Sufi Nedir Kökeni Makamı

 

 

Osmanlıca yazılışı

Osmanlıca yazılışı: sûfî :  صوفی

 

Sufi ve sûfiyyûn sözcükleri Osmanlıca sözlüklerde  tasavvuf ehli olarak tarif edilir.

 

Sûfiyye, : tasavvuf; tasavvuf ehli kimseler, sûfîler

Sûfîmeşrep: Sûfî olmadıkları halde mizaç ve tabiat itibariyle onlara benzeyenler

 

Sufi Sözcüğünün Kökeni

 

Sufi sözcüğünün kökeni hakkında değişik görüşler vardır. Kimilerine göre Sufi sözcüğü Arapça kökenli bile değildir.  Kimilerine göre ise sûfî “yün giyen” anlamı ile Arapça “ṣvf “kökünden gelir.  Bu görüş doğru ise “tasavvuf” kelimesi de “yün giydi” anlamındaki “tasavvefe” fiilinin mastarı olmuş olur.  [1] Ancak “sufi ve tasavvuf sözcüğü aynı kökten gelmekle birlikte farklı tarihlerde ortaya çıkmıştır.”[2] Buna göre  yün aba manasına gelen sûf kelimesinden sûfî, sûfîden de tasavvuf kavramı türetilmiştir. Daha sonra bunlara mutasavvıf ve müstasvif kavramları da eklenmiştir.[3]

 

Peygamberlerin, sufilerin ve Hz İsa’nın havarilerinin yün hırka giymeleri bu görüşe dayanaktır. [4] Bu görüşe göre ṣūfī صوفى  "tasavvuf ehli, derviş" anlamındadır. Kimilerine göre Eski Yunanca "bilge, usta, yüksek bilgiye sahip kimse, hikmet " anlamına gelen “sophós “ kelimesinden Arapçaya girmiştir.

 

Hz Peygamber zamanında Mescid-i Nebevî'nin avlusunda yatıp kalkan ve sahabeler tarafından ihtiyaçları karşılanan, sürekli tedris, ibadet ve riyâzetle uğraşan fakir, bekar ve muhacir sahabelere “Ehl-i Suffe” “Ashâb-ı suffa “ [5]dendiği bilinmektedir.  Sonraki dönemlerde yaşayan sufilerin yaşantısının “Ehl-i Suffe” denilen bu kimselere benzemiş olması bu görüşe destek olmaktadır. Sûfı sözünün temiz, arınmış anlamlarına gelen "sâf" kelimesinden geldiğini iddia edenler de vardır. [6]

 

Bu görüşlerin dışında sufi sözcüğünün "sufâne" adlı bir çöl bitkisinden, duru ve temiz anlamındaki "safâ" ve "safvet" sözcüklerinden;  dinde en ön safta olanlar anlamına gelen  "saff-ı evvel" sözcüğünden, halka hizmet eden anlamında "benu's-sûfe" sözcüğünden, saçı uzun ve kıl anlamına gelen "sûfetü'l-kafâ" sözcüklerinden geldiğini iddai edenler de vardır.

 

Syfi sözcüğünün İslamdan evvel de kullanıldığını iddia eden görüşlerde vardır.  Ancak sûfî sözcüğü ve kavramının hicretten üç asır sonra yazılmış metinlerde kullanılmaya başlandığı dikkati çeker. Tasavvuf terimi ise hicretten dört asır sonra yazılmaya başlanan kaynaklarda görülmeye başlamıştır. [7]

 

Sûfi olarak anılan ve ilk tekkeyi kuran kişi ise Küfe’de yaşayan Ebû Hâşim el-Küfi'dir (vefatı 767).  [8] Bu nedenle sufiliğin kökeni Küfe veya Basra’ya dayandırılır.

 

 

Sufilik Makamı  

 

Sûfıler, Allah'a ulaşmanın yolunun aşk  ve gönül vasıtası ile olabileceğini düşünür. Bunun için de ilahi nura erişebilmek için nefsin terbiye edilmesi gerektiği düşüncesindedirler. Nefsi terbiye etmenin yedi kademesi vardır ve bu ruhani - içsel – yolculuğun en son mertebesinde ilahi aşk ile bütünleşebilmenin mümkün olabileceği kanaatindedirler.  Bu ruhani yolculuk emmareden başlayarak insanı kamile mertebesine kadar götürecek olan seyr-i süluk yolculuğu olmaktadır. (NEFSIN MERTEBELERI EMMARE LEVVÂME MÜLHIME MUTMAINE RÂZIYE MERZIYYE KÂMILE ) Seyr-i süluk, şeyhin gözetiminde asitane, dergâh veya tekkede yapılan nefsin terbiye mücadelesidir.

 

Sûfî, girdiği bu mânevî yolculukta kalbini ruha çeviren kişidir. İnsan yaratılırken Allah’ın üflediği ruh ile yaratılmıştır. Bu nedenle ruh geldiği yere dönmeyi istemektedir. Bu yolculuk ise insanın hayvani nefsinden tek tek kurtulması en sonunda Allah’ın ruhu ile birleşmek derecesine ulaşabilmekle mümkün olabilir.  Bu çileli yola katlanabilmek için insan da aşk olmalıdır. Bu aşk ile yedi mertebeden oluşan seyti süluk yolu kat edilebilir.. Bu yedi makamın her bir evresinde kalb yeni bir nur ile aydınlanacak nihayetinde sufilik makamına eren ruh ilahi bur ile kavuşmuş olacaktır.

 

Bu yüzden sufiliğin okulu asitane, dergâh veya tekkedir. Âlim ise akıl ve ilim ile Allah'a ulaşmayı istemektedir. Bu nedenle medrese ile tekke çatışması çıkar.

 

Sufi : “Tasavvuf yolunda nefis mücâhedesini mücâhedeyi tamamlayıp kemale ermiş” “[9] kişidir. Yani tarikat yoluna giren bir derviş adayı şeytan ve nefsi ile savaşa savaşa  emmare makamından, kamile makamına kadar gitmeye gayret eden kişidir. Bu yolcuğu layıkıyla tamamlayan kişi ise artık şeyh yani sufi olmuştur. Bu makama erişmek “halktan ayrılan ve Hakk’a eren” kimse yani sufi olmak şerefine erişmiş olur.  

 

KAYNAKÇA 

 

[1] https://www.etimolojiturkce.com/kelime/sufi

[2] Himmet KONUR, “Sufi ve Tasavvuf Kavramlarının Tarihi Üzerine”, - Tasavvuf Dergisi 41 (2018) 104-115

[3] Himmet KONUR, “Sufi ve Tasavvuf Kavramlarının Tarihi Üzerine”, - Tasavvuf Dergisi 41 (2018) 104-115

[4] REŞAT ÖNGÖREN, https://islamansiklopedisi.org.tr/sufi

[5] M. Hamidullah, İslam Peygamberi, İstanbul 1980, II, s. 829

[6] İskender Pala, Ansiklopedik Divan şiiri Sözlüğü,

[7] Himmet KONUR, “Sufi ve Tasavvuf Kavramlarının Tarihi Üzerine”, - Tasavvuf Dergisi 41 (2018) 104-115

[8] Lâmî Çelebi, Nefehât Tercümesi, s. 86, İst.1982; Y.N. Öztürk, Tarih Boyunca Tasavvufi Düşünce, s. 47, İst. 1974

[9] Süleyman Ateş, Tasavvufun Ana İlkeleri: Sülemî’nin Risaleleri ,Ankara 1401/1981, metin: s. 10.

 



KAYNAKÇA / İLGİLİ LİNKLER
1 Tasavvuf Mutasavvuf Nedir? Kuramı ve Kavramları
2 Tasavvufun Kaynağı Örgütlenmesi ve Kurumlaşması
3 Vahdet i Vücut Nedir Tanımlar ve İzahları
4 Nefsin Mertebeleri Emmare Levvâme Mülhime Mutmaine Râziye Merziyye Kâmile
5 Emmare Nedir Nefsi Emmare ve Emmare Mertebesi
6 Levvame Nedir Nefsin ve Tasavvufun Levvame Mertebesi
7 Mülhime Mertebesi Nefs-i Mülhime İlham Alan Nefs
8 Raziye Râdiye Mertebesi Nefs-i Raziye Nedir
9 Mutmain Nedir Nefs- i Mutmaine Mertebesi
10 Marziye Mertebesi Nefsi Marziye





Şahamettin KuzucularAdmin / Erkek / 1/20/2016