DÜŞTÜM YOLA BİR ŞİİR VAKTİ

Bir düş’ün tersanesinde doğdu bu şiir ve tehir ettiğim mutluluğun da bekası için düştüm yola bir şiir vakti.

 

 

 

 

Elde vardı madem hüzün şehrin esef yüklü gizi.

Aşkın hatırına yaşadık

Şiarı idik aşkın ve matbu yüzü

Yüzü dönüktü mevsimin geceye

Yürüdük ve yürüdük millerce

Mil çektiğimiz bir yüzdü şiir

Yüzde yüz haklıydı şair

İtham ettiği içindeki mevsim

Cüssesi ne idi hem şiirin ve şairin?

 

Yalnızlığa meyyal gecelerden

Uzandık zirveye

Kanamalı sözcüklerden derledik de:

Akça pakça idi imgeler

Tereddütsüz sevdi ve yazdı şair

Şehir ise kıyama duran bir rubai misali

Ederi neydi hem hüznün?

Atarı aşkın

Endamı özlemin

Mutlak bir mutluluktu yazmaya dair

Yazılmayansa binlerce sayfa nesi

Ve şair hep mi esir düştü?

 

Hüzündü yorganı martıların

Kanayan ayaklarından damlayan kanın izi idi

Peşinden koştuğu şairin

En çok da yetim ve öksüz yüreği

Çöpsüz üzüm misali

Yine de ağırdan sattı kendini gece ve şiir

Sevdiği kadar

Mutluydu

Söylemediği ne ise yazdı ve yazdı önce azar azar

Çoğalan bir coşkuydu aşkın kantarı

Hüznüne muhalif her hece

Hecelediğinden çok öte…

 

Sözlüklerden taştı fermanı

Feryadı duyulmasa bile

Fitilini ateşledi bir kez kalemin

Sonsuzluğu haykıran makber

Düşlerden yol bildi sözcükleri

Sözcüklerden aşka erdi ve hidayete

Nefsini öldürmenin verdiği güç ile

Gücüne gitse de zaman zaman

Gülümsemeyi bildi şair

İsmine etse de ihanet biteviye

Bir gülden fazlaydı içinde saklı tuttuğu bahçe.

 

Gözünü sakındığı sevgi

Elinin kiriydi mürekkep

Üstelik anasının ak sütü gibi helal ve billur

Teni ve titri ve tahtı

Düşse de gözden zamanla

Yüzünden açan güllerden ördü cennetini

Ulaşmaksa Rabbine tek dileği

Hem de kendini bildi bileli…





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017