YERLİSİYİM BEN ACILARIN, SEVGİLİ BAYIM

Neyin tekelindesiniz, sevgili bayım yoksa tek değil de çift midir yüzümü sıvazladığım iki elin bir baş için feryat ettiği…

Naralar atmak olası oysaki sessizliğin feryadı dahi yoksunluk iken varlık katsayımda saklı duyguların kerrat cetvelindeki türevi.

Gözlerim aşina size.

Öncemde saklı binlerce hayali andırıyorsunuz.

Gökte ararken bakışlarınızı yerde buldunuz beni ve soktunuz yerin dibine…

Yerlisiyim ben acıların, sevgili bayım asla yabancılık çekmem de yeniden eklenenlere.

Bir eklenti ise az sonra söyleyeceklerim firar etme olasılığımla imkân sağlıyorum beni yeni geçişlere.

Bir tepenin zirvesinde olsa duygularım ne ki?

Ya, bir duygunu yansıması nedir?

Bir şiir mi yoksa bir v/eda belki de sünepe sevinçlerin uzun koridorunda bir ileri bir geri giden o çöp kamyonu mu?

Hani, belediyenin tahsis ettiği ve evin önünden alınan çöpün içinde mi saklı yoksa yiten gün ve hayaller?

Bir geceninse salyaları akıyor bunca üşengeç duygularda saklı bir fermanı kâğıda dökerken…

Taşıyor işte yürekten taşıyor aşk ve hüzün.

Aşılası bir yol madem hayat hep mi saklıdır matem sessizlik köpürten dalgaların da isyanında saklı bir beddua belki de.

Hırpalanmış güneşin.

Sevdalı mehtabın.

Takımyıldızının.

Tekmili belki de beşi bir arada düşlerin hoyrat sesinde saklı ipekten teni o minik kuşun ve işte saksıda ekili umut.

Hazin bir sonsa ömür.

Başa sardığımız her gün yeniden devreye giren umut.

Soluk teni göğün ve hırpani bulutun da teması belki de içinde saklı tutulası.

Mehter marşıyla karşılanmak.

Cenaze marşıyla gönderilmek.

Nereye gittiğimizse meçhul ve aralıksız boykot ederken ömrü belki de yüreğin asgari ücreti bunca zamlı tarifede yolunu şaşıran.

Ah, bayım, yolunu şaşırmış ekonomi ve devlet işleri derken asgari müşterekte buluşmanın da diğer adı yazmanın da vesile olduğu.

Bir kıpırtı içimde saklı.

Bir kımıltı ise sözcüklerin depara kalktığı.

Boynumsa kıldan ince kader karşısında ve işte bir harfin ihlali ve de intiharı:

Kader diye yola çıkılası ve yolumuz kederle kesişen.

İzahı zor üstelik belki de her duygu ve düşünce herkes için farklı olduğu kadar da izafi.

Resmigeçit yapan gecenin kollarındayım yine.

Arz edilenle talebin pek de kesişmedi bütçe fazlası bir kayıpla kazanım bellemişken her yenilgiyi.

Muhatabı olduğum kim ki?

Bir selamın dahi alınmadığı.

Hatırı sayılır bir insafsızlıkla yolumun kesildiği.

Haraca bağlanmış bir kere sözcüklerim, bayım.

Düne nispeten daha sakin olsam da ansızın infilak edebilirim yeniden ve hayal gücümle de sökün eder gerçekler tek tek ve işte temenni ettiğim o mutlu sonun da hiçbir anlamı kalmaz.

Seyyah yüreğin serdiği sedir.

Semazen sözcüklerden oluşmuş bir seferi yolculuk.

Aslında yerimde saydığım ve aşikar olansa gözünüzde hiçbir değerimin olmadığı.

Safkan safım.

Safkan masum ve haklı.

Karşılık bulmamak bir yana başımı kaldıramıyorum.

Haczedilmiş yüreğimden arda kalanları ise yazıya döküyorum ve harlanmış gecenin mizansende saklı onca karartıyı nasıl oluyor da alt ediyorum aydınlık ruhumla ve evet, karamsar olduğum da ayrı bir gerçek lakin ben gerçekçiyim asla da –mış gibi de yapmıyorum.

Cafcaflı sözcükler bu gün boykot etti beni ve içimdeki isyanı.

Bir semaver dolusu çay içtim ve çaydan geçtim çıplak ruhumla ve çıtası yükselmişken acıların bir türkü tutturdum.

Vardığım nokta ise çok gereksiz ve asla da yeterli değil bu yüzden sevgide illa ki nokta atışı yapmalıyım ki taşkınlara sebebiyet vermeyeyim ve hali hazırda sakladığım suskunluğu ve dirayeti de sonuna değin sürdürmeliyim.

Bir başaksam içi dolu.

Bir başatsa yorgunluk.

Geçkin günler ve geçimsiz ruhumda saklı o feveran her yazmadığımda her de size ulaşamadığımda içimdeki acıyı büyüten ve işte tembihliyken de büyüklerimden sadece minik bir reveransla sevgimi referans olarak sunuyorum ellerinize ve siz bunu bile ezip geçiyorsunuz…

Ezik olmadığım kadar da baskın iç sesim.

Bir duanın şafağında ve yalnızlığın da şakağına dayalı kalemimle tüm elimden gelen de bu işte ve sarıldığım yalnızlığın dumanı tüterken fırından yeni çıkmış bir duygu mozaiğini sunuyorum evrene ve de huzurunuza çıkıyorum ama öncesinde kendime yaptığım telkinle de biliyorum da özel ve biricik olduğumu tıpkı sizin gibi aslında herkes gibi ve öykündüğüm sadece içimde saklı tutulası o gizem ve coşkudur be yüzden coşkum asla dinmiyor bazen yorgun düşsem de kırılsam da bir sonrasını merak ediyorum ömrün ve hayata bu şekilde dört elle tutunuyorum her ne kadar pamuk ipliği addedilse de pamuktan teninde gecenin hala beyaz biliyorum karanlığı ruhumda ezelden ebediyete muhafaza ettiğim…

 





Gülüm ÇamlısoyGold Üye / Kadın / 2.06.2017