Gazneli Sultan Mahmud Kimdir

 
Gazneli Mahmud'u Hindistan Seferişnde gösteren bir minyatür. Faydalınaln Resim Alıntı : https://www.gzt.com/mecra/hindistan-fatihi-gazneli-mahmut-3137331
 
 Gazneli Sultan Mahmud  (970-1031).
 
Yazıda Gazneli Mahmud’un hayatı, babası Sebük Teğin, Gazne devleti,  Horasan, Samaniler, Hindistan seferleri,  Büveyhiler, Firdevsi ile Sultan Mahmut,  Unsuri, Alevi-i Zeynebî, Sultan Mahmud’un cömertliği, saray şairleri, Sultan unvanını alan ilk Türk hükümdarı oluşu, caize verme geleneğinin başlaması, divan şiirinde Gazneli Mahmud, Kölesi Ayaz konularına değinilecektir.
 

Gazneli  Sultan Mahmud,  Gazneliler devletinin kurucusu  olan büyük cengevar Sebük Teğin’in oğlu  ve Gazneliler Devletinin en büyük ve en ünlü hükümdarıdır.  Tam adı Nizâmüddün Ebü'l Kasım Gâzi Mahmud,  sıfatı Yeminü’d-Devle, lakabı ise Seyfeddin’dir.

Türk tarihinde Sultan unvanını alan ilk hükümdardır. Ayrıca cömertliği, cesareti, kölesi Ayaz; bilime, bilim adamlarına,  edebiyata, sanata, şairlere ve sanatçılara çok önem verişi;  şairlere gösterdiği cömertliği,  caizeyi ortaya çıkaran ilk hükümdar oluşu;  devasa kütüphanesi, Gurlular ve Hindistanlıların Müslümanlaştırılması, Şii Büveyhoğuları ile yaptığı mücadeleler, için gösterdiği gayretleri ile tarihe geçmiştir. 

Sultan Mahmud ve hayatı hakkında n detaylı bilgiyi  Gazneli tarihçi Gerdîzî’  tarafından yazılan “ZEYNÜ’L-AHBÂR” adlı eseri vermektedir. FİLİZ AKÇAY tarafından Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu eserin Türkçe metni Filiz Akçay tarafından hazırlanmıştır. Bu eser, Gerdîzî tarafından 441-444 (1049-1053) yıllarında Gazne’de kaleme almıştır.[1]

Babası Gazneliler devletini kuran görünüşte Sasanilerin bir valisi olan ama gerçekte Gazneliler devletini kuran Sebük Teğin’dir.  Sebük Teğin ; Gazne Valisi Alp Tiğin’in komutanı olarak sivrilip muhtemelen Karluklara ait bir aşiretten gelen  bazı kaynaklara göre  Karlukların bir kolu olduğu düşünülen  “ Barsahlılar” adlı bir aşiretten gelen bir Türk komutanıdır. [2]  Sultan Mahmud’un annesi ise Zabulistan kökenli, Acem veya Afgan asıllı soylu bir ailenin kızıdır. Bu nedenle Sultan Mahmud’a Mahmud-ı Zabuli de denilir.[3]

Sultan Mahmud henüz 16 – 17 yaşında iken babası ile seferlere çıkmaya başlamış, Hindulara karşı düzenlenen Lamagan Savaşına babası ile birlikte katılmıştı. (986/987)

 Sultan Mahmud, babası Sebük Teğin ile Horasan’da Samanilere karşı çıkan isyanı bastırmış, bunun üzerine Samani hükümdarı tarafından “Seyfüddevle” lakabı da verilerek, Horasan Valisi ilan edilmişti.  (994). Babası Sebük Teğin’in ölümünden sonra  (997 ) Gaznelilerin başına babasının vasiyeti üzerine küçük kardeşi İsmail tahta çıkmıştı.  Fakat Sultan Mahmut bu karara karşı çıkmış, amcası Bugracuk’un da desteğini alan Sultan Mahmud, Nisabur’dan gelerek Gazne kentini kuşatmış,   Gazne tahtını kardeşinin elinden alarak Gazne sultanı olmuştu. ( 998) . [4]

Tahta çıktıktan sonra kısa sürede Samanilerin elinden Horasan’ı da alarak iktidarını ve gücünü perçinledi. ( 999 ) . Karahanlı Hükümdarı Han Nasr bin Ali’nin 999’da Buhara’ya girerek Samani devletini yıkması sonucunda Samani devletinin Sîstan, Cûzcân, Çaginiyân, Huttel ve Hârizm bölgelerini kendi kontrolü altına alarak devletini güçlendirmiş, Ceyhun ırmağı Karahanlılar ve Gazneliler arasında doğal bir sınır olmuştu.  Ertesi yıl putperest Gurlular üzerine sefer yapmış bazı aşiretleri idaresi altına da alarak İslamiyet’i yaymaya çalışmıştı. 1001, 1020. Afganistan ve Belucistan’ın büyük bölümünde hâkimiyetini genişletti. Daha sonra Harezm üzerine yürüyerek Ceyhun’un ötelerine kadar ulaştı.

Şii Büveyhiler üzerine yürüyen Sultan Mahmut, İran ve Irak civarındaki İsfahan, Rey, Kazvin, Save, Zencan  ve Ebher kentlerini  zapt etti. Horasan’ı ele geçirmek isteyen ve Gaznelilere   ödemesi gereken vergileri vermeyen Karahanlı ordusunu da Belh civarında mağlûp eden Sultan Mahmud , Hârizm kuvvetlerini  de yenerek başşehri Gürgenç’e girdi, (1017).

İslamiyet’i Hindistan’a da taşımaya ve Hindistanlıların servetini ele geçirmeye azmeden Gazneli Sultan Mahmut,  Hindistan’a on yedi sefer düzenledi. Her bir seferinde bir başka Hint Raca’sını mağlup eden Sultan Mahmut, Hintlilerin tapınaklarını yerle bir edip  altınlar ve mücevherle süslü putlarını kırdırmış, Hintlilerin kutsal saydığı pek çok şehre girmişti.  İkinci Hint seferinde Gazi unvanını da kazanan Sultan Mahmud, sonraki seferleri ile de Cumne ve Ganj bölgelerindeki tüm şehirleri feth etti.  Kanave kalesi ve şehrini de aldıktan sonra Somnat şehrine kadar ilerledi.Büyük bir kale ile korunan bu şehirde Sumnat Putu denilen devasa heykel Hintliler tarafından en önemli ve en değerli heykel olarak görülüyordu.  8 Ocak 1027’de bu şehrin kalesi Hindistan’a on yedi sefer düzenleyen GAZNELİ MAHMUT , tarafından ele geçirilmiş tapınak ve bu tapınaktaki devasa Somnat putunun üzerindeki tüm altın, elmas, yakut ve diğer mücevherlere Sultan Mahmut tarafından el konulmuş ve bu put kırdırılmış ve Sultan Mahmut burada bir ezan okutmuştu. Sumnat’ın fethi sonrasında sadece Gazneli Mahmut’un hissesine 25 milyon sikke altın düşmüştü. Hatta Sumnat ‘ta “ 10 mete tülünde 2.5 metre arzında zemini safi gümüş bir oda da vardı.“ ( bkz 

Bu seferler sonrasında Pencap ele geçirmiş, Sind’in içlerine kadar ulaşmış, Büveyhoğullarının baskısından kurtardığı Halife tarafından “ Sultan “ unvanın da almıştı.   Sünnî İslâm dünyasının kahramanı olarak şöhret sahibi olduğu gibi Abbasî halifesi tarafından “sultan” unvanı verilen ilk Türk hükümdarı olan Sultan Mahmud 1030 yılında vefat etti. 
Sultan Mahmud, Hindistan ve hâkim olduğu diğer bölgelere İslâmiyet’i yaymak için uğraşmış,  oralara din âlimleri göndererek camiler yaptırmıştı. Böylece Afganistan, Belucitsan, Pencap ve Sind ülkelerinde İslamiyet’in temellerini de atmış ve yaymış oldu.

Sultan Mahmut ve babası Sebük Teğin, savaşlarda filleri kullanan ilk Türk hükümdarları olarak da tarihe geçmişlerdir. Nitekim Gazneli Mahmut’un sadece Hint seferlerinden elde ettiği fil ganimeti 2.500 âdete ulaşmıştır. [5]


EDEBİYATIMIZDA SULTAN MAHMUD

Yaptığı seferlerinde elde ettiği ganimetler tarihe geçecek kadar cömert olabilmesini de sağlamıştı. Öyle ki sadece Somnat seferinden elde ettiği kişisel ganimet yirmi milyon dinardı. Cömertliğine dair pek çok hikâye anlatılan Sultan Mahmud’un sarayında 400 şairi beslediği rivayet edilmiştir.   Câizeyi ilk icat eden hükümdar olarak bilinen Gazneli Mahmud, Firdevsi’nin Şehnamesi’nin takdim edildiği sultan olarak tanındı.

 Edebiyatımızda cömertliği, şairleri koruması ve kölesi Ayaz ile birlikte çok anıldı.[6]  Divan şairleri hakkında çok az şey biliyor olmalarından olsa gerek Sultan Mahmud hakkında yeteri kadar söz etmemişlerdir.  Buna rağmen Sultan Mahmud ile alakalı çok sayıda hikâye oluştuğu da vakidir. Divan şairleri onu en çok cömertliği adaletli bir hükümdar oluşu, en çok da kölesi Ayaz ile onun arasında oluşan söylencelerden tanımaktadır.  Bu nedenle divan şairleri ondan söz ederlerken onunla birlikte hep kölesi Ayaz’ı anmışlardır.  ( bkz Mahmud ve Ayaz ( Gazneli Mahmud ile Ayaz ve Hikayeleri )

 

Ayaz, Gaznelİi Mahmud’un akıllı,  feraset sahibi, bilgisi ve sadakati ile tarihe ve edebi eserlere geçmiş bir kölesidir. Gazneli Mahmud’un bu niteliklerinden dolayı çok sevdiği, çok itimat ettiği bir gulam, köle olarak anılır. Sultan’ın gözüne giren ve onun itimadını kazanan Ayaz, kölelikten hazinedarlığa kadar yükselmiş ve en kıymetli mücevherlerin en kıymetli taşların emanet edildiği birisi olmuştur. Hatta Gazneli Mahmud öldükten sonra Sultan Mesut’un komutanı bile olmuş, birçok seferi ve fethi de gerçekleştirmiştir.” ( bkz Mahmud ve Ayaz ( Gazneli Mahmud ile Ayaz ve Hikayeleri )

Alıntı yaptığımız şu paragraf onun cömertliğini ifade etmeye yeterlidir. “Sabah namazını kıldıktan sonra evinin kapısında halka elli dinar Herat altını dağıtırdı. Bu dağıtılan mal; zekât, sadaka, ödül ve bağışların, hil’atlerin haricindeydi. Her seferinde iki yüz bin altın dinara tahıl alıp dervişlere dağıtırdı. Yaptığı her bir bağışın, kuralına göre en yükseği bir milyon, ortası beş yüz bin dirhem idi. Alevi-i Zeynebî denilen bir Alevi şaire defalarca bir fil yükü altın verdi.”[7]

Sultan Mahmut çok büyük bir şöhrete kavuşmuş bir hükümdardır.   Pakistan, Bangladeş ve Türk Hint İmparatorluklarının kurulmasını sağlaması ile tarihe büyük izler bırakmıştır.  Pakistan Bengladeş Hindistan ve Afganistan’da İslamiyet’in yayılması da onun sayesindedir.

Sultan Mahmut, divan şairlerimiz tarafından az da olsa bilinmiş ve adı zikredilmiş bir hükümdardır. Buna mukabil edebi eserlerde hakkını verecek kadar ondan söz edildiği de söylenemez.   Aksine Sultan Mahmud, Türk ve Acem edebiyatlarında hakkında en çok söz edilmesi gereken hükümdarlardan birisi olmaktadır.  Sarayında pek çok şaire yer vermiş, onları el üstünde tutmuş, şairlere caize vermek âdetini de o yerleştirmiştir.   Şehname  gibi bir eser dahi onun zamanında yazılmış ve ona takdim edilmiştir. ( bkz  Firdevsî Kimdir Divan Şairlerinin Gözünde Firdevsi Tusi )

Söylencelere göre sarayında 400 şâir bulunduran Sultan’ın şairlerinden biri olan Unsurî ondan aldığı câizeler ile tenceresini gümüşten, sofra takımını altından yaptırmıştır. [8]Alevi-i Zeynebî denilen bir Alevi şaire defalarca bir fil yükü altın gönderdiği “[9] de söylenceler arasındadır.

Şehname’yi 1010 yılında tamamlayan  Firdevsî Tusi  bu eserini devrin en büyük hükümdarı Gazneli Mahmut’a takdim eder.  Türk ve İslam edebiyatını en çok etkileyen eserlerin en başında gelen Şehname’nin ona takdim edilmesi de manidardır. İran tarihindeki tüm hükümdarları, Türk şairlerine ezberleten Şehname’nin ona takdim edilmesi de çok manidardır. Tamamen Türkleri aşağılayan İran esatirlerini yücelten bu eserin Firdevsi tarafından ona takdim edilmesinin en mühim sebebi devrinin en ünlü hükümdarı olması, iran’ın ise Türk devletleri boyunduruğu altında bulunmasından kaynaklıdır. ( bkz Firdevsi'nin Şehnamesi Konuları Önemi ve Etkileri )

 

Rivayetlere göre Sultan Mahmut ona kırk deve altın verecektir. Fakat altın yerine ona kırk deve yükü gümüş verince buna çok üzülen Firdevsi, Sultan Mahmut’a bir Hicviye yazarak doğduğu kenti olan Tus’a döner. Olayı öğrenen Sultan Mahmut hatasını kapatmak için Tus şehrinde Firdevsi’ye teslim ettirmek üzere kırk deve yükü altın yollar. Lakin kervan Tus’a girdiğinde üzüntüsünden hastalanmış olan Firdevsi can vermektedir. ( bkz Firdevsî Tusi ve Şehname- )

Hâk-i Mahmud sebzesinden sor
Bûy-ı zülf-i Ayaz gelmez mi    Ahmed Paşa

Dilâ destimde olurdu Ayaz'ı
Müyesser olsa bezm-i vasl-ı Mahmud  Aşkî

Nâiliyâ ukde-i hâtır-ı MahmCıd'ıı aşk
Şâne-zen-i pîçiş-i ziilf-i Ayâız eylemiş Nailî

Nâiliyâ ukde-i hâtırı Mahmud’u aşk
Şâne –zen pîçîş-i zülf-i Ayaz eylemiş 
( Ey Naili aşk denilen şey - o kadar kudretlidir ki  bir köle olan-  Ayaz’ın kıvrık saçlarını  Sultan Mahmud’un - gibi bir hükümdarın-  gönül derdine taratmıştır. )

Muhaldir baa geçmek heva-yı zülfünden
Olur mu hiç dil-i Mahmud, Ayaz’dan fariğ       Vecdi

KAYNAKÇA

  • [1] FİLİZ AKÇAY, EBÛ SAÎD ABDULHAY DAHHÂK B. MAHMÛD GERDÎZÎ’NİN “ZEYNÜ’L-AHBÂR” ADLI ESERİNİN TÂHİRÎLER, SAFFÂRÎLER, SÂMÂNÎLER VE GAZNELİLER İLE İLGİLİ BÖLÜMLERİNİN TÜRKÇE TERCÜMESİ VE DEĞERLENDİRMESİ, ORDU ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ,YÜKSEK LİSANS TEZ ÇALIŞMASI, ORDU – 2015
  • [2] Erdoğan Merçil,  Gazneliler , cilt: 13; sayfa: 482
  • [3] Turan Can, Gazneli Sultan Mahmud ve Afgansitan, https://www.altayli.net/gazneli-mahmud-ve-gazneliler-ve-gazne.html, son erişim, 25-09, 2018
  • [4] Erdoğan Merçil, MAHMÛD-ı GAZNEVÎ,  TDİA , cilt: 27; sayfa: 363
  • [5] Cihan PİYADEOĞLU , Gaznel󰁩ler ve Büyük Selçuklular’da F󰁩l󰁩n Kullanılmasına Dair Bazı Tespitler, https://www.academia.edu/16851086/
  • [6] Şahamettin Kuzucular, Firdevsî ( Divan Şairlerinin Gözünde Firdevsi ),
  • [7] ŞEBANKÂREÎ Çeviren: Ahmad HESAMİPOUR, GAZNELİ SULTAN MAHMUD’UN KARAKTERİ, https://www.johschool.com/Makaleler/2127044061_Ahmad%20Hesamipour-GAZNELİ%20SULTAN%20MAHMUD’U
  • [8] İskender Pala , Ansiklopedik Divan şiiri, s.306
  • [9] ŞEBANKÂREÎ Çeviren: Ahmad HESAMİPOUR, GAZNELİ SULTAN MAHMUD’UN KARAKTERİ, https://www.johschool.com/Makaleler/2127044061_Ahmad%20Hesamipour-GAZNELİ%20SULTAN%20MAHMUD’U
 





Şahamettin KuzucularAdmin / Erkek / 1/20/2016