NE SÖZCÜKLER TÜKENSİN NE DE ÖMÜR
GÜNÜN YAZISI

Bir rayiha özlemin kasvetli ç/ağrısında saklı İlahi acı.

Gönlün tutkusu, hayatın utkusu, öznenin sayacı ve emir kipi hayatın.

Yaşamak ve rezerve edilesi zaman tutuklu sözcüklerden şiirler ördüğüm belki de sahte bir tevazu saklı mevsimde.

Gönlün ve göğün çıtası yükseldikçe…

Huzura dair bir sağanak dilerken kâinattan ve işte temize geçiriyorum gün içinde yaşanan duyguları.

Harlı bir alfabe içine düşülesi tuzak.

Endamlı bir lahit aşkı gömdüğüm özlemi çürüttüğüm.

Düşlerimin kovuğunda kalmazken gerçekler ve sırıtan zebanı en çok da afrası tafrası insanların ihya edilesi yüreğin de kırılan zincirleri ve işte göçebe sözcükler nasipleniyor duygulardan köhne çatısının altında hayatın bazen zıvanadan çıkıyor insan ve ve…

Öykündüğüm neler yok ki.

Öldürdüğüm neler ve kimler.

Ötesiz belki de öncesiz.

Kimliği meçhul duyguların ibaresi kayıp yalnızlığın.

Sefasını sürüyorum hüznün.

Hazana muhalif pembe bir düşüm.

Düşkünlüğüm sevgiye içine düştüğüm aşka namzet bir öykü bir şiir dikiyorum yüreğin sökükleri ile ve imgeler hamt ediyor bense mimiyim evrenin bazen mıhlanıp kaldığım bazense o mahzun gülüşüm.

Rabbim bahşettiği nefesi boşa harcadığım asla değil yalan.

Nefsimi öldürdüğümse tek gerçek.

Dünya gerçekleri ve dünya nimetleri ve dünya işleri… uzağındayım çok uzağında ve çok da yakınım Rabbimle: kelaynak kuşlarına özendiğim doğrudur belki de ama yalnızlığımı dindiriyor İlahi Çağrı.

Muhtelif mevsimlerde saklıyım.

Münazara ettiğim iç sesim ve kalemim.

Makul olan ne varsa uzağında imkânsız ne varsa koştuğum.

Semt sakinleri ve şehir sakinleri bir de şiir sakinleri.

Çok sakin olduğum da söylenemez hani belki de yerleşik düzende saklı en asi rüzgârım, celp ettiğim kimisi caka satan ve çıt çıkarmadan yaşadığım kadar gürültülüdür duygularım ve duyumsadıklarım.

Kaynakçam yüreğim.

Kaportası kırık belki de benliğimin.

Vicdanım ve yürek sesim mustarip olduğum o baskın dış sesin emrine amade değilim sadece Yaratan’dır hazır ol da durduğum ve Yaratandan dolayı yaratılmış her canlıyı kolayca sevebildiğim doğrudur lakin son zamanlarda kendime dokunmak adına cebelleştiğim karmaşık duygularım bazense sıdkı sıyrılmış üç beş hayal kırıntısı ve işte cephemde henüz sonlanmadı savaş.

İstirham ettiğim kaderimden.

İzah edemediğim ne çok şey edebimden.

Emanetim Rabbime ve alabildiğine sakin ve huzurlu O’nu her andığımda kendimi bulduğum ve kıyıya vuran düşlerim bazen tuzlu bir yas bazen tutkulu bir isyan akabinde tövbe ettiğim ve içimi serdiğim kadar Allah katında tutunduğum da tek daldır iman gücü.

Hüzün coğrafyam.

Balta girmemiş yüreğin yorgun nidaları.

Muktedir olan tek Güç ve gücüme gittiğinde insanların söylemleri gerçekleri haykırdığım kadar yakınım kendime ve miadı dolmadan hayatın, bu yaşamın seyrinde haiz olduğum tek zerremle, zerre de kuşkum yokken elbet alnımın akıyla çıkacağım bu savaştan adına yaşamak denilen ve asaletin asılı olduğun göğün kancasında hiç batmayacak güneş ta ki O, doğsun, dediğinde ve içime doğan o ki; hayatın mealidir inanç ve umut ve sevgi ektiğim şiirler ve huzur biçtiğim o hasat zamanı…

Gönlün mihrabı da matemi de mahremi de bitimsiz ve sözcükler bazen hafif meşrep ve işte kural ve de ahlak dışı oldu mu söylenen devreye giren öz benlik ve öz alt kümesi kalemin kolluk kuvvetinin.

Kayda değer hangi duyguysa baş veren.

Hangi rozetse takılı yakama.

Yakamdan düşmek bilmeyen yakamozların hatırına.

Yakası açılmayan bir espri ya da cümle ise sırada bekleyen elbet ataması gerçekleşmeyecek.

Mevsimden dökülenler bir de nefsine yenilenler.

Yâd edilesi dün yarenlik eden kalem ve yarınların örgüsü.

Gönlün utku ve ufku.

Bir şarapnel parçası ise kaleme saplanan elbet cımbızla tek tek çekeceğim çektiği acılarını kalemin.

Bazen boyundan büyük laf etse de büyük lokma ye büyük konuşma misali küçülen bir dünyada küçümsememeli iken de insanlar çevresindekileri.

Kırık fay hattı hayatın.

Kırgın ve kızgın bazen.

Bazense kıtlıktan çıkmışçasına başımın etini yiyenler artık kaç adet mutluluksa bir ömür yaşadığım o da iki elimin parmağını geçmezken ve parmak kaldırıyorum sınıfta yoklama zamanı.

Noksansam ya da sıradan bir nokta derliyorum toparlıyorum varlığımı bu yüzden üç noktalı yazıyor ve yaşıyor ve seviyorum hayatı.

Bazen bir nokta addedilen aciz varlığım ama üç noktanın varlığı ile cihanı yüreğime sığdırıyorum.

Ne sözcükler tükensin ne de ömür…

Hayal bu ya.

Hayat da bu madem.

Devasa bir sağanak yüreği ve sözcükleri besleyen…

Nasıl ki Allah var gam yok.

Kırık sayacı yüreğin tornistan yapan ve seve seve kırıklarını onaran elbet doğanın ve hayatın mucizesi ve işte bulduğum ganimet kendimi ararken nasıl ki suskunluğum da asaletten asil varisi olmalıyım ben mazinin asi yüreğimle sevdiğim ve yazdığım kadar da ayaklarımın yerden kesildiği…

Üç noktalı bir yaşam felsefesi günü geceye kavuşturan ve üç noktalı bir coşku benimki kimi zaman yere göğe sığmadığım elbet tek sığınağım iken yüce Yaratan yoksa ne yazardım ne de nefes alırdım bir bilinmeze denk düşerken ömür bilindik tek duygu iken İlahi Aşkın varlığı…

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 6/2/2017