SEN AŞK

Hangi renksin sen, ey aşk?

Hangi mevsimden firar ettin?

Göğün tanrısı ilen yalnızlığın fetvasına yenik düştün

Ölüm öncesi ölendin

Ölümsüzlüğü de şerh düşen bir renk

Beyazın masum tınısına serildiğin bir ömür

Karanlığı hicvettin.

 

Matemin iziydi sürdüğün

Yüzüne en asilinden pembeyi sürdüğün

Mahcup bir esinti idin, aşk

Renklerin en güzeli

En asi/l maviydim misal

Bir tebessüm dilediğin ne ki?

Özlemini sürdüğün onca ferman

Yazılmamış üstelik

Hele ki kabından taşan

Bir isyan gibi

Meali idin ömrün

Şakıyan sesinde özlemin

Sevdin ama saklı olduğun o kör düğüm…

 

Latif rüzgâr

Meşakkatli bir alarm gibi

Başına vurduğun her duvar

Hak etmediğin neyse

Hak verdiğindin, sen aşk

Sevginin ateşi idin

Düştüğün yeri yakan

Sevgi ırkında solan bir tebessüm

Acılarınla yeniden doğmayı bilendin.

 

Nefsin ölü idi

Göğün sakındığı gözü

Elbet sevmelerin ta kendisi

Lakin önce kendini sevmeliydin.

İlahi bir düş ise kurguladığın

İman gücüne sadık kaldığın

Aşkın evreleri idi kimi zaman kaybolduğun

Nihayetinde kendini bulmadın mı?

 

S/üzülen yaşınsa saklıydın yasın

Büyüyen bir kâinat ki

Darmadağın yüreğinin her kırıntısı

Hep sevendin hep özleyen

Lakin sendin seni en çok hak eden.

 

Her fasılada saklı rabıta

Karesi dünün ve b/ölündüğün

Her yarımdı yarına dair

Yamalı sevgilerden değildin lakin

Yandığın kadar

Yaranı dahi sevebildiğin.

 

Bir özür borçluydun kendine, aşk

Devinen şunca zaman bunca kaygı

Renklerin güzeli ve ilahı

Elbet beyazdan yana tüm derdin

Ve hep de başardığın üzere aşk:

Hep masumdun ve beyaz ve pervasız

Tüketildiğin ne ki?

Tüketmediğin kadar kendine inancını

Sevilmeyi dahi men edip

Sevginin ta kendisiydin

Her âşık olduğunda

Üstüne bulanan renklerin doğduğu

Bir ufuktun sen, aşk

Ufka ve aşka âşık olan yine sendin

Çünkü için de dışın da birdi

Masumiyetin simgesi ve ta kendisi…





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017