GÖÇ MEVSİMİYDİ ŞİİRLER

Düşlerin fitilini ateşlemişti gerçekler belki de çürüyen bir bedenin temennisi iken emsalsiz kaportasıyla nasıl ki düş gücünü onaracaktı Tanrı ve aşkın bekasında özet geçti hayat kimine göre bir su küresi kimine göre salıncak sonra da iblis maytap geçti gök kuşağıyla hala havlusunu yere atmamıştı sözcükler elbet dokunulmazlığına sahip çıkan kâinat kadar da sır ve dert küpüydü şair hani olur da eveler geceler içindeki karanlık tüneli ve kim kaldıysa çevresinde kalanlar da göçüp giderdi hani göçmen kuşların gökyüzünden aldığı öç gibi.

 

Kimine göre göç mevsimiydi şiirler.

Kimine göre öcünü aldığı dünden neyse taşıp gününü basan…

 

 

 

 

 

 

Yansımalı mı sahi?

Yansıtamadığım her şeyin acısını çekmişken içime

Acımalı mıyım illa ki sahip olmadığım ne varsa

Hurafeler sunan doğaüstü bir aşkla mı?

Ermeliyim mi yoksa nihayete ansızın hafız?

 

Elbet yeni yeni anladığım nedenini

Kaç bin basamak kaldıysa

Hurra tırmanmalıyım zarafetle

Yaşar ve severken, illa ki

Bir adım sonrası gözlerimle d/okunduğum

O makamdır olası hidayetin tecellisi

Yeter ki acelesi olmasın Azrail’in;

O muğlak sondan

Elbet kaçış yok

Gel gör ki arıza çıkaran ruhumla

Tapındığım İlahi Sevdaya

Tırmalarken iç sesim

Açlığımı ve susuzluğumu giderdiğim

Elbet canhıraş sözcüklerimle

Kasveti azıcık da olsa dağıttığım…

 

Dağlanan mevsime sitayiş eden rüzgâr gibi

Dağınıklığımdan da çekin el ayaklarınızı.

İstirham ediyorum ama yetmez:

İmtina ettiğim her köşe başı

Gel gör ki itiraz hakkı tanımamışken meclis

Elbet dinecektir bu sesleniş

İçimde büyüyen bir arpacı kumrusu

Göğe attığım çentiklere şahit iken Tanrı

Şimdilerde bağlayıp çözüyorum yüreğime giydiğim iskarpinleri.

 

Gönül koyanlara inat aşkın sağdıcı bir bulut kadar

Beyaz ve duru olsan ne çare?

O incecik ucu kalemin

Cılız sesinde susmak bilmeyen tribünün

İşte sağın solun rüzgâr ve yalnızlık, hafız

Yokluğuma da alışacaktır geride kalanlar

Hele ki o kalantor imgeler yok mu?

Sabırsız mevsimin dahi çatlamışken sabır taşı

Uyumadığım kadar uyutmadığım efkârı

Taşa tutsalar ne ki, hafız?

 

 

Kilitli olan ve rahmetle iştigal

İnzivada dünya

Kefene paha biçilemeyecek kadar da sitemkâr

Varlıktan kasıt

Yoksun kılındığın ne ise

Aç biilaç gezindiğin

Hem hünkârı ömrün hem şiirlerin

Devasa bir taslakta kayıtlı tasa

Sağdıcı hangi mevsimse

Solumda çürük bir nota.

 

Iskartaya çıkmış mutluluk

Beyitler kadar törelerine sadık bir dalkavuk

Elbet içimi istismar eden neyse

Dışa vurumu üç beş şiirden öte

Aşka ırak bunca zalimin neferi iken

Nefret soluyan ve sollayan masumiyeti.

 

İçimde b/ölünen hücrelerime sadığım

Kapıp koyuverdiğim gözyaşımı da tensiye ettim artık

Yeniden açılacak devasa bir yara

Yamalı düşlerimden arda kalan

Kimine göre yasak savdığım

İçimdeki sese göre bakaya kaldığım o yarınların.

 

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017