NE Kİ ÖLÜMÜN ÖTESİNDE

Ölümü diken ellerinde sağanağın, kuytulara sığınan bir vaveyla tadında makberin ve ötenazi yapan iklimin de matemi…

Şimdi düş geçitlerinde hizaya geliyor gerçekler ve dokunaklı dolunay asla taviz vermiyor ışığından.

 

 

 

 

 

Kimi zaman unutkan bir yaygara

İçine gizlenen her halede unutulan bir sure tadında mı?

Olmalıydı vazgeçişlerim, dercesine

Tünediğim şu miski amberde

Tutuşan yüreğim

Kim bilir hangi iklimin devingen sureti?

 

Bir bulutsam farzı mahal

Unutulduğuma tek tanık mı kader?

İçimde sökün eden binlerce farazi nota

Köklerimle bağlıyım madem hem atalarıma

Aşkın mukozasında mı saklı illa ki o çatlak?

 

Rüştümü her ispat ettiğimde

Fermanımın altında saklı soğuk imzam:

Çünkü soğuk bedenim ve ellerim

Soğuk aşkın son kurbanı

Sıcak bir meltem olsam da zamanlardan hangi

Zamansa çalıntı makberime şart koştuğum

Sefil mabedim ve izafi gölgemle

Sökün ettiğim her mimimde saklı feryadım

Konuşmadan da acımı yansıttığım

Sözcüklerimi de sanmasın kimseler ne ayıp ne kayıp.

 

Lanetin izi düştüyse bilinmeze

Bilinmedik ne mi kaldı, azizim?

Lal alfabem

Laternası ömrün

Kazıdıkça mezarı

İsyan eden nice iskelet

Şemsin hatırına mı sevmiştim ben aşkı ve özlemi?

Kollarımda soğuk gölgeler

Döktüğüm alın teri

Solgun olmaksa lütfu Rabbimin.

 

Yeniden açmakla iştigal bir çiçeğin ötesinde

Açacak da gün yüzlü şiirler

Sevginin uğruna sapmadığım yolumda

Ket vurulmak ne ki ölümün ötesinde?

 

 

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017