Aruz Terimleri: Takti -Vasl- Med -İmale- Zihaf -Kasr Nedir ve Örnekler

 
 

 Aruz Terimleri  Takti Vasl Med İmale Zihaf  Kasr ve Örnekler ( bkz Aruz Vezni )

  1. Takti (Kesme)
    Aruz ölçüsünde dizelerin tefile, cüz, duraklarını  gösteren   terimdir.  Takti’in  kelime anlamı  kesme, parçalama, aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün cüzlerine  göre ayırma anlamına gelmektedir.

Bin at lı /   a kın lar da /  ço cuk lar gi / bi şen dik

Bin at lı /  o gün dev gi / bi bir or du / yu yen dik

_  _   • /    •  _    _   •   /  •  _   _  •    /  •  _ _  

Mef û lü /   me fâ î lü  /  me fâ î lü  / f û lün

  1. Vasl (Ulama)
    Ünsüzle biten bir sözcüğün ünsüzünü, ondan sonra gelen ve ünlüyle başlayan bir sözcüğün ilk hecesine bağlama (bitişik okuma) işlemine vasi (ulama) denir. Vasıl veya ulama  kapalı bir hecernin vezin gereği açılması gerektiği durumlarda uygulanan bir işlemdir.
    Ulama, ölçüde yan yana iki  açık hece gerektiği veya kapalı hecenin açılması lazım geldiği  zaman yapılır.

Örnek:

Hür Hür( r ) ol mak eğer iste( r)  is en olma cihânın

Zevkinde safâsında gamında kederinde      (Ziyâ Paşa )

Kork ma sön mez/  bu şa fak lar / da yü zen al/  san cak

Sön me den yur /  du mun üs tün/  de tü ten en/  son o cak

_    •    _     _    /    _    •    _     _    /  _    •    _     _    /  _   _  veya  _ •    _    

Fâ   i   lâ  tün     /  Fâ  i  lâ   tün /  Fâ  i  lâ  tün  /   fâ  lün  (veya Fâ i lün )  

Örneğin son  o cak  sözünde marş okunurken so no cak şeklinde okunmakta ve  ulama yapılmaktadır.

NOT : Yukardaki kalıp Fâ lün veya  fâ i lün şeklind e de bitebilmektedir.

“Siper et gövdeni dursun bu hayâsızca akın”

Bu dizede “siper” ve “et” sözcükleri arasında  vezin gereği  ulama yapılmalı ve arzu edilen kalıp oluşmalıdır. ( Böyle olunca da  iki açık hece ortaya çıkmış da olur)  

“Si per^ et gövdeni dursun bu hayâsızca akın”

“ Si – pe- ret gövdeni...)

  1. İmâle (Uzatma)

Aruz ölçüsünde imale ise, kısa olan bir hecenin uzatılmasıdır.  Çekme  uzatma anlamına gelir. Kısa bir heceyi, ölçü gereği, uzun yapmaya (uzatarak okumaya) imâle denir. Arapça’da uzun ünlü  çok olduğundan ve aruz ölçüsü de Arap diline göre oluşan bir ölçü olduğundan aksine Türkçede  ise uzun ünlü  bulunmadığından divan şairlerimiz aruz ölçüsü gereklerine göre  kısa ünlüleri uzun ünlü gibi  göstermek zorunda kalmışlardır. Uzun okunan kısa hece, bu yöntemle kapalıya dönüştürülüp ölçü sağlanmış olur.   İmale, bir aruz kusuru olmasına rağmen divan şairlerimiz kısa sesliyi uzun sesli olarak göstermeyi kusur olarak görmemişler şiirlerinde sık sık imale yapmışlardır.

Örnek:

Kamu bîmârına cânân devâ-yı derd eder ihsân

Niçin kılmaz bana dermân beni bîmâr sanmaz mı       (Fuzûlî XVI. yüzyıl)

  • — — — | . — — — |  • — — — |  • — — —

Me fâ iî lün /  Mefâ iî lün / Mefâ iî lün / Mefâ iî lün

( Kalın  ve koyu heceler vezin gereği kapalı  hece ve uzun  sesli okunmaı gerekmiş ve oralarda imale yapılmıştır. )

“Çevre yanımda gelip oturdular”
dizesindeki imaleleri gösterelim:

Çevre yaa nım / daa ge lip oo/ tur du lar
— • — — / — • — — / — • —
fâ i lâ tün / fâ i lâ tün /fâ i lün

( yanım ve oturdular hecelerindeki ya- ve  hecelerindeki sesler kısa seslidir. Ve hece aruz ölçüsüne göre açıktır. Fakat vezin gereği bu hecelerin kapalı olması şartı ortaya çıkınca ya ve o hecelerindeki sesliler uzun sesli gibi değerlendirilmişlerdir.

“Görelim âyine-i devran ne sûret gösterir”

Beytin ölçüsü; fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilâtün’dür.  Bu ölçü gereği ilk hece kapalı olmak yani Gö hecesinde imale yapmak gerekmiş  böylece de  , fâilâtün kalıbına uyması için gö hecesindeki  ö sesi . “göörelim” şekline sokulmuş ve kapalı hece yapılmıştır. Çünkü uzun sesli ile biten hece kapalıdır.

 

  1. Zihaf (Kısma)

Uzun bir heceyi, ölçü gereği kısa yapmaya zihaf denir. İmalenin tersidir ve uzun sesliyi kısa sesli gibi kabul edip okumak ve kapalı heceyi açık hece haline getirmektir.  Zihaf da bir aruz kusurudur. Divan şairleri uzun heceyi kısa saymak işlemini büyük bir aruz  kusuru olarak görmüşler o yüzden çok az zihaf yapmışlardır.

Örnek:

Nedir bu tâli’ ile derdi Nef ( ’î ) -i zârın

Ne şûhu sevse mülâyim dedikçe âfet olur  (Nef’î XVII. yüzyıl)

— . — | . . — — | . — . — | . . — — |

Bir söz le / fe sel lî ey / le bâ ri
— — • / • — • — / • — •
Mel û lü / me fâ i lün / fe û lün

Yukarıdaki dizenin üçüncü sözcüğündeki “lî” hecesi aslında uzundur; fakat ölçü gereği kısa  gibi görülmüş ve açık hece sayılmıştır.

  1. Med

İki kapalı hece arasında bir açık hece bulunması gerektiğinde, sonu bir uzun ünlü ve bir ünsüzle biten heceyi (nâz, tâb … gibi) imaleden biraz daha uzun okumaya med denir. Bu yöntemle kapalı olan tek hece ilk hecesi kapalı olmak ikincisi hecesi açık olmak kaydıyla  bir buçuk hece (kapalı + açık) yapılmış olur.

Med, aruzda bir ses sanatı olarak değerlendirilir.

Med yapılmış hecenin ilk hecesi doğal olarak kapalıdır ama sonu kısa bir “i “ sesi veya “ ı “ sesi ile bitiyormuş gibi görülüp okunur. Ba(hâr) kelimesi (eşk)den kelimelerinde med yapılmışsa ba(hâr)ı ,eşk[i]den şeklinde söylenmelidir.

Örnek:
“O nâz hastası tâ böyle bi-mecâl midir”
dizesinde “nâz” sözcüğü, (— •) biçiminde çözümlenir.

 Hâl-i dilimi zâr ( ı) bilüptür bilürem

Dili zârımda ne kim var bilüptür bilürem (Fuzûlî )

--- — — — | • — — — |  • — — — |  • — — —

Me fâ iî lün /  Mefâ iî lün / Mefâ iî lün / Mefâ iî lün

 

  1. Kasr: Uzun bir heceyi hafifletmek, yani inceltmektir. Örneğin şâh kelimesini şeh, mâh kelimesini meh okumaya kasr denir. Kasr iki türlüdür. Bir tür hoş karşılanırken, diğeri hoş karşılanmaz ve kusur sayılır. Meselâ, şâhsuvar kelimesini şehsüvar okumak hoş karşılanır fakat dünya kelimesini dünye okumak hoş karşılanmaz.

 

İLGİLİ LİNKLER





Şahamettin KuzucularAdmin / Erkek / 1/20/2016