ÖMRÜN GÜVERTESİ

Mahlası yok bu şiirin öncesinin de en çok ela bir titrin doğasında saklı iken gizi yüreğin elbet mazhar olunası duyguların bekası iken karaçalı misali içimde kaçışan ayakları rüzgârın.

 

 

 

Meylettiğim hangi hayalin güftesinde saklıdır aşk?

Renklerden derlediğim hangi haletiruhiyenin siması?

Sözcüklerse bahşedilen

Ölümse kimi zaman öykündüğüm

En sevdiğimse öldürdüğüm nefsin son nefesinde

Tanık olduğum bir veda belki bir yakarış…

 

Kırbaçladığım ruhumda

Şaha kalkan bir serzeniş

Elbet içimde devinen ve tozutan bir cümbüş ki

Tayfası olduğu değilim öteberinin

Tevazu yüklü yüreğin yarım kalan neşesi

Elbet severek ve acı çekerek ihya olduğum

Ömrün güvertesi.

 

Şimdi sözcüklerken misina ağım

Yarınsa imgelere dizdiğim yarım kalan hayatım

Öncemde saklı ne ise şiarım

Ve yazgım

Ve de yalnızlığım

Talip olduğum yarınların rüzgârı

Baş koyduğum aşkın ve umudun kısık sesi

Hala dinmeyen özlemim

Öznesi olduğum şiirlerden

Firar ettiğim günbegün reçinesi

Saklı mazinin albenisi

Hala saklı dualarımda

Sözcüklerimse kimi zaman yalnızlığımın türbesi.

 

Sadık olduğumsa kâinat ve Mevla’m

Anlaşılmazlığın salasında varacağım son yaka

Oysaki bir buse kondurmuştum ben İstanbul’a

İstimlak edilen altın yüklü toprağından

Firar eden bir duvar gibi

Sığındığım bir ömür arkasına.

 

Müspetse şu varlık

Naifse sadık

Kaldığım içinden geçmemi bekleyen aralık

Bir serenat ise içimde çınlayan

Bir nakarat mıdır yoksa aşk yüreğimi tırmalayan?

 

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017