YEMİN BİLLAH DÜŞTÜM YOLA SEVGİ DİYE

Dağılmış renklerden ağıtlar yaktım

Hüzün kepçesinde düşendi payıma

Yaftalanmış her gece her hece

Aşkın makûs yankısında saklıydı bekası

Görmeden gömdüğüm düşün de nakaratı.

 

Hüzün bahçemde saklıydı dünde kalan neşem

Aşkın da hizaya getirdiği dehlizde

Saklandığıma binaen

Bir şiire düşkün mizacım elbet indirdiğim yelkenlerim

Kuşların kanatlarında yasım

Yalnızlığın hicabında dolu dolu gözyaşım.

 

Bir menkıbe ise derlediklerim

İçimden taşan Nisan tasım

Renklerin muadili iken siyah

Yaşanmışlıkların da nakaratı

Kanlı isin

Karlı göğün

Karşı yakası şehrin

Nasıl da şendi öncesinde sesim.

 

Yemin Billah düştüm yola sevgi diye

Düştüm gözlerinden insanların bilmeden neden

Rengim pembeydi ve beyaz öncesinde madem

Hep mi siyah giyindiğim?

Hep mi kaçtığım insanlardan

Yana yakıla yaşadığım ezelden

Gölgemden bile ayrı düşmüşken.

 

Sancılı göğün sanrılı yaşı

Makamın kayıp nakaratında saklı

Mükâfatım

Ederi yok ki tüm olup bitenin

Bir hazan bahçesinde yaşamanın da lehçesi işte.

 

Gönül bahçemde soldum solalı

Hüzün reçetemde saklıdır na’şım

Bir marş ki arkamdan çalan

Ne çok insanmış meğer tefe koyan.

 

Kanatları kırık hayatın

Yorgunluk saklı mizacımda

Eşlik eden yaftaların

Haddi hesabı yok madem

Matemle örülü duvarlarım

Enkaza dönen varlığımdan dökülür her zerrem

Ötekileştirilen bir mevsim ki içimde devinen

Bir gölgem vardı o da kaçtı çoktan

Rengimle sararıp soldu gök kubbem

Tek şahit Mevla’m.

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017