NEYZENLER'DE SES VE PERFORMANS YİTİMİ

Hayat, insanların yaşam süreleri boyunca yürümek durumunda oldukları kimi için uzun, kimi için kısa olan bir yoldur. Bu yol üzerinde atılan adımların nitelik ve niceliği ise yolculuğun seyrini belirlemek açısından önemlidir. Bazen sık adımlar atılarak bazen koşarak ve bazense ağır bir tempoyla yürünerek de olsa hiç birimizin hiç bir şekilde mola vermek gibi bir şansı ve lüksü yoktur. Bu anlamda yorulsak dahi yürümeye devam edip yolda dinlenmeyi öğrenebilecek düzeyde bir yaşam tarzını kendimize düstur edinmemiz kaçınılmaz olacaktır. Bu yazımızdaki amaç, her ne kadar özelde bir neyzenin neyi ile hemhal olduğu dönem içerisinde karşısına çıkması muhtemel ses problemlerini ortaya koymak olsa da genel anlamda bu hayat yolunun seyrinde maddi-manevi bize yarenlik eden her ne var ise onlarla olan bağın doğru bir şekilde kurularak doğru yönde adımlar atılmasını sağlamaya dikkat çekmek adına olacaktır. Yapmaya çalıştığımız bu izahatlar, bir konuya merak ve ilgi duyularak eğilim gösterildiğinde, nedenlerinin de bilinmesi esasına dayanmaktadır. Hem bu sayede atılacak olan adımların neticeye ulaşmakta asli bir unsur olarak istek ve gayret uyandırması açısından önemi bulunmaktadır. Ayrıca unutmamalı ki tecrübe paylaşımı hayatın en önemli gereksinimlerinden biridir. Bu anlamda sözü fazlaca uzatmadan ney öğreniminde özellikle ara dönemlerde karşılaşılan ve gerek teknik ve gerekse manevi anlamıyla seslerdeki kalite kaybına neden olan etkileri ifade etmeye çalıştığım yazıma geçmek istiyorum.

 

Müziği oluşturan melodilerin bir kimliği ve kişiliği olduğu gibi, notaları oluşturan seslerin de birer kimlik ve kişilikleri vardır. Bizlerin ney üflerkenki amacı neyin anlatmak istediği "asıl hikaye"yi hatırdan çıkarmayıp, kimseyi üzmeden, kimseye gam ve keder yükü yüklemeden ve ayrıca seslerin içerisindeki kasavet duygularını da ayıklayarak dinleyicilere sunmak olmalıdır. Zira hüzün ve huzur birbirleriyle kardeş olan ve birbirlerinden ayrılamayan iki önemli duygudurlar. Keder ve gam ise onların üvey kardeşleridir. Ney hüznü sever, fakat çoğunlukla mutluluk ifadelerini aşikar etmeyerek gizler. Çünkü sevinmeyi ve üzülmeyi bilmekte güçlü bir teslimiyet vardır. Bunu bizlere en güzel şekilde neyin sırlı sesi aktarmaktadır.
 
Hazreti Mevlân'a Mesnevisi'nin dördüncü beytinde:
 
"Sırr-ı men ez nâle-i men dûr nist
Lîk çeşm-i gûşrâ an nûr nîst"
 
"Benim sırrım feryâdımdan uzak değildir. Lâkin her gözde onu görecek nûr, her kulakda onu işitecek kudret yoktur." diyerek hüzne sebep olan 'asıl hikaye'nin içeriğini ortaya koymuştur. Ney sesini oluşturan melodiler içerisinde öyle perdeler vardır ki o perdeler adeta insanların gönüllerine tutunarak varlıklarını yıllar boyu devam ettirmeye vakıftırlar. Buna sebep olan ana faktör ise başta ney olsa bile ona mânâ yükleyererek zenginlik katan asıl neden, "neyzen" ve onun edindiği hayat tecrübeleri ile birlikte içerisinde bulunduğu gönül dünyasıdır. Peki bu tür bir nefesi neye nasıl vereceğiz? İşte bu noktada da teknik boyut devreye girmektedir. Bu konuyu evvelki yazılarımızda oldukça detaylı bir şekilde dile getirdiğimiz için sanırım burada tekrar ifade etmenin gereği kalmamıştır.
Bir arayış, bir merak ve bir iştiyakla çıkılan ney yolculuğu, ses çıkarma çalışmaları ile başlar ve ana merkezinde yine "ses" olmak kaydıyla uzun yıllar boyunca devam eder. Neyden elde edilen seslerin duyumu kulak ve hassas gönüllerde belirli bir doyuma ulaşıncaya kadar da çeşitli süreçlerden geçer. Gerek teknik manada gerekse hissi manada bu yönde atılacak her bir adım, neyzenin hayat yolculuğundaki geçmiş yaşamının bir izdüşümü olacağı gibi gelecekteki yaşamının da belirleyici bir faktörü olacaktır. Hatırlarsanız evvelce "ney ne öğretir" başlığı adı altında bu konuyu irdelemiş ve yeterli derecede izahlar getirmeye çalışmıştık. Bu anlamda konunun detaylarına girmeden neydeki ses ve performans yitimi konusuna devam etmek istiyorum.
 
Ney sesine etki eden en önemli unsur nefestir. Onun hemen peşinden de dudaklar gelmektedir. Çünkü ney sesi için gereken nefesin çıkış yeri olan dudaklar aynı zamanda nefesin doğru bir pozisyonla neyin ses kutusuna iletilmesinden sorumludur. Bunların yanında bir de gerekli olan açının sağlanabilmesi için başın doğru bir şekilde konumlanmış olması gerekmektedir. Bu üç faktör bir araya geldiğinde neyden ses elde edilmemesi için hiç bir neden yoktur. Hatırlarsanız bu konuyu da "Ney'in DNA'sı" şeklinde isimlendirmiştik. Bu yola yeni yeni adım atmış olan neyzen adaylarının üstesinden gelmesi gereken ilk aşama da bu saydığımız vasıfları kazanabilecekleri şekilde gayret göstererek kabiliyet kazanmalarıdır. İşin garibi ilk zamanlarında ses çıkarsalar dahi bazen ses çıkarmakta zorluk çekebilirler. Bu da onların demoralize olmalarına sebep olup keyiflerinin kaçmasına yol açmaktadır. Bunun nedeni ise yukarıda bahsettiğimiz fiziki gelişimlerinin anlık değişkenlik gösteriyor olmasıdır. Hani: "rüzgardan nem kapmak" deyimi vardır ya... İşte bu beyit onların içerisinde bulundukları hassasiyeti izah etmek açısından tam da yerinde olacaktır. Bununla birlikte daha ileriki seviyelerde arzu edilen daha renkli, daha kişilikli ve daha özellikli ses elde edilebilmesi için; nefesin belirli şiddette olabilmesi, dudakların doğru bir pozisyona kavuşacağı ölçüde gelişmiş olması ve duruş açısının da küçük fakat belirleyici farklarla şekillenmiş olması gerekmektedir.
 
Neyzenler özellikle ilk altı aylık süreçleri içerisinde bu tür gel-gitleri sıklıkla yaşarlar. Bu noktada bunun nedenlerini ortaya koymak açısından gerekli olan bir kaç hususu da buradan aktarmak istiyorum. Eğer ellerindeki kamış üzerinde çatlak, başpare gevşekliği gibi nefes kaçağı varsa ve nefes akışı küflenme gibi zorlaştırıcı nedenlerden kaynaklı değilse aranması gereken çözüm öncelikle neyzenin kendisinde olmalıdır. Bizlere gelen şikayetlerin çoğunluğu: "Bazen ses çıkaramıyorum. Hatta sizin yanınızda bu daha da çok oluyor. vb." şeklindedir. Bu durumun ana nedeni, fiziksel kazanımlarının yetersizliği olsa da alt neden olarak "stres" ve "heyecan" etkisini es geçmemek gerekmektedir. Çünkü yaşanılabilecek en küçük psikolojik değişiklik dahi hem nefeste hem de dudak kaslarında olumsuz yönde bir değişikliğe neden olmaktadır. Örnek vermek gerekirse; bizler gündelik hayatımız içerisinde bazı özel durumlarda heyecanlandığımızda nasıl ki nefes akışımız hızlanıyor ve konuşmakta zorluk çekiyorsak, neyzenler de heyecan ve baskı altında kaldıklarını hissettiklerinde değişen nefes akışları nedeniyle nefes yönlü kontrollerini kaybederek neylerinden olması gerektiği gibi sesi elde etmekte sıkıntı yaşamaktadırlar.
 
Aslında bu durum ileri seviyedeki neyzenler için de benzerlik arz etmektedir, fakat onların fiziki gelişimleri ve otokontrolleri nispeten profesyonellik kazanmalarını sağlayacak derecede gelişip şekillendiği için bunun etkisini sınırlı bir seviyede yaşarlar. Bu yüzden de performansları düşse dahi ortaya koydukları sunum yine de genel-geçer kabul görülebilecek bir düzeyde olacaktır. Tabi şunu da unutmamak gerekir. Hoca-talebe ilişkisi içerisinde bir silsile yolu ile gelen ney meşki içerisindeki bu tür talebe heyecanlarının da gelenekselliğe dahil olduğu bilinmelidir. Bunun için de hocalar talebelerinin o anki performans durumlarını en az iki kat ileri seviye olacak şekilde değerlendirmeyi ihmal etmeyip, o yönde de gerekli yönlendirmelerini yaparlar.
 
Diğer bir husus ise değişen atmosfer ve hava koşullarıdır. Sıcak-soğuk, nemli-kuru ve temiz-kirli hava etkisi de seslerin belli ölçülerde kaydedilmesine veya zor bir şekilde elde edilmesine neden olmaktadır. Bunların altında yatan neden ise hava koşullarının fizyolojik olarak yanak kaslarını olumsuz etkileyerek dudaklardaki hakimiyetin kaybolmasına yol açmasıdır. Örneğin lodoslu bir günde eğer rüzgara maruz kalınmışsa neydeki performans oldukça düşmeye başlayacaktır. Kuru ve soğuk havalarda ise doğal olarak üşüyen yüz kasları ve dudaklardaki gerilmeler de yine neyden elverişli ses alınmasına mani olacaktır. Görüldüğü üzere normal şartlarda insan psikoljisine de etki eden bu tür basınç değişiklikleri, neyzenlerin ney üflerkenki seslerine de etki etmektedir. Malum ki güneşli ve güzel bir sabahın bıraktığı psikolojik etki ile bulutlu ve yağmurlu bir havanın bıraktığı psikolojik etki aynı olmayacaktır. Bu türden değişimler ney sesinin niceliği bir yana aynı zamanda neydeki ses tonlarına da birebir etki etmektedir.
 
Bir diğer neden yine dudak ve yanaklardaki kas yorgunluklarıdır. Bu duruma da sıklıkla çok çalışılan dönemlerde rastlanılmaktadır. Malum ki herhangi bir enstrümanın geliştirilebilmesi sürekli bir tempoyla çalışmaya bağlıdır. İşte bu yoğun çalışılan zamanlarda da yine ses kaybı kaçınılmaz olacaktır. Çünkü ara vermeksizin gelişen dudak ve yanak kasları artık yorulmuş ve kısa bir dinlenmeye ihtiyaç duymaya başlamıştır. Hatta bir çok arkadaşımızın "çok çalışıyorum olmuyor... Bazen de bunun aksine bir iki gün elime almıyorum daha güzel ve rahat ses çıkarabiliyorum" demesindeki asıl neden de budur. Aslında bu dönemler neyzenin yeni bir aşamaya geçeceğinin de bir işareti olmaktadır. Çünkü genellikle bir haftayı geçmeyecek süre içerisinde ortaya çıkan bu ses kaybının ardından geri gelen yeni sesler, artık eskisinin değil, bir üst basamağın sesleri olmaktadır. Bir nevi "demlenme" olarak nitelendirebileceğimiz bu dönemler de yine ney öğreniminin ayrılmaz bir parçası olmaktadır.Tabi burada dikkat edilmesi gereken; eğer sazımızı daha hızlı geliştirmek istiyorsak bu araları bilinçli bir şekilde vermemeye özen göstermek olmalıdır. Çünkü hayatın işleyişi sırasındaki bazı dönemler bu imkanı bizlere kendi kendine sunmaktadır. Bizlere düşense o anlara kadar yılmadan, yorulmadan büyük bir ciddiyet ve gayretle çalışmaya devam ederek yol almaya çabalamaktır.
 
Bunların yanında bazen çeşitli rahatsızlıklar da neyde ses kaybına neden olabilmektedir. Bunlardan biri de dudaklarda oluşan "uçuk"lardır. Belli bir aşamaya gelininceye kadar ara ara karşılaşılması muhtemel olan bu uçuklar, neyzenin dudak gelişimi açısından kaçınılmaz olacaktır.
Ciğerlerdeki çeşitli sorunlar da seslerde olumsuz etkiye sebep olmaktadır. Nezle, grip ve üst solunum yollarındaki rahatsızlıklar bunlara örnek verilebilir. Neye yeni başlayan neyzenlerin diyafram nefesleri henüz yeteri kadar gelişmediği için özellikle ilk zamanlarında bu etkiyi daha fazla hissedecek olsalar bile ileriki aşamalarda gelişen diyafram kasları bu olumsuzluğu büyük oranda ortadan kaldıracaktır. Tekrar ifade etmek gerekirse bu türden etkiler başlangıç seviyeleri için daha belirgin olacaktır fakat, ileriki seviyeler için çok daha az bir ses ve performans kaybına sebep olacaktır. Bununla birlikte tükrük bezlerindeki değişimler de ney sesi üzerinde önemli bir yer tutmaktadır.
 
Tüm bunların yanında ister fisiksel, ister atmosferik gözle görülür herhangi bir durum olmasa dahi neyzenler neyde ses ve performans kaybı yaşayabilmektedirler. Buna sebep olan etken ise ister farkında olunsun ister olunmasın, neyzenlerin yaşadıkları anlık psikolojik değişimlerdir. Duyguların en yoğun olduğu gerek olumlu, gerekse olumsuz anlarda neydeki seslerde menfi yönde bir değişim gözlenmektedir. Aslında neyden en güzel verim alındığı anlar, neyzenin yaşadığı her türlü duygunun en yoğun olduğu anların hemen altındaki normale dönüş anlarıdır. Belki de yaşanılan duygu karmaşaları zaten dertli olan neyin duygularını nötrleyerek performansının orta halli olması ile sonuçlanıyor olabilir. Bununla birlikte hiçbir sebep yokken dahi neyden ses alınamadığı anlar da olabilmektedir. Belki de bu dönemler neyin sessiz kalmayı tercih ettiği anlar olabilir. Aslında bizler de hiçbir şekilde anlam veremediğimiz bu durumla sıklıkla karşılaşmaktayız. Netice itibari ile bu durumun gelip geçici olduğunu da hatırda tutmak gereksinimi vardır. Ayrıca her psikolojik etkinin aynı zamanda fiziksel bir karşılığı olduğunu da unutmamak gerekmektedir.
 
Yazımızı bir sonuca bağlamamız gerekirse: Görüldüğü üzere gözlem ve tecrübelerimiz doğrultusunda ifade etmeye çalıştığımız hali ile neyde ses ve performans yitiminin altında yatan bir çok neden vardır. Adeta bir hayat yolu kadar meşakkatli olan neyzenlik yolundaki tüm neyzen dostlarımıza acizane tavsiyemiz, kolayca vazgeçmeyerek bu yolda yürümeye ve yol almaya devam etmeleri yönünde olacaktır. Söyleyeceklerimiz şimdilik bunlardan ibaretti. Hatalarımız var ise hakikate tevdi ola.
 
Selam saygı ve muhabbetlerimle.
 
Cemil Baştürk
15.06.2022





Cemil BaştürkGold Üye / Erkek / 8.08.2019