FERİ SÖNMÜŞTÜ ARTIK BU AŞKIN

Düşlerimi salık verdim mevsime, bayım.

Feri sönmüştü artık bu aşkın:

Mokasen sözcüklerdi fıtratın gizeminden taşan

Şaşkın ve şüheda günlerin nezdinde

Sırıtan acılarım açamadığım yüreğimden

Dökülen pareler

Bir hicrandı duyumsadığım

Bir de hicreti yüreğin

Serpintisi mevsimin

Maviden bozma hayallerim

Sersem bir mevsimdim ben düşlerinde seken

 

İzafi yolculuğum imha etmekten yoksun kılındığım

O özlem ki öznemden firar eden

O saklı semazen ki yürek ikliminde dokunamadığım

Yalın ve yassı yüzü bilinmezin

Ne de olsa dokunulmazlığını kazanmıştım

Aşk denen devasa imgenin

 

Göğün karartısıydınız

Yüreğin de dinmeyen sızısı

Sızmıştım bir kuşluk vakti

Öncesinde öğün atladığım hayatın parmak izi

Elbet belleğimde t/aşkın bir mecra idiniz

Hasretin yongası gözleriniz

S/üzülen her hece

İmleci yüreğin

Mevsimin de bakaya kaldığı

Gel-geç değildi bu masal

Hükmü veren kaderin def ettiği dünüm

Günde kaykılsam da bazen

Yüzü suyuna hürmeten

Tecelli eden kederin ayak izi

 

Her elemde dokunaklı bir şarkı

Her açılmayan kapıda yalnızlığın na’şı

Huzmesi bilinmezin

Nükseden ay ve yıldız gibi

Önce memleketimi sevdim sonra da Allah rızası için sizi

İkilettiğim bu aşkın

İnzivada geçen zamanı devingen bir hatıra

Bir kereliğine dokunduğum gölgenize

Hasret düştüğüm kibar bir yafta

Hazan mahsulü bir meyve adeta

Nasıl ki taşlanmıştım ağaç misali

 

Köküme de sadık bir huzurdu benimki

Her huzuruna çıktığımda Rabbin

Telaşla yatsıyı beklediğim

Bir de yastık altı yaptığım hayallerim

Göğün nüfuzlu varlığı

Aşkınsa özlem yüklü izdivacı gök kubbe ile

Tutarsızlığınız ben sizi çok sevdikçe

Tutumsuzdum işte sevmeye düşkün bir meal

Zamanın ötesinde dağının bir tual

Yol bilmeden iz bilmeden gizinde saklı evrenin o tali yol

İçimden geçeni söylediğim bir masal gibi

Bir varmış bir yokmuşçasına

 

Cinnet gecelerinden sektiğim

Cennetin de meali idiniz sırdaş imlerin

Tekelinde kavruk bir hece leblebi misali kavurduğum

Kavruldukça yürek kaynaşan her hecenin

Özlem yüklü sesi neşrinde hayallerin

Nazenin tokası idiniz yüreğin

Her dağınıklığı topladığınız değildi yalan

Harmandalı misali öykündüğüm

Bazense kılıksız bir zemheri için için üşüdüğüm

 

Aklımdan gitmeyen

Gülüşünüz ta ki gözümden

Düştüğünüz o gün o saat

Ayrılık vakti gelip çatmıştı işte

Oysaki her şey nasıl da müphem bir yolda sürmüştü izini

Sürmenaj olmuş yürek iklimim

Saltanatını süremediğim bir mevsim

Aşkın kavisli yollarında bir açıp bir solan

Sevdalandığım oysaki ayak sesi idi umudun

Aşkın kayrasında s/alındığım

Metruk hanelerden sızan

Bir ışık gibi

 

Ansızın sönüverdiniz bilemedim de feri olmadığınızı

Her mevsimin

Çünkü mevsim de aşk da bendim

Rotam nasıl ki koştuğum Hakkın kapısı

Sonlanmış bir romanın da son cümlesi

Bilemedim aslında sizin bir masal olduğunuzu

Kırmızı Başlıklı kızın da en büyük korkusu

Kurdukça saati aşka

Kuram dışı bu özlem ve sevda

Safsatası evrenin şakıdıkça hayaller ve doğa

Doğaüstü bir güç misali

Belki de öcünü aldığım dün gibi

Günümden de yürekten de ansızın kayıp yok olduğunuz

Tek gerçekti uyandığımda…





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017