AŞKIN TOZLU VE NAZLI YORGUNLUĞU

Bir rivayetin kancasında saklı meali sırların

Katlanan zamanda kat izi hazanın

İhbar ettiğimiz geceden sarkan

O izdiham ki

Katıksız sevgiden dem vuran hicran.

 

Muadili yok işte özlemin

Kan kana içtiğimiz bir şarkıda

Tutuklu kalan makber gibi

Sitemi evrenin.

İçli bir vaveyla

Günyüzü görmeye delalet

Haznesinde kanatlanır da kanatlanır

Düşler

Meddücezri fevri yüreğin

Göğe damga vuran göç izi geçmedi de mevsimin.

 

Kör düğüm heceler

Manivelası inzivada güneşin

Hani ışığı

Hani halesi sönmek bilmeyen

Feri de sevdanın

Elemle raks eder dost düşman.

 

Huzura biat bir gölgede saklı kalsaydı keşke

Sinesinde yaralar biriktiren ferman

Yamalı aşkların da mezarında

Köklenen asalet

Uzvunda ruhunda dem bulur her hikâye

Bir nebze de olsa mutluluk mu dileyen?

 

Dillenen her hazin hece

Kardığımız kadar maziyi

Sevdayı da örter toprak iziyle

Hani dünde kalmadan tek bir hatıra

Mümkün olsa keşke gök kubbeye dokunmaya

Hele ki Rabbine duyduğun aşk ve özlem

Surelerde daha da büyür içten gelen.

 

Her veda kutsal

Her gün hayatta yeni bir kura

Kurda kuşa yem olmasın yeter ki

Yürekte saklı her anı

Anda mevcut bir ibare olsa da zaman

Göğsümüzü gere gere sevmedik mi biz elemi?

Hele ki mutluluğa ramak kala

Dikiş tutturamadığımız bir minvalde

Kanar da kanar içre dönük yara.

 

Yâd ettiğin kadar

Yarenlik eden her hatıra

Hatırımda kaldı elbet çehrende saklı nazın

Yer bulsak da bulmasak da

Ait olduğumuz devranın saklıdır hıçkırığı.

 

Dünde kalan bir coşku

Elbet gençliğin verdiği bir huzurdu

Bilip bilmeden ayak bastığımız

Aşkın tozlu ve nazlı yorgunluğu.





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017