Rufai Tarikatı İlkeleri Ayinleri Zikirleri Halvetleri ve Bürhan

 

 

Rufai Tarikatı İlkeleri Ayinleri Zikirleri Halvetleri ve Bürhan

 

Rufai Tarikatı, Bağdat’la Basra arasındaki Batâih bölgesi Evasıt şehrine bağlı Ümmüabîde ( Ubeyde) köyünde doğmuş olan Ahmed – er Rıfai adlı bir şeyhin kurmuş olduğu İslami bir tarikattır.

Bu tarikat Irak’ın güneyindeki Batâih bölgesinde kurulduğu için Rufailere” Batâihiyye” de denmiştir.  Burhan denilen ayinleri vücutlarına kızgın şişler, sivri kılıçlar, keskin bıçaklar sokmaları ve kesmeleri ile dikkat çeken bu tarikatın ayinlerinde kızgın fırına girmek, kor ateşte kızarmış demirleri dilleri ile yalamaları ve nar gibi kızarmış demirleri ısırmaları ateş üzerinde çıplak ayakla yürümek gibi çok tuhaf gösterileri de olan bir tarikattır. ( bkz  GÜL YALAMAK ( RIFAİLERDE KOR DEMİRİ ISIRMAK ) “Rifâiyye Tarikatı günümüzde Mısır, Suriye, Yemen, Irak, Türkiye ve Balkan ülkelerinde halen varlığını sürdürmektedir.”[1]

 

Rıfailerin Kurucusu Ahmed – er Rıfai ve Ailesi Hakkında

Kurucusu olan Ahmed –er Rıfai, soyu Hz Hüseyin’e kadar dayanan İmam Mûsâ el-Kâzım’ın oğlu İbrâhim el-Murtazâ neslinden olan bir cedde sahip olan [2] bir şeyhtir.  ( bkz AHMED – ER RIFAİ  HAYATI AİLESİ VE RUFAİ TARİKATI )

Dedesi Seyyid Yahya, halife tarafından Basra’da devam eden Sünni, Batini, Şii çarpışmalarını sonlandırmak için Basra’ya Nakib olarak görevlendirilmiş ve bu görevi başarı ile yerine getirmiş olan biridir. Babası ise Seyyid Yahya’nın oğlu Seyyid Ali’dir. Annesi ise Basra yöresinde oldukça mühim bir şöhrete sahip bir şeyh olan Mansûr el-Batâihî’nin kız kardeşi  [3] Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin soyundan gelen bir kadın olan Fâtıma el-Ensârî’dir. 

Ahmed – er Rıfai, dayısı Mansûr el-Batâihî tarafından yetiştirilmiş, devrin en önemli âlimlerinden Ali Ebü’l-Fazl el-Vâsıtî tarafından eğitilmiş,  ondan “ebü’l-alemeyn”  icazetini aldıktan sonra dayısı  [4] Mansûr el-Batâihî’nin bütün tekkelerin şeyhliğini ele alarak Rufailik tarikatını kurmuştur. [5]

Bu tarikatın adı ve şöhreti Ahmed – er Rıfai’nin 1160 yılında yaptığı hac ziyaretinden sonra oldukça artmıştır. Rivayetlere göre Ahmet Rıfai, Mekke’ye giderken Medîne-i Münevvere'de Hz Muhammed’in kabri Ravza-i mutahhere'yi ziyaret etmiş ve o ziyaret esnasında da bir çok insanın gözü önünde bir mucize gerçekleşmiştir. Ahmet – er Rıfai, Peygamberin kabrine dualar okuyarak yaklaşmış,  bu sırada Allah Rasülü'nün kabrinden dışarıya nûrânî bir el uzanmış ve Rifâî bu eli saygıyla öpmüştür.   Aralarında Hayât b. Kays el-Harrânî ve Adi b. Müsâfir gibi zatların da bulunduğu büyük bir topluluk da bu hadiseye şahit olur.

Her ne kadar Rıfailer bu olayı tarikat şöhreti olarak kullanmaktan kaçınsalar da bu olay pek çok yerde duyulmuş, Ahmet –er Rıfai’nin şöhretinin Halife tarafından dahi itibar görmesine vesile olmuştur. Nitekim kaynaklar halifenin ondan kendisi için nasihat dile getiren bir name yazmasını istediğini hatta onunla görüşmesi için makamına dahi davet ettiğini belirtmektedir.

Rıfai Tarikatının şeyhi olan Ahmed er-Rifâî, 578’de (23 Eylül 1182) şiddetli bir ishale yakalanmış ve ölmüştür. Türbesi Bağdat’ın güneyinde Vâsıt yakınlarındadır.

 

Rıfai Tarikatının Temel İlkeleri

Rıfai tarikatının temelleri fütüvvet ve riyazete dayanır. Fütüvvet alçakgönüllü, yiğit, eli açık, başkalarını sevmek, dünya malına önem vermemek ve hoşgörü ile olur. Riyazet ise ı  “Yabani bir atı veya hayvanı ehlîleştirmek, azgın atı eğitmek; idman yapmak. “Nefsin şehvet denilen beden ve dünya ile ilgili arzularını kırmak, etkisiz hale getirmek, nefsi aklın ve dinin tespit ettiği sınırlar içinde tutmak”. Nefsin isteklerini kırma. Perhiz manalarındadır. [6] ( bkz RİYAZET NEDİR SOFİ PERHİZİ )

 

Bir Rıfai dervişine verilen öğütler, nefsine hâkim olması, nefisini tüm isteklerden arındırması,  dünyanın gelip geçici olduğunu bilmesi ve dünya nimetlerine yüz çevirmeyi bilmesi, hayatın acı ve sıkıntılarına hiç yakınmadan tevekkül edebilmesi, razı olabilmesi, yoksullarla düşüp kalkabilmesidir.

 

Rufailerde tarikata Giriş

 

Rıfailerde tarikata girmek isteyen dervişlere” Talip “  denir. Talip şeyhe bir aracı ile gelir ve tarikata dâhil olmayı diler. Abdest alıp namaza kılan talip şeyhin dizi dibine oturup dizini şeyhin dizine dayar. “Mürşit kıbleye yönelerek iki dizi üstüne oturur. Mürit de, dizleri mürşidin dizlerine değecek biçimde aynı şekilde çökerek oturur. Mürşit, üç Fatiha ve Kur'an'ın beyatle ilgili ayetini (Feth, 10) okurken müridin elinden tutar ve Peygamberden bey'atlesme ile ilgili olarak nakledilen hadisi hatırlatır ve sonunda müride: "Siz de bu şartlar muvacehesinde bana bey'at ediyor musunuz?" diye sorar ve "evet" cevabını alınca Kur'an'ın, ahdi bozmamaya ilişkin ayetlerini okur. Bunlardan sonra mürşit, isteklinin elini tutmaya devam ederek üç kez "istiğfar" ederler. Bunun ardından İslam’daki iman ve ibadet esaslarına sadakat tekrarlanır. Düşkünlere, yoksullara, çaresizlere yardım edileceğine, Ahmed Rifâî'den gayrı mürşit tanınmayacağına söz verilir ve bütün bunlara Allah ve Peygamber şahit tutulur.”[7]

 

Şeyh, talibe, Allah ve Hz Muhammed’in bütün buyruklarını yerine getirmesini, yoksullara destek olmasını, günahlarından tövbe etmesini, Şeyhe saygılı olmasını, tarikatın ilkelerine uymasını tembih eder. Daha sonra hep birlikten “ Lâ ilâhe illallah” çekilir. Bu törenden sonra tarikata giren talip Rıfai adını almış olur.

 

 

Rufailerde Zikir ve Riyazet

 

Rıfailerde müridin ruhsal olgunluğa erişmesi için dokuz aşamalı riyazet yöntemi vardır.

Rufailikte üç temel esas vardır:

Bunların ilki “Lailahe illallah” zikridir. Sonraları Rahman, Rahim, Vehhab, Kuddüs, Hakk, Halim, Hannan, Hayy, Hafız, Hamid isimleri ile zikir devam eder. Mürit şeyhin gördüğü yerlerde ve verilen sürelerde bu zikirleri devam ettirir. İlk dört zikri yenilediği sürede çavuşluk mertebesine ulaşır. Kalan beş zikri tamamladığında ise nakiplik mertebesine erişir.

Her zikir vaktinden evvel namaza kılar. Şeyhin uygun gördüğü süreler içinde zikrini tamamlar. Zikir aşamasını geçtikten sonra Şeyh’in işareti ile halvete girer. Dört gün süren halvet sırasında en fazla dört saat uyur. Kalan süreyi ibadet zikir ve tefekkür ile   geçirir.

 

Dört günlük zikir dışında Rufailerde her yıl Muharrem ayında yapılan ve yedi gün süren Halvet-i Mahremiye dedikleri bir halvetleri de vardır.

 

Ahlakı güzelleştirmek gayesiyle biri hilafet, diğeri de muharremiye olmak üzere iki çeşit halvete girilir. Bu halvette mürid oruç tutar. Rüfâiler siyah rengi sünnet saydıkları için siyah renkli sarık dolarlar. Yanlarında ise sürekli olarak nefisleri ile savaşa girmelerini hatırlatacak olan bir sancak taşırlar .

 

Rıfailerin Rutin Ayinleri

 

Rıfailerin ayini Mevlevilere benzer ve tarikat ayini semahanede yapılır.  Şeyh posta oturur ve dervişler etrafında halka kurar. Şeyh önce bir Fatiha sonra ise Kuran’dan bir bölüm okuduktan sonra Rufai evradına geçer.  Fâtiha’dan sonra "özel bestesi" olan "evrâd-ı şerif" okurlar. Kısa bir duâ yapılır. Güzel sesli çocuklar naat okur. Dervişler de “Allah, Allah, “ La ilahe illlahlah” diyerek zikre başlar.

 

Ardından ayağa kalkılır ve şeyhin efendinin belirttiği esmâ (Allah Teâlânın isimlerinden biridir. Genelde kelime-i tevhidle başlanır. Sonra lafza-i celâl ve Hayy-Hakk isimleri zikredilir) zikredilmeye başlanır. Zikir meclisini "reis" denilen bir kişi yürütür.  Zâkirler yâ tek başına ya da grup halinde ilâhiler, kasideler söylerler.

 

Burhan Ayinleri

 

Rufailerdeki en dikkat çekici ayin türü çok nadir olarak yaptıkları Burhan ayinleridir.  Bu ayin şeklinin Seyyid Ahmed er Rüfâi’in Medine ‘de Hz Muhammed’in uzanan elini öpmesi sonrasında gerçekleştiğine dair görüşler vardır. Bu görüşe göre Ahmet- er Rıfai, Hz Muhammedî’in elini öpünce diğer müritleri de öpmek istemiş ancak bu onlara nasip olmamıştır. Olaya şahit olan müritler de o eli öpmek istemişler ama amaçlarına nail olmayınca vücutlarına şiş, teber, kılıç vurmaya başlamış ve bir kısmı da ateşle vücudunu dağlamaya çalıştıkları halde müritler hiçbir şey olmamıştır. Bunun üzerine, Ahmed er-Rüfâi “ “ Ya Rab, tarikatıma girenlere, bu sırrı bahşeyle!” dİye dua etmiştir.[8] Duasının kabul edilmesinden sonra da Rıfailere bu meziyet bahşedilmiş olur. Rıfailer tarafından kesinlikle gösteri amaçlı yapılmayan, hatta bu amaçla yapılması asla mümkün olmayan, şeyhlerin gerekli gördükleri zamanlarda ve çok nadir olarak yapılan bu ayinlere “Bürhan Ayinleri “denilmiştir.

 

 

 

Tarikatın esasları

 

  • İstememek
  • Geri çevirmemek
  • Mal yığmamak

 

Samarrai'ye göre, Rufai tarikatı esasları

Allah’ın birliğine iman

Kur’an’ı sorumlulukların kaynağı bilmek

Muhammed’in sünnetine bağlılık

Sürekli zikir ve iç dünyayı dinlemek

Sevgi

İlk İslam âlimlerinin çerçeveledikleri inanç sistemine bağlılık

Muhammed’in sahabelerine saygı

Kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman

Tefekkür

Dostlarla açık zikir

Muhammed’in ahlakıyla ahlaklanmak

İlim tahsili peşinde olmak

Sürekli Kur’an okumak

Şöhretten kaçınmak

Lüzumsuz ve boş konuşmayı terk etmek

Bid’atlardan kaçınmak

Mustafa Kara'ya göre tarikatın esasları

Allah’ın emrini yerine getirmek, yasaklarından sakınmak

Şeriat ve tarikata ters düşen şeylerden sakınmak

Dininde ve ahdinde sağlam durmak

İlim öğrenmek ve uygulamak

Kişilerin ayıp ve kusurlarını araştırmamak

Muhtaç olanlara insaf ve merhamet etmek

Yaramaz ve çirkin huyları terk etmek

Şeyhin öğütlerini kabul etmek

 

 

RİYAZET NEDİR SOFİ PERHİZİ

NEFS NEDİR ( RİYAZET MÜCAHEDE ) ŞİİRLERİMİZDE NEFS

GÜL YALAMAK ( RIFAİLERDE KOR DEMİRİ ISIRMAK )

AHMED – ER RIFAİ  HAYATI AİLESİ VE RUFAİ TARİKATI

 

KAYNAKÇA 

[1] https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/Icerik.aspx?a=/e/ARAMA/EDEB%C4%B0YAT-TER%C4%B0MLER%C4%B0-MAZMUNLAR/G%C3%9CL-YALAMAK-(-

[2] MUSTAFA TAHRALI, https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-er-rifai

[3] MUSTAFA TAHRALI, https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-er-rifai

[4] Turan Atik, Rifailik Tarikatı Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2007

[5] MUSTAFA TAHRALI, https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-er-rifai

[6] https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/Icerik.aspx?a=/e/ARAMA/EDEB%C4%B0YAT-TER%C4%B0MLER%C4%B0-MAZMUNLAR/---R%C4%B0YAZET-NED%C4%B0R

[7] Turan Atik, Rifailik Tarikatı Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2007". 8 Nisan 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Ağustos 2013.

[8] https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/Icerik.aspx?a=/e/ARAMA/EDEB%C4%B0YAT-TER%C4%B0MLER%C4%B0-MAZMUNLAR/G%C3%9CL-YALAMAK-(-RIFA%C4%B0L





EsaAdmin / Erkek / 24.08.2016