ALLAH'IN ZEYTİNLERİ

Allah'ın zeytini... 
Tabiatta kendi hâlinde yetişen ağaçlara "Allah'ın" derlerdi büyüklerimiz. Yani hiç kimseye ait değil ama herkesin.  Allah'ın zeytininin taneleri küçüktü. "Minnak zeytin" derdim. Kendisi küçük ama işi büyük... Minicik minicik zeytinleri tek tek dilmek sonra kurmak... Bereket bütün anneler beraber çalışırlardı da şarkılı, türkülü bitirirlerdi işlerini. 
Minnak zeytinler, bizim kendi bahçelerimizde yetiştirdiğimiz aşılılardan   daha lezzetliydi… Veya bana öyle geliyordu.
Her çocuğun, komşunun yemeğini daha çok sevmesi mızmızlığı ile "Hacergilin minnak zeytininden istiyom." dediğim anda, kaşla göz arasında, ufak bir değiş tokuşla gelirdi Allah'ın zeytini önüme... Sadece o civarda yaşayan köylülerin değil bütün fakir fukaranın ekmeğinin katığıydı. 
Bu cumartesi Almanya'daki haftalık alış verişimizde rastladım. Minnak zeytinler, minik kutularda satılıyordu. Eski bir dostumu görmüşçesine sevindim. Kutunun üstünde "Grek Adaları Orijinalleri -Taşlı (çekirdekli)Yeşilzeytin-Girit" yazıyordu. 
Allah'ın Yunan'ı, Allah'ın zeytinini almış mücevher gibi kutulamış satıyor. Allah'ın Türk'ü ne yapıyor?.. Elindeki mücevheri yok edip maden arıyor. Sadece ekmeğin katığını değil, toprağın dengesini de bozuyor, insanları, hayvanları, börtü böcek tüm canlıları  bir kaç kişinin hesabına biraz daha para girsin diye açlığa, hastalığa mahkum ediyor. Güzel kokulu gölgelerin, toplama, dilme, kurma sırasında oluşan kültürün, yardımlaşma-paylaşma hazzının, lezzetli ve sağlıklı yağlarının, benim gibi bir kaç yaşlının anılarında kalmasına sebep oluyor.
Vatan sevgisi, sadece uğrunda ölmekle mi olur?..





Seferi (Nurcan Bedir Ören)Admin / Kadın / 6/19/2016