Bir Soru Bin Cevap Gibi 1

Bir Soru Bin Cevap Gibi 1
Signo De Interrogación Pared - Imagen gratis en Pixabay
 

Aşkın olmadığını sandığımız yerde, şaşkın olmak aşkın tadına varmadan onu kaçırmak mıdır?

Şaşkın: Düşünceleri karışmış, dağılmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş (kimse) diğer anlamlarına gerek yok diye yazmadım.
 
A-Aşk zaten geldiğinde akılda ne varsa alır dışarıya atar insanı şaşkın bırakır işte aşk gelmiş kapıyı çalmadan içeriye girmiş, şimdi yukarıdaki soruda bir sapma var yörüngesinden çıkmış haliyle ben sapmasını ve yörüngesinden çıkmasına bu cevabımla son verdim.” Mutasavvıflar, Yüce Allah’ın "Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi diledim, bunun için (beni bilmeleri için) yaratıkları yarattım." (Yılmaz 2013: 396) kelamından ötürü aşkı varlık âleminin yaratılma sebebi olarak görmüşler ve bu âlemi Mutlak güzelliğin tecelli ettiği yer olarak düşünmüşlerdir. Bu Hadîs-i Kutsî’den dolayı nazarî ve estetik esaslarını İslamiyet’ten ve tasavvuftan alan klasik Türk edebiyatında aşk, mukaddes bir değer sayılmış ve klasik şiirin temelini oluşturmuştur. Tasavvufî edebiyatta aşk her şeyin özüdür, varlık âleminin yaratılış sebebidir. Bu nedenle kâinatta aşkı yok sayacak bir zerre dahi bulunmaz. Mutasavvıfların nazarında aşk, mâsivâyı (Allah'tan başka her şeyi terk etmek) terk ederek tüm benliğini yalnızca Rahman’a teslim etmektir. Mutlak gerçeğe ancak aşk vasıtasıyla ulaşılabilir, diğer yollar bu sırra erişmede aciz kalır. *”
 
B-Bence aşkın gelişiyle bir güzel vuruluşuyla insan zaten şaşkın kalır şaşırır, bu şaşkınlık görmemeyi gerektirmez ki şair ne güzel ifade etmiş:” “Aşkın güneşi dünyayı aydınlatmışken neden yarasa gibi mağara köşelerinde kalıyorsun?” Şaşkınlık kendini kaybetmeyi gerektirmez hayranlık içinde kalmakta şaşkınlıktır. Bakın şair nasılda sözümü doğruluyor.:” Hüdâyî-i Kadîm “Gönlün doğusundan aşkın ışık saçan güneşi doğunca, Allah'ın yaratmış olduğu bütün zerreler aşkın karşısında zayıf, dermansız ve hayran kaldı” diyerek aşkı ışıklar saçan/göz kamaştırıcı bir güneşe benzetmektedir a.g.e.”
C-Cavidan yine aşk şiirlerini okurken neden aynı duygu ve hislerle kocasının sevmediğini düşünürken küplere binmiş tek tek kırıyordu adeta. Camdan dışarıya bakarken sokaklarda el ele dolaşanların olmasının suçlusunun kendisi olduğunu candan aşkla sevmeyen kocasının evlilik teklifine evet diyerek acele etmiş olmanın pişmanlığında izlerken kahr oluyordu. Oysa onlar el ele dolaşsalardı mahalledeki herkes el ele dolaşacak sokaklarını aşk saracaktı bu nedenle şaşkındı.(Bakın burada şaşkınlık başka bir hal aldı, idrak etmeye götürdü muhteşemmmm)
 
Kısa ve öz olsun yarın kaldığımız yerden inşallah devam ederiz selamlarımla.
Mehmet Aluç
 

*Dergi Park-AŞKA DAİR BAZI TASAVVURLAR (XVI. YÜZYIL DİVANLARINDAKİ AŞK REDİFLİ GAZELLERDEN HAREKETLE)* Fatma KOLA





Mehmet AluçGold Üye / Erkek / 1/20/2016