Saltanat Kavgası ve Dervişlik

 

 

Saltanat Kavgası ve Dervişlik

 

Saltanat kavgaları gerçek anlamı ile Osmanlı tahtı için tahta aday şehzadeler, şehzadeler ile padişahlar arasında meydana gelen tahta çıkma, tahtı ele geçirme mücadeleleri ve savaşlarını ifade eder.  Osmanlı tarihinde II. BAYEZİD  ve CEM SULTAN ile başlayan bu kavgalara devletin ileri gelenleri devletin vezirleri, valide sultanlar da karışmış, bu kavgalar birçok padişahın tahtan indirilmesi, birçok padişahın oğulları ile savaşması, birçok padişahın kardeşlerini boğdurarak katletmelerine sebebiyet vermiştir.

 

Esasında vezirlerin ve devlet adamlarının da birbirlerini bertaraf etme mücadeleleri de saltanat kavgası olarak ifade edilir.

 

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi,

Saltanat didükleri ancak cihân gavgâsıdur,

Olmaya baht ü seâdet dünyede vahdet gibi   Kanuni ( Muhibbi )

 

Örneğin Kanuni’nin bu meşhur manzumesinde saltanat kavgasının izleri bulunmaktadır.

 

Divan şairleri saltanat kavgalarının boşluğu, çok üzücü olaylara savaşlara vb sebebiyet vermesi nedeni ile de derviş gönüllü ve rind olmanın mevki, makam, sultanlık vb den üstün olduğu görüşündedir. Bu görüşün kuvvetine delil göstermek maksadı ile tacından tahtından feragat ederek KÜLHANİ-İ LAYHAR ‘a derviş olmayı seçen HÂKİM SENÂÎ modeli çok sık kullanılmıştır. ( bkz KÜLHANİ-İ LAYHAR KİMDİR KISSA VE ŞİİRLERDE LAYHAR VE SENAİ )

 

Tam adı Ebü’l-Mecd Hakîm Mecdûd b. Âdem Senâî-yi Gaznevî olarak bilinen İranlı, Gazneli Sultan Mahmud’un nedimidir. HÂKİM SENÂÎ, büyük bir şatafat içinde yaşamakta sadece uyku vakitlerinde Sultan’ın yanından ayrılabilmekte,  bu nedenle de sultanın tüm nimetlerinden de istifade edebilmekte iken[1] Layhar ile karşılaştıktan sonra, bu şatafatı bırakıp Layhar gibi külhanlarda yatıp kalkan hamama gelenlerin atıkları ile beslenen bir dervişlik yoluna girmiştir. ( bkz HÂKİM SENÂÎ KİMDİR SENAİ VE LAYHAR KISSALARI )

 

Divan şairleri rintliği, dervişliği, gani gönüllü olmayı vb saltanata mevkie makama tercih etmişlerdir. Ancak şiirlerinde böyle düşünen şairlerin dünya malı , icazet, tımar veya makam elde etmek için girdikleri mücadeleler de çok manidar olmaktadır.

 

 

Saltanat sedd-i reh-i gâile-i kesretdir

Pây-ı taht-ı urefâ dâ’ire-i vahdetdir   Şair Haşmet

 

Gavgayı saltanat bu sarayı sipençte

Ey Naili selameti derviş gösterir     Naili

 

Şükûh-ı saltanatdur şevket-i şâhâne şâhâna

Uluvv-ı menkabetdür himmet-i merdâne merdâna

 

Tarîk-i fâkada hem keşf olup  Senai’ye
Cenâb-i külhan-ı Layhar’a dek gideriz.    Naili


Halveti olmaz idi mecma-i ehl-i tecrid
Nefes-i külhaniye olmasa mazhar hamâm  Seyyid Vehbi

 

Elbette ki padişaha övgü için yazılmış şiirlerde saltanat çok kıymetli olarak gösterilir.

 

Tab’ı mir’ât-i cemâl-i cân-fezâ-yı saltanat

Sînesi Âyîne-i ‘âlem-nümây-ı saltanat

 

Âsitânı topragından tûtiyâ-yı çeşm-i baht

Hâk-pâyı cevherinden kîmyâ-yı saltanat     Baki

 

[1] HÂKİM SENÂÎ KİMDİR SENAİ VE LAYHAR KISSALARI, https://edebiyatvesanatakademisi.com/Arama.aspx?id=41931



KAYNAKÇA / İLGİLİ LİNKLER
1 Hâkim Senâî Kimdir Senai ve Layhar Kıssaları
2 Külhen-i lây-hâr Kimdir ve Hikayesi
3 Saltanat sedd-i reh-i gâile-i kesretdir
4 Saltanat-ı Hakiki





EsaAdmin / Erkek / 24.08.2016