Nefs – Nâtıka ve Nefs-i Natıka Nedir

 

 

Nefs – Nâtıka ve Nefs-i Natıka Nedir

Osmanlıca yazılışı: Nefs

Osmanlıca Yazılışı: ناطقه

Osmanlıca Yazılışı: Nefs-i nâtıka:  ناطقه نفس

Ruh-u insanî: انسان  روح İnsan ruhu. İnsana ait ruh

 

Nefs – Nâtıka ve Nefs-i Natıka Nedir

Nefs-i nâtıka: Arapça kökenli nefs ve nâtıka sözcükleri ile kurulmuş bir tamlamadır.  Arapça da nefs; “ruh, can, hayat, hayatın ilkesi, nefes, varlık, zat, insan, kişi, hevâ ve heves, kan, beden, bedenden kaynaklanan süflî arzular” manalarına gelir. Natıka da Arapça kökenlidir ve nutuk, natık sözcükleri ile aynı kökten gelir. Natık sözcüğünün sözlüklerdeki anlamları ise:  Düşünüp söyleme yeteneği. Düzgün ve iyi konuşma yeteneği. Söz söyleyen, konuşan. Hatip,  güzel ve özlü konuşma kabiliyeti manalarına gelmektedir.

Şu halde nefs-i nâtıkayı : “ Konuşan öz, insan; doğru ile yanlışı birbirinden ayıran insan mahiyetinde bulunan nur, aklî ve naklî meselelerin alâkalarını hissetmeye ve anlamaya kabiliyeti olan insan ruhu, insan.  İnsanı hep kötülük ve aşağılık işler yapmaya sürükleyen nefs. Nefs-i emmâre.

 Akli ve nakli mes'elelerin münasebetlerini hissetmeğe ve anlamağa istidadı olan zâti ve cevheri hassası. Zâtında maddeden mücerred, fiilinde maddeye mukarin olan cevher. İnsan ruhu.”[1] Şekillerinde izah etmek mümkündür.

Bu açılardan bakınca nefs-i natıka tabiri,  şeref-i mahlukatın ruhu , ruh-u insaniyet ( İnsan ruhu) manasına gelecek şekillerde kullanılmıştır.  Ruh-u insaniyet  sadece “ İnsanlarda bulunan, tanrının ruhundan bir parça taşıyan,  insanın eşref-i mahlûkat, yaratılmışların en şereflisi olmasına vesilen olan ruhtur. [2] ( BKZ RUH-I İNSANİ NEDİR VE EŞREF-İ MAHLUKAT )

Tasavvufçular ve din âlimleri ruh ve maddeyi bir birlerinden ayırmışlar, ruhun maddeden ayrı bir öz olduğu,  ölümsüz olduğu, bedenlere girip bedenler öldükten sonra ervah âlemine eriştiği, ruhun insani, hayvani, cemadi, ve nabati [3]olarak dört türlü olduğu, tüm bu ruh türlerinin hepsinin ruh-ı külliden geldiklerini, ruh-u insani olan ruh türünün zamandan ve mekandan bağımsız olduğunu ama diğerlerinin beden ile gelip beden ile öldüğünü düşünmüşlerdir.

Bazı pagan dinlerde, Hristiyanlıkta hatta İslamiyet’teki çeşitli tarikatlarda ruhun bedenlere girip çıkabildiği,  yeniden yeniden dünyaya gelip gidebildiği,  ruhun canlı, cansız, bitki, hayvan formlarında dolaşabildiği, hatta tanrının insan bedenlerinde dünyaya gidip gelebildiğine vb de inanılır.  ( bkz DEVR VE TENASÜH İNANCI İLE DEVRİYE- RÛH NEDİR RUHUN VARLIĞI HÜLUL TENASÜH DEVR VE RUH GÖÇÜ )

 Çeşitli dinler, felsefi düşünceler ve Müslüman tarikatlarda “rûhun tanrısal bir öz olduğu veya ruhun tanrısal özden geldiği”, Allah’ın insanı yaratırken insana kendi ruhundan üflediği inancı vardır. Yunanlılarda ilahlar âleminden aşağı düşerek yeniden ilahlar âlemine dönme arzusundaki ruhun kendini yüceltme düşüncesi, Hindu dinlerinde kendini olgunlaştırarak ruhun Nirvana’ya ulaşma inancına şekline dönüşürken, [4] bu inanç bazı İslami tarikatlarda ruhun yedi mertebede olgunlaşarak in san-ı kâmil mertebesine ulaşıp Allah ile bütünleşmesi olarak ifade edilir.

Netice olarak ruhun idealar âlemine yeniden erişebilmesi;   Nirvana’ya ulaşmak veya İnsan-ı Kamil olarak Allah bütünleşme şeklinde ifade edilen bu inançların ana kaynağı ruh-ı insani düşüncesiyle alakalı olmaktadır.  Ruh-u insani düşüncesinin altında ise insanın eşref-i mahlûkat – yaratılmışların en şereflisi olmasını sağlayan bir ruh türüne sahip olması yatmaktadır.  Ruh-u insani ruh-i külli içinde en muteber olanıdır ve Allah insanı yaratırken ruh-u insaniyi kendi ruhundan üflemiştir.

Buna göre ruh-u insani ölümsüzdür. Ruh sürekli düşüş veya sürekli yükseliş ( bkz  DEVR VE TENASÜH İNANCI İLE DEVRİYE )  kavsları ( yayları ) içinde bedenlere girip çıkmakta, ancak girdiği her bedende rahat edememektedir. Çünkü ruh sürekli olarak kendine uygun olan alanına dönme amacı içindedir. Çüki tanrısal bir özden gelmiştir ve yeniden o öze dönmek arzusundadır.

Ruh-u insani hareketin,” hayatın başlangıcı, kaynağı, yani kendisiyle hayat bulunan şey, idrâkin yani anlamanın başlangıç noktasıdır.” [5]

 

Ruh-ı Külli

Ruh-ı külli bütün ruhların çıktığı, yer, bütün ruhların ana kaynağı, menba-ı mehazı manasındadır. Buna göre, ruh-ı külli; ruh-ı insani, ruh-u nebati, ruh-u cemadi bütün ruhların membaı, kaynağı, çıkış yeri yani tüm ruhların küllidir. [6]

Rûh, kelimesi Arapça “gitmek, geçmek; (hava) rüzgârlı olmak; (bir şey) geniş ve ferahlık verici olmak” nefes, soluk, rüzgâr, esinti, güzel koku[ anlamlarındaki “revh “ kökünden gelen bir sözcüktür.  Arapçadaki rih, ravh ve ruh kelimeleri rüzgâr, hava, nefes, koku gibi anlamalara gelirken kavram olarak” canlılarda hayatı sağlayan unsur” manasını taşır. ( bkz RÛH NEDİR RUHUN VARLIĞI HÜLUL TENASÜH DEVR VE RUH GÖÇÜ )

Tasavvufçular ruhu dört çeşit olarak düşünmüşlerdir. Bu ruh türleri insanlarda, hayvanlarda, bitkilerde ve cansızlarda bulunur.  İnsanlarda olan ruh ölümsüzdür. Bu ruh, yaratanın ruhundan insana üflenmiştir. Yaratanın ruhundan insana üflendiği için ölümsüzdür. Bir bedene girse bile o bedenin ölümünden sonra bedeni terk ederek ruhlar âlemine gider. ( RÛH NEDİR RUHUN VARLIĞI HÜLUL TENASÜH DEVR VE RUH GÖÇÜ )

Oysaki insan dışı, hayvan, bitki ve cansız varlıklarda da ruh vardır. Ancak bu ruh türleri ölümlüdür. Örneğin hayvanlardaki ruh hayvanlar birlikte ölür. ( bkz FELSEFE VE DİNLERE GÖRE RUH BEDEN VE RUHLAR ALEMİ )

Ruh-ı cemadi veya ruh-ı hayvan ile ruh’-ı nebati insan dışı canlı ve cansızlarda olan ruhtur.   İnsanların dışındaki ruhlar üç türlüdür. Cansızlarda olan ruh, ruh-ı cemadidir,  bitkilerde olan ruha, ruh-u nebati denir, hayvanlarda olan ruha ise ruh-ı hayvani denir. [7]

 

 

RUH İLE İLGİLİ BAŞLIKLARIMIZ İÇİN LİNKLERE TIKLAYINIZ

FELSEFE VE DİNLERE GÖRE RUH BEDEN VE RUHLAR ALEMİ

RUH-I HAYVAN HAYVAN HAYVANİ NEDİR

RUH-I NEBATİ NEBAT VE NEBATİ  NEDİR

RUH-I CEMADİ NEDİR

GIDA-YI RUH ( MÜZİK RUHUN GIDASIDIR)

RÛH NEDİR RUHUN VARLIĞI HÜLUL TENASÜH DEVR VE RUH GÖÇÜ

AB-I HAYAT AB-I HAYVAN BENGİSU NEDİR BEYİT ÖRNEKLERİYLE

ÇEŞME-İ HAYVAN HIZIR İSKENDER VE AB-I HAYAT

 

KAYNAKÇA

[1] https://www.luggat.com/nefs-i%20nat%C4%B1ka/1/1

[2] https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/Icerik.aspx?a=/e/AKI%C5%9E/Edebiyat-Terimleri-Mazmunlar/Ruh-%C4%B1-%C4%B0nsani-Nedir-v

[3] https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/Icerik.aspx?a=/e/AKI%C5%9E/Edebiyat-Terimleri-Mazmunlar/Ruh-%C4%B1-Neb

[4] https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/Icerik.aspx?a=/e/AKI%C5%9E/Edebiyat-Terimleri-Mazmunlar/Felsefe-ve-Dinlere-G%C3%B6re-Ruh-Beden-ve-Ruhl

[5] Maşallah TURAN,  İNSAN RÛHU, EZELÎ OLAN TANRISAL BİR ÖZ MÜDÜR? Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 41, 2016, s. 102-130.

[6] https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/Icerik.aspx?a=/e/AKI%C5%9E/Edebiyat-Terimleri-Mazmunlar/Ruh-%C4%B1-K

[7] https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/Icerik.aspx?a=/e/AKI%C5%9E/Edebiyat-Terimleri-Mazmunlar/Ruh-%C4%B1-Ce





EsaAdmin / Erkek / 24.08.2016