DÜŞ ÇUKURLARI

Ölümün seyyah varlığında bir med-cezir

İkilemlerin yumağında bir dürtü

Meali o gömütün

Hıçkıran tekdüze sefası mermerden başlığın…

Okşadığım kadar okyanuslara aşığım ben

Sığlardan yolum her geçtiğinde

Üşürüm de nazarında Tanrının.

Bir beis…

Kıtlandı acılar nicesi yoldan çıkan yeis

Düş çukurları

Bir de kezzap döktüğüm yarınlar…

 

Düş kupürlerinden çaldım ben bu satırları

Ne zamanki daldım derinlere

Uykusuzluktan kızaran gözlerime sürme çektim

Sevdiğim kadar sevilmeyi filan da dilemedim,

Bir ömür bir ömür

Yansızlığım kadar

Yandaşlığım aşka ve inanca

Göğün kumpasında saklı bir kör düğüm

İnandığım kadar Mevla’ma

İnanmak neyin nesiydi sahi tüm insanlığa?

 

Düştüm bir daha bir daha

Düşürdüm içimdeki şiiri

Düşkün olmadı asla mizacım

Lakin düşkündüm hayallere

Ve ihtimaller dâhilinde sevdim hep sevdim.

Büyüdüğüm de yalan

Daha demin ninniler dinledim

Annemin yorgun kalbinde titrek nameler

Gözümün bebeği sevdiklerim.

 

Bir iklimdim

Uyumuş unutulmuş izbelerde.

Bir ikilem daha giyindi yüreğim ve mehterim

Düş cambazlarına verdim veriştirdim

Bir ipte iki cambaz mı?

Neye yarardı saklı tutmasaydım mizacımı.

 

Mehtabın elemini içtim

Ellemeden satırları sezdim içinden geçenlerini

İnsanların.

Ben büyümedim lakin

Dar geldi bedenim kalp gözüme

Öyle devasa bir göz ki

Kaç odalı idi sahi zihnimdeki düşlerim?

Tek göz odada saklı binlerce sır madem

Yere göğe sığamadığım hep mi elzem?

 

Boyutları aşındırdım kalemle

Mizacıma yenik düştü feri gözlerimin

Kâh açtım kâh kapadım

Acılardı kat izini daim kılan süvarisi ömrün

Ve de şahlanan imgeler

Bir lal alfabeydim

Ve ekledim bilumum harf

Bilinmezi mihenk taşı bildim

Bir de nice sitemi başıma yağan taş gibi

Ve dilimledim yüreği

Minnet etmeden teslim ettim bir bir

Direncimle meşk eyledim elemi

Bir rüzgâr ki

İnsanın en çok da kendine özlemi.

 

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017