YÜREĞİN KILAVUZU

Düş müydü kırağı çalan haznesinde aşkın bir nebze de olsa dokunulmazlığını savunduğum gizinde sürüklendiğime dair…

 

 

 

Sözcükler yalındı.

Yalanlar asılı göğün kemerlerinde

Ömrümü adamışken aşka

Her nidadan bir esinti

Sessizliğim dem vuran

Bir o kadar sefil yüreğim

Densizliğin iksiri idi şiirlerim

Güme giden ne ki

Azat edilmeye kala kala son çeyreğinde

Varlığın demi miydi?

Sürüklendiğim dağ tepe.

 

Bir tevazu

Bir açmaz

Onulmazlığında şafağın devasa bir ayraç

Günü b/öldüğüm

Aşkın da hükmü

Salkım söğüt s/arındığım

Aşk nasıl ki latife bir hece

Göğün makberinde

Rabbime tapındığım hece hece.

 

Katların izinde yol sürdüm

Yolların bitiminde yâd ettim dünü

Dünü mü öğüttüm sevgili?

Çünkü öğüdümdün sen

Övüncüm ve kıblem

Yeri geldi mabedim

Matemimle hür esintim

Şafağın da dolunaya özlemi

Özlemin bekası iken

Varsın çekeyim cefasını gizemin.

 

Hür müydüm?

Asla.

Yalnız mıydım?

Haşa.

Esintimde mi saklıydım?

Elbet pervasızlığım diz boyu

Sökün eden sefil ruhun acı boyutu

Göğün de kambersiz feryadı

Her t/aşkında

Her sağanakta

Yüreğimi yalayan rüzgârın uluyan

Sesi.

 

Neferi idim evrenin

Peştamalı bilinmezin

Hangi peşrevdi de salındım

Perçeminde acının

Yer gök aşktı

Hasretinde alındım.

 

Ah’lar geçit vermedi.

Ne gam, sevgili.

Varlık kifayetsizdi.

Şükür ki Rabbim asla terk etmedi.

Hiçliğin tok gözü

Aşkınsa aç gözü.

Nefsim ölü

Nefesim sonsuz.

İdrakimse asılsız.

 

Kapıldığım bahtın neyse rüzgârı

Yönümü tayin edense

Yüreğin kılavuzu.

Aşkınsa hünkârı mı?

Az bekle çokluğuma ne hacet.

Azığıma ve aşkıma sadık

Varla yok arasında hicret.





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017