HİÇLİK SANRISI

Yalnızlığı b/ölüyorum satırlara:
Uzandığım kadar mutluyum
Uzaklara yığdığım yakın kılan selamlarla
Bohçamda saklı tutuyorum güneşi
Yalıtılmışlığın efkârında dem bulduğum;
Yıldızlardan alıp da dökülen tozlarını
Ruha serpiyorum ulvi bir seslenişte
Huzura tapan gölgelerden neyse
Payıma düşen laneti.
 
Bir tılsımdan yana kaygım
Bir terennüm belki de ömür boyu kaybım
İhtimamla severken
İllet bir çığlıkta eriyen yürek sesimi
B/anıyorum,
Dokunulmazlığında ufkun
Sefasını sürmekse aşkın
Kan damlayan göğe tutkum 
Endamlı bir serzenişle içime kıydığım
Her kırık heceyi
Bir gülün endamı ile dikiyorum söküldüğü kadar
Yüreği.
 
Hamt ettiğim her zerremle
Kapışan bekçileri evrenin
İblisin serdiği cinneti
Sırtlanıyorum pervasızca
Bir toz bulutunda yaşamak neymiş edasıyla
Kayramda hüzün;
Kalbimde noksan kayıp mevsim
Kardığım ömrü
Tütsü yaktığım bir sergüzeşt beste işte
Mağlup düştüğüm.
 
Yerli yersiz nice derdest hükümle
Soluklandığım ansızın
Ufkumda pekişen cennetin tahayyülü ile
Görmezden gelindiğim bir hiçlik sanrısı
Duvarlardaki yaldızla bezeli gölgemle
Tuş ettiğim hangi yarım hikâye ise
Serpildiğim biteviye.
 
Nutku tutulan belirsizlik
Nasıl da eşlik etti, dercesine.
Haykırdığım yarım yamalak
Sevip de içime kapandığım nice tuzak…
 
Bir sevda ki yüreğin kıblesinde tutuşan
Nankör bir eda ki;
Yarama bastığım her imleç
Kaçırırken gözlerini içimdeki hıçkırık
Taşkın bir fani tasası ne ise
Deryalarda uçuşan öbek öbek
Ket vurulduğum yerli yersiz
Zannına düşkün belki yüreği kabarık
Kapıldığım her rüzgâr örterken acıların üstünü.
 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017