Hüsn-i Ta'lîl Sanatı Nedir Hüsnü Talil Örnekleri

 
 Hüsn-i ta'lîl Nedir ? 
 
 
 

Osmanlıca yazılışı 

Hüsn :  حسن

Ta'lil : تعليل 

 Hüsnü-i ta'lîl,  divan edebiyatında şairlerin en sevdiği, heyecana bağlı söz sanatlarındandır.  Kelime manası ile  ta’li, ikinci, İkinci derecede olan, ikincil anlamına gelir.  “Hüsn" ise "güzel-güzellik" anlamındadır.  Bu nedenle Hüsn-ü ta’lil, ikincil güzellik,  “ ikinci ve  güzel sebep gösterme” anlamına gelir.

Hüsn-i Talil Sanatı Tanımları 

Hüsn ü ta’lil sanatı, meydana gelen bir olayı, hayattaki doğal ve gerçek oluş nedenine daha güzel daha da hoşa gidecek ikinci bir neden bulma sanatıdır. Bu söz sanatında bir olayı bir konuyu doğadaki oluş nedeninden daha güzel bir başka sebep bularak, daha şairane bir nedene bağlayarak anlatma sanatıdır.

Bu bakımdan Hüsn- ü Talil sanatını " Bir olayın veya bir konunun ortaya çıkış nedenine  daha güzel hayali ve şairane bir sebep bulmak sanatıdır" diye tarif etmek mümkündür. 

Hüs- ü talil, bir olayın  gerçek sebebini görmezlikten gelerek bir şeyi olduğundan daha güzel ya da daha kötü göstermek, okuyan kişide farklı duygular, hayaller ve düşünceler oluşturmak amacıyla yapılır.

Farklı tanımlar verecek olursak Hüsn-i Talil : “ Bir olayın meydana gelişini, gerçek sebebinin dışında başka, güzel bir nedene bağlama “ “Herhangi bir olayı gerçek sebebinden farklı ama daha güzel ve daha şairane  bir şekilde fikre uygun bir sebeple oluyormuş gibi gösterme “sanatıdır. 

Ben ağladıkça pembeleşir levn –i ârızı
Gözyaşlarım izârın bir reng-i ân verir.         

Şair sevgilin yüzünde meydana gelen pembeliğin sebebini sevgili için akıttığı gözyaşları olarak göstermekte gerçek nedeninden daha farklı ve şairane bir başka sebep bulmaktadır.

Hüsnü ta’lil sanatı bu nedenle: “ Güzel nedene bağlama”,  “ Bir hadisenin vuku bulmasına hayali ve şairane başka bir sebep gösterme[1] ;  “ Anlatıma güzellik vermek için bir olayı hayalî ve gerçek nedenden daha güzel bir nedenle oluyormuş gibi göstermek.” [2] ;  “ Bir olay ve olgunun kendisini veya oluş şeklini gerçeğinden farklı sebeplere bağlama  “[3] ;  “ Olayların gerçek sebebini görmezlikten gelerek bir şeyi olduğundan daha güzel ya da daha kötü gösterme “; “Şairin bir iş veya oluşun bilinen yaygın sebebini terkederek kendince daha uygun bir sebep bulması” sanatıdır şekillerinde de tarifler bulmuştur.

Hüsnü Talil sanatının özünde, şairanelik oluşturmak ve hayal kurmak çabası vardır.  Şairler,  olup bitenleri hakikî ve mantıkî sebeplerden başka, ruha cazip gelen hayalî sebeplere bağlayınca, olayların doğal oluşlarını göz ardı edip gönüllerine hoş gelecek şekilde algılamış bulunduklarında hüsnü talil yapmış olurlar.

Hüsnü Talil sanatı, akla ve hayale dayalı olmak üzere iki kısma ayrılır.

Müzeyyen oldu reyâhin bezendi bâğ -ı çemen
Meğerki bağa haber geldi yârdan bu gece


"Bahçenin fesleğenlerle süslenip çiçekler açmasının nedeni, bu gece sevgilinin bağa geleceğini haber vermiş olmasıdır. Bu beyitteki Hüsn-ü talil akla değil hayale dayalıdır.

Hurşîde baksa gözleri halkın dola gelir
Zîrâ görünce hâtıra ol mehlika gelir     Baki

Güller kızarır utancından o gonca gül gülünce,
Sümbül bükülür kıskancından kâkül bükülünce


Bu beyitte güllerin kırmızı renkli oluşuna, sümbüllerin eğik duruşlarına şairane birer sebep bulunmuş, bunların nedenleri sevgilinin hallerine bağlanmıştır. 

Baki bu beyitte güneşe bakanların gözlerinin kamaşıp yaşarmış olmasından hareketle ihtişamı ve kudreti ile güneşe benzetilen Kanunî’nin ölmüş olduğunun akla gelmesi ile gözlere yaşların geldiğini ifade eder.   Bu beyitte de hayalî bir gerekçe bulunmaktadır.

Lâle hadler yine gülşende neler etmediler
Servi yürütmediler goncayı söyletmediler     Nedim

Lâle yanaklı güzeller gül bahçesine girince serviler olduğu yerde kalır, goncanın da dilinin tutulur.

Hüsn-ü ta’lil sanatına hüsn-i tevcîh de denilmiştir. Bu sanatta olayın gerçek nedeni kuşkuyla söylenmişse şibh-i hüsn-i ta'lîl (hüsn-i ta'lîl benzeri, yarı hüsn-i talîl) adını alır.  Hüsnü talil sanatında bulunan hayali neden ile gerçek neden arasında mutlaka  bir bağ  bulunmalıdır.

Hüsn-ü ta’lil  ile tecâhül-i ârif sanatı arasında gerçek nedeni bilmezlikten gelme gerekçesi ile  bir benzerlik bulunmaktadır. Fakat hüsnü talil de olayın gerçek nedeni bilinmediği gibi güzel ve hayali bir gerekçe de ortaya konmuş olunur.

Hüsn-i ta'lîl divân şiirinde çok kullanılmış ve itibar görmüştür. Şâir, dış dünyaya, duygularının etkisi altında baktığı zaman bu yola başvurur ve şiirini, değişik bir hayal dünyası ile zenginleştirmiş olur.

Hâk - i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa urup gezer âvâre su        Fuzuli

Irmakların kayalara ve taşlara çarpa çarpa akıp gidişi,  Hz. Peygamberin bastığı topraklara ulaşmak için çırpınması sebebine bağlanır.

Seni seyr itmek içün reh  güzer'i  gülşende
İki  cânibde durur serv'i hırâmân saf saf       Bâki

Gül bahçesindeki ağaçlar senin gelişini görmek için iki sıra olup saf saf dizilmişler.  

Kadrin bilmeyenler alır eline 
Onun için eğri biter menekşe


Çekeler resmimi hüzzam makamından dolunayda
Bu hazin Öyküye neyzen! Ney’e  oyy namesi kaldı.       Şahamettin Kuzucular

Ney’in yanık yanık ses vermesi şairin hazin haline bakması nedenine bağlanmıştır.

 KAYNAKÇA

 

  • [1] Tahir’ül Mevlevi,  Edebiyat Lüğati” , Enderun Yayınları, ist. 1973 , s. 56
  • [2] İskender pala, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü,  s. 230
  • [3]  İsmail Durmuş, HÜSN-i TA‘LÎL, TDİA, cilt: 19; sayfa: 33





EsaAdmin / Erkek / 8/24/2016