Rûm Nedir Rumî Şiirlerde Rûm

 

Rûm Nedir Rumî Şiirlerde Rûm

 

Osmanlıca yazılışı rûm :  روم

Rum sözcüğünü Osmanlı öncesi ve Osmanlı dönemi içerisinde olmak üzere iki ayrı dönemdeki anlamı ile bilmek gerekir.

Osmanlı Öncesi Rum Kelimesinin Anlamı

Rum,  kelimesi Romeos (Romalı) sözcüğünden bozularak Rum haline dönüşen bir kelimedir.

Osmanlı ve Malazgirt Savaşı öncesi anlamı ile Rum,  Anadolu’daki Roma ve Bizanslıların ülkesi olarak anlaşılmıştır.  Anadolu Müslüman ve Türk ülkesi olmadan önce Araplar, İranlılar, Türkler ve diğer doğulu ülkeler nezdinde Rum, Roma ve Doğu Roma ülkesinin Anadolu’yu kapsayan kesimi anlamında kullanılmıştır.  Doğu Roma imparatorluğu ve Bizans devleti Anadolu'yu da içine aldığı için Anadolu'ya Rûm, Anadolululara da Rûmî denilirdi.

Rum, sözcüğü İstanbul’un fethinden sonra Yunan, Yunanlı anlamında kullanılmaya başlanmış, Rum ve Rumeli sözcüğü Balkanlar ve Balkanların güneyini kast eden bir sözcük haline gelmiştir. Şu halde İstanbul’un fethine kadar Rum sözcüğü: “ Roma İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan, Roma yurttaşı haklarına sahip olan halk. Romalı. Arap ilinden başka ilden olan kimse.  Anadolu” Anlamlarındadır.

İstanbul’un Fethi Sonrası Rum Sözcüğünün Anlamı

Ancak Rum sözcüğü İstanbul’un fethine kadar Bizanslıların ve Romalıların ülkesi anlamında olmak üzere Müslümanların Anadolu'yu tanımlamak için kullandığı bir tabirdir. Buradaki Rum'dan kasıt Roma, Romalı, Doğu Roma ya da Doğu Romalı dolayısı ile Bizans olmaktadır.

 İstanbul’un fethine kadar hatta daha sonralarında dahi Anadoluya Rum denmesi alışkanlığı devam eder. Anadolu’da yaşayan Türk ve Müslümanlara da Rumi denmiştir. Ancak bir müddet sonra Osmanlılar Rum kelimesini yavaş yavaş Trakya, Trakya’nın güneyi, Yunanlı, Yunanlıların yaşadığı yerler anlamında kullanmaya başlar.

İstanbul’un fethinden sonra Rum sözcüğü Anadolu’daki Osmanlılar şeklinde anlaşılmaya başlanmış, Osmanlılar bu sözcüğü hem Osmanlı ülkesi hem de Osmanlı ülkesinde yaşayan Hıristiyan Ortodoks mezhebinden olan ve Yunanca konuşan kimseler, Rum milletinden olan, Yunanistan, Yunanlı, Yunan milletinden olan anlamlarında kullanılmıştır. Zamanla da Osmanlı'da ve Türkçede Rum denince, Hıristiyan Ortodoks mezhebinden olan ve Yunanca konuşan kimse anlaşılır.

Günümüzde Rum Kelimesinin Anlamı

Günümüz sözlüklerinde Rum sözcüğünün tarifi  “ Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse. Rumlara ilişkin, Rumlarla ilgili şekillerindedir.

Divan Şiirinde Rum

Divan şiirinde Rum sözcüğü yukarıda izah ettiğimiz şekilde Anadolu anlamı ile ancak Romalıların ülkesi manasında kullanılır.  Rum ülkesi insanları beyaz tenli ve güzel yüzlü olarak tasavvur edilmiş,  Habeş, Zenci ve Zengibâ ile karşılaştırılarak Rum güzelleri onlara göre daha üstün tutulmuştur.

Saña Servân ile Tebrîz’ini mülk-i ‘Acem’üñ

Baña Rûm illerinüñ husrev-i hûbânları    Ravzi 

 

 

Gündüz, Rûm ise; gece, Habeşi veya Zencî olarak ifade edilir. Rum ülkesi çoğu kez sevgilinin beyaz yüzü, sevgilinin yüzündeki sarı ince tüyler olarak da karşımıza çıkar. Tüylerin siyahlaşmaya başlaması Habeşî,  zenci ve zengibaların  Rum ülkesini işgal etmelerine benzetilir.  

Kamer devri nihâyet buldı geldi ‘âsi-yi hattuñ

Ki gâret itmege Rûm’ı çıkar küffâr besbelli     Ravzi 

Örneğin Ravzi bu şiirinde kamer devrinin bitmesi ve Rum ülkesine küffar çıkması ile sevgilisinin on beş on altı yaşlarını geçkin hale gelmeye başladığını ifade etmektedir.

ski devrilerde Rum adında bir içki türünün de olduğu bu içki türünün adı ile Rum insanı ve Rum içkisi anlamlarının birlikte ve tevriyeli kullanıldığı dikkati çekler

Çekdi Çînden Rûma leşker kâkül-i müşkîn-i dost

Aldı cân mülkin ser-â-ser kâkül-i müşkîn-i dost    Revani ( 16 Yy)

 

Hatt-ı ruhuñ gelelden ider oldı şiveyi

Eş‘âr-ı Rûmdan şu‘arâ-yı ‘Acem tırâş      Gelibolulu Sun’î

 

Çöz sünbülüni Rûm diyârı Hoten olsun

 Gül incü dişün şevkına ‘âlem ‘Aden olsun   Hamdullah Hamdi

 

Çîn-i zülfünden nigâr el urdu nâgeh yüzine

Dedi gâlip Rûm'dan leşker çıkar Şâm üstüne Ahmed Paşa

 

Seyr-i hüsne mâni‘ olmaz ey göñül müjgân-ı yâr

İtdi Bagdâdı şeh-i Rûma müsellem Zül-fekâr     Gelibolulu Sun’î (

 

Meyhaneler kapandı kalıp ruma münhasır

Mestan  iki kat uğradı Rumun belasına   La edri

 

Belâ-yı ‘ışka ugratdı beni bir Rûm sultânı

Meger sultânum Allâh eyleye bu derde dermânı   GELİBOLULU-SUN'Î-

 

Sabâ varur-ısan Rûm’a selâm it benden ashâba (579/1)

Veger hâlüm sorarlarsa haber virgil ol ahbaba     Ahmedi

 

Ehl-i şarkuñ hâtırın yazmaga ey Ravzî meger

Şâh-ı Rûm irsâl ider Îrân ile Tûrân’a hat     Ravzi

 

Aradım bulamadım Rûm’da Hicaz’da

Kandedir ey gönül bilmem durağın

Eğlenüben kaldın aşk-ı mecazda

Hakikat râhına gitmez ayağın  ŞEYH-AHMED-KUDDUSİ

 





EsaAdmin / Erkek / 24.08.2016