A 4

Aklımın iklimlerinde savrulduğum kısaca düşsel bir iklim, beni ben olmaktan ayrı kılan.

Bir rozet gibi yakamda taşıdığım belirsizlik günün neyi getireceğini önceden kestiremediğim bir o kadar korktuğum hatta irkildiğim diğer yandan coşkuyla planlar yaptığım ve günün ikinci yarısında yaşadığım hayal kırıkları.

A4 kâğıtta saklı basit bir hesap gibiyim ve aralıksız gelir-gider dengesini yansıtan bir hesap uzmanı gibi bazen savuruyorum yazdıklarımı bazense ben savruluyorum.

Ömrümün büyük bölümünü rakamlarla beraber geçirdiğim ve her günü hatta her anımı sayılara vurduğum.

Misal…

Bütçe yapmayı çok sevsem de bazen müsrifliğimle günü yıl bildiğim bazense yediklerimin kalori hesabını yapıp karşılığında yaptığım sporu yine kaloriye vurduğum ve aradaki çelişkiyi gideremediğimde ya kilo aldığım ya da kilo verdiğim.

Çocuk olmanın da en güzel yanı bu belki de:

Hesapsız kitapsız yaşamak sadece okul harçlığımın derdine düştüğüm bazense ailemin gözünde en yüksek rütbeye eriştiğim elbet iyi bir öğrenci olmanın maliyeti iken gülücüklerimden ördüğüm sepetler misali içine serildiğim.

Maviden bozma gökyüzü.

Pespembe bulutlar.

Yağmur öncesi bozan hava ve işte günün devrildiği geceye yürüdüğümüz yine her halükarda hava durumu ile ilintili yürüyüş planlarım.

Sözcükler ve de şimdilerde rakamların yerini alan yine de matematikten ayrı düşmediğim ama aklımda yaptığım hesaplamaları gece oldu mu kâğıda döktüğüm.

Nazenin bir çiçek gibi suladığım ruhum.

Narin bir gölge olmanın da erdemi iken kendi peşime düştüğüm ve her halükarda gölgemle kavgalı ve işte günün huzurunu kaçırdığım ya da kendimle uyumlu isem o gün, ansızın birilerinin gelip de iç huzurumu çaldığı.

Sözcükler elbet foyamı ortaya çıkaran.

Rakamlar ise vücut ölçülerimden hesaba kitaba gerek duyduğum basit hesaplamalar adeta hayatın rengi ve aforizması.

Öykündüğüm nice şey.

Okuduğum yüzlerce belki binlerce kitap ve bir kitabı asla iki kere okumayan ben, ortaokul yıllarımda üç beş kere okuduğum tek klasik iken Küçük Kadınlar.

Çocuk aklımla özdeşleştiğim Jo.

Hem kimliği hem yazma arzusuna öykündüğüm tek roman kahramanı ömrümde ve aradan geçen yıllar sonrası kırklı yaşlarımın başında işte bu yazar olma içgüdüsünü sözüm ona gerçek kıldığım ve her ne kadar binlerce yazı ve şiir yazmış olsam bile hala kendimi tam anlamıyla yapıştıramadığım yazar/şair unvanı.

Çetrefilli bir yol elbet yaşamak bazen çekincelerle dolu.

Halis munis olmadığımı da söylemeliyim şu son birkaç seneyi saydım mı öncesinde hep sakin hep oturaklı bazen delifişek ve işte yazma serüvenimle şekillenen haletiruhiyem ve yazmadığım günlerin gecelerinde hayli hırçınlaştığım rüzgâr gibi içime tersten estiğim.

Kısaca: rakamlar ve harfler ruh düzlemimde bazen çapraşık duyguların esintisi ve bir yılgı belki de elim kaleme gitmediğinde en azından hesap kitap yapmalı A4 kâğıdı boş bırakmamalıyım ve çocukluğumdan bu yana eksik olmayan o tutkum:

İlla ki gün içerisinde beş on sayfayı yırtıp buruşturup atmalıyım çöp kutusuna her ne kadar kâğıt maliyeti yüksek olsa da üstelik çölleşmeye giden dünyanın da hayli yüklü iken bu kâğıt harcamam.

Ama benim sakinleşme yöntemim illa ki kâğıttan geçiyor ve her halükarda kâğıtla olan iletişimim beni huzura sevk ediyor ve bir adım sonrası elbet gün içerisinde dolup da gece taşkınlara sebebiyet vermemek adına iyi kötü üç beş sayfa kaleme almalıyım.

Kalem tutmak gibisi var mı hem?

Bu da benim sizlere hediyem olsun yolu ve eli kalemden geçenlere…

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017