldığı kabul edilen cami, farklı devirlerdeki eklerle değişikliğe uğramıştır. Mihrap ve minber sık sık boyanıp elden geçirildiği için özelliklerini kaybetmiş parçalardır. Kuzeydeki enlemesine dikdörtgen kışıma küçük bir kubbeli mekânla geçilir. Bu kısım oldukça geç bir tarihte yapılmıştır.

Kızılkaya Camii (Gülşehir):

Kitabesine göre 1293 tarihli olan cami, eski adı Arapsun olan Gülşehir'deki Selçuklu dönemine ait yapılardan biridir. Karzaçay Hatun adlı bir kadın tarafından yaptırılmıştır. Onarımlara rağmen özgünlüğünü koruyabilmiş olan bu küçük yapı üç neflidir.

Nevşehir Kalesi:

Nevşehir Kalesi, Selçuklular döneminde yapılmış, Damat İbrahim Paşa tarafından kule ve burçlarla sağlamlaştırılarak restore edilmiştir.Şehrin güney batısındaki yüksek tepeye inşa edilmiş olan kale, burçlarla desteklenmiştir

Damat İbrahim Paşa Külliyesi:

XVIII. yüzyılda Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılan külliye100 cami, medrese, kütüphane, hamam, imaret (aşevi) ve sübyan mektebinden oluşan bir yapılar topluluğudur. 1718-1730 arasında tamamlanan ve farklı fonksiyonlar taşıyan yapılar, şehri canlı bir kültür alanı haline getirmiştir. Topografyanın elverdiği ölçüde bazen simetrik bir düzen bazen de farklı açılara göre yerleştirilen yapılar içinde en önemlisi, oldukça geniş bir dış avlunun orta kesiminde yer alan Kurşunlu camidir. Kurşunlu Cami, avlu kuzey girişindeki Lale Devri'nin ünlü şairi Nedim'in dizelerinin yer aldığı mermer kitabesiyle dikkat çeker. 20 satırlık bu kitabe camiyi ve Damat İbrahim Paşa'yı tanıtmaktadır.

Kaya Camii: 1715 yılında Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Basık kemerli avlu kapısında mermer bir levha üzerine işlenmiş kitabenin metni şair Dürrî tarafından yazılmıştır. Bir dış avlunun ortasındaki yapı, üç bölümlü son cemaat yeri ve tek kubbenin örttüğü bir kare mekândan oluşur. Cami, XIII. yüzyıl İstanbul camilerindeki plastik özellikleri yansıtır.[14]

Karavezir Külliyesi (Gülşehir): Gösterişli bir yapıya sahip olan Karavezir Külliyesi bir cami ve bir medreseden oluşur. Giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre 1779 tarihinde Seyyid Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Aşçıbaşı Camii (Gülşehir): Girişin üstündeki kitabeye göre sarayda aşçıbaşı olan Süleyman Ağa tarafından 1715'te yaptırılmıştır. Uzun dikdörtgen planlı bir camidir

Ulu Cami (Avanos): XVIII. yüzyıla ait bir Osmanlı eseridir. Enlemesine dikdörtgen planlı yapıya, toprak seviyesinden merdivenlerle inilir. Yeraltı Camii olarak da bilinir.

Beylik Hanı: 1726 yılında Damat İbrahim Paşa yaptırmıştır. Bu yapıdan günümüze kayalara oyulan ahırlar ve üç bölümlü kemerli bir oda sağlam kalmıştır.

KAPADOKYA EVLERİ

 Kayalara oyulmuş Kapadokya evleri ve güvercinlikler yöreye özgü bir özellik taşır. Nevşehir taşları ile yapılan bu evler 19 yy dan beri ya yamaçlara ya kayalara  ya da kesme taştan inşa edilmişlerdir. Bölgeye has özellikler gösteren bu taşlar volkanik yapıdan dolayı oldukça yumuşak, son derece dekoratif özellikler gösteren ve çok rahat işlenebilen bir özellik taşımaktadır. Hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanıklı bir yapı malzemesine dönüşen bu taşların biçimlendirilmesi ve taşınması çok koyladır. Yörenin başlıca ihraç ürünlerinden biri olan bu taşlar yakın bölgelere de satılmaktadır. Kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır. Kapadokya evlerinin duvarları bu taşlardan örülmektedir. Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır. Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleri konulmaktadır.  

Yöreye özgü diğer bir mimari stili ise güvercinliklerdir. Yöredeki güvercinlikler 19. yüzyılın sonları, 18. yüzyılda yapılmış küçük yapılardır. İslam resim sanatını göstermek açısından önemli olan güvercinliklerin bir kısmı manastır veya kilise olarak inşa edilmişlerdir. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından zengin bezemeler, kitabeler ile süslenmişlerdir.

KAPADOKYADA ÜZÜM VE ŞARAPÇILIK

Kapadokya denince akla ilk gelenlerden birisi  de bağcılık ve şarapçılıktır bölgede müşterilerine şarap sunan çok sayıda şarap evi bulunmaktadır. Çok köklü bir şarapçılık geleneğine sahip olan bölge, yöreye özgü Emir üzümlerinden üretilen beyaz şarapların kalitesi ile ünlenmiştir. Emir üzümlerinden yapılan beyaz şaraplar 1980’li yılların başlarında ilk kez Doluca’nın çıkardığı Nevşah şarabı ile adını duyurmuştur.

Bölgedeki peribacaları şarap üretimi açısından doğal bir avantaj sunmaktadır. Kapadokya’daki volkanik kaya yapısının şarap üretimi açısından önemli bu kayaların içlerinin kolaylıkla oyularak şarap için uygun mahzenler hazırlanabilmesindendir. Kapadokya’daki kaya içi mekânlar serin ve sabit ısılı ortamlarıyla şarap üretimi için ideal ortamlar sunmaktadır.[15]

Bölgede üretilen  Dimrit siyah üzüm çeşidinden vasat kalitede şarap yapılabildiğinden yöredeki üreticiler “Kalecik’ten getirdikleri Kalecik Karası, Elazığ’dan getirdikleri Öküzgözü, Diyarbakır yöresinden getirdikleri Boğazkere ve Tokat bölgesinden getirdikleri Narince gibi kaliteli üzümleri bölgede yetiştirmeye başlamışlardır. “ [16]



KAYNAKÇA

  • [1] https://www.cappadocia.gov.tr/index.php
  • [2] https://www.cappadocia.gov.tr/index.php?option=com
  • [3] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/233-avanosta_gezinelim.html
  • [4] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/313-g%C3%B6reme_turizm_dogal_ve_tarihi_%C3%B6zellikleri.html
  • [5] https://www.cappadocia.gov.tr/index.php?option=com
  • [6] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/313-g%C3%B6reme_turizm_dogal_ve_tarihi_%C3%B6zellikleri.html
  • [7] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/233-avanosta_gezinelim.html
  • [8] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/329-gulsehir__nevsehir.html
  • [9] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/341-ihlara_vadisi_tarihi_ve_dogal_dokusu.html
  • [10] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/341-ihlara_vadisi_tarihi_ve_dogal_dokusu.html
  • [11] https://tatilmerkezleri.blogcu.com/kapadokya-yoresi-gezilecek-ve-gorulecek
  • [12] https://kapadokyaweb.com/kategori/bolgeler/uzengi
  • [13] https://www.ntb.org.tr/index.php?option=com_content&view=a
  • [14] https://www.ntb.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&i
  • [15] https://www.kapadokyadatatil.com/index.php/componen
  • [16] https://www.kapadokyadatatil.com/index.php/component/






EsaAdmin / Erkek / 24.08.2016