Ahmed Yesevî ve Menkıbeleri

                                                            

 AHMED YESEVÎ VE MEKIBELERİ

   Orta Asya Türklerinin Dini-tasavvufi hayatında geniş tesirler icra eden ve “Pir-i Türkistan” diye anılan XII.yüzyıl mutasavvıf şairlerinden Yeseviyye Tarikatının kurucusu olan Ahmed Yesevi, bugünkü Doğu Türkistan’ın Aksu vilayetine bağlı Sayram kasabasında doğmuştur.

                                     (Köprülü   (1976:61) İlk Mutasvvıflar

    Dedesinin adının Mahmud olduğu, babasının ise Sayram’ın tanınmış şahsiyetlerinden şeyh İbrahim Ata olduğu ve babasının Nesepname adlı eserinde, kendi şeceresini tek tek isimlendirerek Hz.Ali’ye kadar bağladığı (M.Carmuhammed-Uli  (1998:182-188), annesinin ise şeyh İbrahim Ata’nın müritlerinden Sayramlı Musa’nın kızı Ayşe Hatun olduğu anlaşılmaktadır.

   Ahmed Yesevi, anne-baba ve aile muhiti itibariyle saygın, dinine ve kültürüne bağlı bir manevi ortamda doğmuş ve yetiştirilmiştir.

Ahmed Yesevi’nin doğum ve ölüm tarihi konusunda yapılan çalışmalarda şimdiye kadar

kesin bir sonuca varamayan araştırmacılar bu konuda farklı görüşler ortaya atmışlar ve bunlar birer tahminden öteye gidememiştir. Ancak Doğu Türkistan’da bulunan Ahmed Yesevi ile ilgili belgelerden anlaşıldığına göre Hoca Ahmed Yesevi’nin Miladi

1005 yılında doğup, 1116 yılında vefat etmiştir. (Osman1992:193-194)

   Şeyh İbrahim Ata’nın Gevher Şehnaz adlı kızından sonra ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen Ahmed Yesevi önce annesini, ardından da babasını kaybettikten sonra ablası Gevher Şehnaz ile birlikte Türkistan’ın (bugünkü Kazakistan’ın) Yesi Şehrine gelip yerleşmiştir. Bazı kaynaklardan Ahmed Yesevi ve beraberindekilerin Sayram’dan göç etmesinin nedeninin bölgede baş gösteren kuraklık olduğunu da öğrenmekteyiz

    İlköğrenimine Yesi’de başlayan Ahmed Yesevi, küçük yaşına rağmen bir takım tecellilere mazhar olması, beklenmeyen fevkaladelikler göstermesi ile çevresinin dikkatini çekmiştir.Menkıbelere göre, yedi yaşında

 Ahmed Yesevî Arslan Baba'ya intisab ederek O'ndan feyz almaya başlar.

   Arslan Baba’nın terbiyesi ve irşadı ile Ahmed Yesevi kısa zamanda manevî mertebeler aşar, şöhreti etrafa yayılmaya başlar.

   Arslan Baba vefat ettikten bir müddet sonra, zamanın önemli İslam Medeniyet merkezlerinden biri olan Buhara’ya gelip, burada devrin önde gelen âlim ve mutasavvlarından olan Şeyh Yusuf el-Hemedani’ye intisap ederek eğitimine devam eder.

   Yusuf el-Hemedanî’nin vefatı üzerine irşad mevkiine Ahmed Yesevi kendisi geçer.

   Bir müddet sonra, vaktiyle Şeyhi Yusuf el-Hemedani’nin vermiş olduğu bir işaret üzerine irşad makamını Şeyh Abdülhalik Gucdüvani’ye bırakarak Yesi Şehrine döner.

  Çok geçmeden burada Orta Asya Türklerine özgü “Yesevilik Tarikatı”nı kurar. Vefat edinceye kadar burada irşada devam eder. (Köprülü 1981:193)

Hoca Ahmed Yesevi memleketine döndükten sonra fikirleri ve eserleri ile bütün Türkistan’da çok büyük şöhrete sahip olur.

Namı hudutlar aşıp pek çok İslam ülkelerine yayılır. Bundan dolayı bütün İslam âlemine, “Medine’de Muhammed, Türkistan’da Hoca Ahmed” sözü yayılmıştır (Osman 1992:193).

   Hoca Ahmed Yesevi’nin hayatı ve kerametleri konusunda Türkistan’da pek çok sırlı rivayetler söylenmiştir.

   Bu rivayetlere göre, 63 yaşına geldiğinde, “Peygamberimiz Hz.Muhammed’e Cenabı Hak 63 yaştan fazlasını vermemiş. Bana da bundan sonra Yeryüzünde yaşamak haramdır” diyerek yer altına bir çile hane yaptırıp oradan çıkmadan ibadetlerini yapmış ve hizmetlerine devam etmiştir.

   Böylece Hz. Peygamberimizin yaşının yaklaşık iki katını (111 yaş) yaşadıktan sonra Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.

  Sayram’da İmam Muhammed bin Ali neslinden gelenlere “Hâce” denildiği gibi onlara bağlı olanlara da aynı isim veriliyordu.

   Ahmed Yesevi de bu silsileye bağlı olduğu için “Hâce Ahmed”, “Hâce Ahmed Yesevi”, “Kul Hâce Ahmed” isimleriyle de anılmaktadır.

Hoca Ahmed Yesevi’nin türbesi Altın Ordu hükümdarı Toktamış Han (1379-1396) tarafından tahrip edilip türbeye vakfedilenmal-mülk yağmalanmıştır.

    Bu olaydan sonra kerametlerinin ve hikmetlerinin vefatından sonra da devam ettiği ileri sürülen Hoca Ahmed Yesevi, bir rivayete göre, Emir Timur’un rüyasına girer ve ona zafer müjdesini verir.

   Timur gerçekten Toktamış Han ile olan savaşta büyük zafere erişince, Türkistan ve bütün Türk Dünyasında şöhreti ve nüfuzu

iyice yayılmış olan Hoca Ahmed Yesevî’nin kabrini ziyaret etmek için Yesi şehrine gelir ve Hoca Ahmed yesevî’nin mezarının üstüne devrin mimarî şaheserlerinden olan bir türbe yapılmasını emreder.1395-1397 yılları arasında yağmada kaybolan türbeye ait önemli eserler

Toplattırılarak türbe inşaatı tamamlandıktan sonra yerine konulur.

-İbrahim Sağır

 





 





İbrahim SağırVip Üye / Erkek / 1/20/2016