Eskici Hikâyeleri- YEGÂNE

YEGÂNE

Kısa boylu, yuvarlak yüzlü, simsiyah saçlı bir kadındı. Çekine çekine girdi içeri. Arkasından iki çocuk... Biri kız, biri oğlan... Tanıdık geldi ama önemsemedim. Belki daha önce de görmüştüm. 

Dükkânda dolaşmaya başladılar. Çocuklar ortalığı dağıtan, bağıran, çağıran cinsten değildi veya anneden tembihliydiler. 

Mutfak eşyası seçiyordu. Epey bir vakitten sonra yanıma geldi. Çocuklar sessiz sakin beklerken, anneleri aldığı birkaç parça eşyanın fiyatını sordu. 

Yüzüne baktım. Uzak doğulu bir tipi var. Tanıyorum ama hâlâ çıkaramadım. Ucuz bir fiyat söyledim, cüzdanını açtı bir avuç bozuk para çıkardı, bana uzattı. Gözlerimle saydım, eksikti. 

"Tamam bu da olur." dedim. Teşekkür etti. 

- Burada yaşlı bir kadın vardı. Sanırım annenizdi. Benziyorsunuz. Biz çocuklarla gelirdik. Kızım bebekti, o kucağına alır severdi. Bütün çocuk kıyafetlerini, oyuncakları hediye verirdi. O nasıl, iyi mi?.. Dedi.

Ah tabii yaa... Yegâne bu. Çekik gözlü, tombiş yanaklı Afganistanlı bebek. Annesi dükkânı gezerken kucağıma alırdım. Ürkek bakışları, ıslak gözleri bana kızımın bebekliğini hatırlatırdı. Ağabeyi Ali çok ağlar, kendini yerden yere atar, istediğinin alınması için yeri göğü inletirdi. 

Bebeğin adını ilk sorduğumda "Ye- gone" demişlerdi. Ben de "Farsça şiir gibi, şarkı gibi bir dildir. "Yegâne" kavga eder gibi söylenir mi?" demiştim. 

"Sen yegâne misin, biricik misin, bir tanecik misin?" diye sevmiştim kızımın sevmelere doyamadığım bebeklik hâlini.

- Yegâne değil mi bu? 

- Evet Yegone.

- Bu da Ali o zaman...

- Evet Ali...

Ali'ye dönüp;

- Ağlamıyorsun artık değil mi? Büyüdün... Kaçıncı sınıfa gidiyorsun? 

Ali bir şey demedi, yere eğdi bakışlarını. Yegâne yine suskundu. Ay parçası gibi yüzü, çekik siyah gözleri, gamzeli yanakları, simsiyah düz saçları ile kızımın altı yaşındaki hâli karşımdaydı.

Masada duran bayram şekerlerinden ikram ettim. 

Kadın yüzüme, soran gözlerle bakıyordu hâlâ

- O yaşlı kadın benim. Anneme benziyordum o zaman. 48 kilo verdim, kendime benzedim sonra.

Eskici dükkânı... Zaman bazen geriye bazen ileriye sarıyor. Bu dükkânın bir yerlerinde bir kara delik var ama bulamadım henüz...

 

 

 





Seferi (Nurcan Bedir Ören)Admin / Kadın / 19.06.2016