BİRİKTİR DÜŞLERİNİ

‘’Beni vur saatin altında seni seviyorumdur bu.’’ (Alıntı)

 

Dikişlerini yeni aldırdım şiirlerin: pek ala pek ala, diye savsakladı duvarlar ve içimdeki gizin izinde sürmenaj olan şiirlere paye verdim kendimden çok: sanırım kendime çok uzak bir düşün de yalancısıyım ve aşkın patika yollarında nöbetteyim, gecenin efemine sessizliğine dualar okuyorum ve şiirler adıyorum içimdeki sefil ve yerleşik düzene.

 

 

 

 

Kök hücresi olabilirdim umudun

Tarumar edilmiş bir gezegenin de son müdavimi

Sırp Sındığı savaşından kalan bir gazidir kalemim

Cihan savaşlarına katılmayı unutan bir yaşlı tüfek belki de

Kendini temizlerken şakağından vurduğu sözcükler

Detaylarda yaşamanın da özrü ile

Geneline resmin bakmadan geçen bir önsezi.

 

Sözcükler hegemonyasında atladığım basamaklar mı yoksa?

İçime atanan bir öğretmen titizliği ile

Hayatı sınıfa benzeten bir koşut

İklimlerin söküklerinde buluşan

İğne iplik gibi

Kendime batırdığım çuvaldızı da minnetle anarken

Her öldüğümde

Başa alacağım filmin özlemine tevekkül yükleyen.

 

Gönül gözünde ufku delen

Aşkın kayıp bataryasında biteviye tükenen

Bayan Yanlış ve Bay Densiz olmanın muradı belki

Kefil olduğum düşlere de uzandığım gerçeği ile

Titizlikle sevdiğim gerçeğini asla değiştirmeyecek.

 

Katmanlarında ömrün, devasa rahmet

Kayda geçmeyen şiirler belki son çare

Bir de tutturmuşsan kıvamını hayatın

Devasa rahmetin izinde ne mutlu salındığın.

 

Düşlerini biriktir, çaylak hayalperest

Ufkun da saltanatını sürsün şu devingen terane

Öykülerin göz hapsinde yeni hayatlar yarat

Sevdanın namelerine karışan ay ışığı

Ben ki kentin yabancısı

Ben ki kent soylu bir âdem

Aşkın hicreti ile kendime duyduğum özlem

Kanaviçe gölgelere sığdıramadığım isyan

İnsanlığın da rüştünü ispatlamak adına

Çözeltisinde acıların ramak kala mutluluğa

Göçeceğim de kentin harabelerinden.

 

 

Bir örtüden süzülen gün ışığı gibi

Üzülen yüreğim nasıl ki kafeste

Kuş tüyü vicdanımla süreceğim sefası yalnızlığın

Duvar dibinde yeşeren bir acı gibi

Kendimi ıskaladığım her yeni gün sinemde açan.

 

Sözcükler ne urgan ne üryan

Aşksa bahşedilen en ulvi hadise

Soyut gezginlerle örtüşen somut bir özlem

Elbet yabancılığın mahmuzladığı bir saldırı

Kendi ile restleşen her hücremde saklı matem

İndinde yalnızlığın kaybolup giden peşi sıra

Sevgilinin aşka methiyeler dizen bir şairin de yalancısı elbet

Kalem ve kelam.

 

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017