Erzincan'da Dövme Bakırcılık


20.8.2016

Bakır yeryüzünde insanoğlu tarafından işlenen ilk madenlerden biri olduğu için bakır işlemeciliği değilse bile bakır mamüller yapma ve kullanma tarihi medeniyet tarihi kadar eskidir. İlk yapılan eşyaların, araç ve gereçlerin başında bakırdan yapılmış eşyalar vardır. Bakır, süslemeye de çok elverişli bir madendir. Günlük kullanımda kap-kacak, takılar, miğferler, kapılarda, kapı süslemelerinde, yapı unsuru olarak kullanılmıştır.

Bakırdan süs, mutfak, araç ve gereç yapımı Osmanlı devrinde de Selçuklu öğretileriyle devam etmiştir. Osmanlı bakırcılığı Selçuklulardan farklı olarak biçim, bezeme, yapım tekniklerinin çeşitliliği bakımından karışık bir çeşitlenmeye gitmiş, çeşitli kültürlerin şekil, forum, bezeme ve yapım teknikleri  Osmanlı bakırcılık kültüründe kullanılmıştır. Farklı kültür merkezlerinde ve farklı cografyalarda , farklı kültürlerle çok yönlü ve çeşitli bakırcılık üsluplarının oluştuğu veya birbirilerini etkilediği görülür.Ustovo, Petkova, Üsküp, Piriştine, İştip ve Saraybosna gelirdi. Anadolu'da ise, Gaziantep, Kahramanmaraş, Mardin, Diyarbakır, Siirt, Malatya, Elazığ, Erzurum, Trabzon, Giresun, Ordu, Sivas, Tokat, Kayseri, Çankırı, Çorum, Amasya, Kastamonu, Gerede, Konya, Burdur, Denizli, Muğla Kavaklıdere, Afyon, Kütahya, Balıkesir, Bursa, İstanbul ve Edirne madencilik ve bakırcılıkta Önem arzeden Osmanlı şehirleri olmuşlardır..( edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/19-bakircilik_sanati_tarihi_ve_gunumuzde)

Kökeni çok eskilere dayanan bakır mamüllerin imali ve  bakır eşyaları kalem ve çekiçle geleneksel motiflerle süsleme esasına dayanan bakır işlemeciliği  ülkemizde 1970 yıllarına kadar  eşyaların üzerii süsleme olarak gelişen bir el sanatı idi. Bu yıllara kadar bakırdan yapılan eşyalar, çözellikle muffak araçları olarak gündelik hayatın ihityaçlarını karşılayacak eşyaların yapımı için ortaya çıkan bir el sanatı şeklindeydi. Bakırdan yapılan çok sayıda ev eşyası  gündelik hayatın vazgeçilmez ihtiyaçlarıydı. Sanayinin gelişmesi, alternatif ürünlerin bakır eşyaların yerini almasına yaol açtı. Bu durumda yok olmaya başlayan bakırcılık,  turizm ve otantik eşya yapımı, süs eşyası, bakır süslemeciliği olarak yeni bir yaşam alanı bulmaya çalışmıştı.  Bakır üzerine kalem işi desenler çizerek turistik bakır eşyaları yapma ve üzerine  geleneksel motifler ve desenler çizerek göze hitap etmeye yönelen bakır işi el sanatları yeni bir dal olarak canlanmaya çalıştı. Bu aşamada özellikle Erzincan, Diyarbakır ve Antep işi bakır süslemeciliği yeni koşullarda hayat bulmaya çalışıyordu. Bu gün için de değişen koşullara ayak uydurmaya çalışan bir el sanatı olarak başta Erzincan olmak üzere, Antep, Diyarbakır, Rize gibi ilerimizde bakırcılık ve bakır süslemeciliğimiz yaşamaya gayret etmektedir.

Son zamanlarda turizm ihtiyaçları ve otantik eşyalara gösterilen ilgi sebebiyle yeniden hayat bulma aşamasına gelmekte  olan bir el sanatı olarak rağbet görmeye başlamıştır. Bakırdan yapılmış olan ve  değişik şekillerde işlenerek aksesuar, süs için yapılmış mutfak malzemeleri, çeşitli objeler şeklinde bakır işi dediğimiz Geleneksel motiflilerle süslenen turizm merkezlerinde ve diğer çeşitli şekillerde pazarlanmaktadır. Satışa sunulan turistik eşyalar arasında binlerce çeşit bakır eşyaya rastlamak mümkündür.

Erzincan’da bakır el sanatlarının başlangıcı çok eskiye dayanmaktadır. Urartu Altıntepe kazılarından anlaşıldığına göre, Urartu döneminde bakır işletmeciliği Atina pazarlarında aranan mallardandı. 

Erzincan'da Dövme bakırcılık çok yaygındı. Tepsiler, kazanlar, kaplar, ibrikler, leğenler yapılırdı. Günümüzde  dövme bakırcılık önemini yitirmiş olduğundan dövme bakırcılık yerini bakır el işlemeciliğine bırakmıştır. Günümüzde yapılan semaver, tepsi, biblo, tabak, kaşık, şekerlik, sigaralık, kupa, vazo gibi ürünler daha çok süs eşyası  olarak üretilmekte ve pazarlanmaktadır. Bakır levhalar türlü gereçlerin yardımıyla tepsi, tabak, vazo vb. biçime sokulur ve dövme, çekme, dökme yöntemleriyle biçimlendirilen türlü yöntemlerle işlenir. Bezemede çoğunlukla stilize lale, yaprak, narçiçeği, selvi motifleri; hayvan figürleri, geometrik biçimler kullanılır. Bakır süs eşyaları, nikel kaplanmakta veya boyanarak süslenmekte, el işçiliği ile işlenerek yurt içi ve yurt dışına pazarlanmaktadır.



    

Dövme bakırcılık çok eski bir meslek olmasına rağmen, bakır işlemeciliğinin başlangıcı 1955-1960 yılları arasıdır. Bu yıllarda Erzincan’da çeyiz eşyaları satan birkaç esnafın dükkân vitrinlerinde bakır hamam tası, sabunluk bulunmakta iken hamam taslarının iyi satıldığı görülünce bunların seri imalatına başlanmıştır. Daha sonraki yıllarda bakırcılığın cazip hale gelmesiyle turistik bakır süs eşyalarının üretimine başlanmıştır. Dövme bakırcılık  bakıra alternatif olan alüminyum, çelik, emaye, naylon gibi maddelerle yapılan ev ve mutfak eşyalarının piyasaya sunulması nedeniyle durma noktasına gelmiştir. Talebin az olması, pazar imkânının yitirilmesi, sanatı devam ettirecek çırak yetiştirilmemesi gibi nedenlerle geçmişte önemli bir ekonomik potansiyele sahip olan bakırcılık sanatı kaybolmaya yüz tutmuştur

Çaydanlık, semaver, sürahi, vazo, tepsi, çay-kahve-zemzem takımları vs. süs kulanım eşyaları yapılmakta olup, bakırın boyanması  ve işlenmesi  ile  yurt içi ve yurt dışına pazarlanması sağlanmıştır.

1955-1960 yılları arasında küçük atölyelerde işleme bakırcılığın başlaması ile Erzincan el sanatlarında cazibe merkezi olmuş ve 1970’li yıllarda bakırcılık altın çağını yaşamıştır.1960’lı yıllarda Erzincan bakır işlemeciliği ise inanılmaz bir gelişme sağlamış, Erzincan, bakır işlemeciliğinde Türkiye’ de merkez haline gelmiş, ancak daha sonra eski parlak dönemini yitirmiştir. 

 

Yüzlerce ailenin geçim kaynağı olan bakırcılık sanatının parlak çağı fazla uzun sürmemiş yok olma durumuna gelmiştir. Ticari yönden parlak dönemi ise 1980-1985 yılları arasındadır. Ancak bu dönemdeki fazla sürüm ve fazla kazanma hırsı bakır işlemeciliğinin sanat değerini en alt seviyeye indirmiştir. Önceleri “Tekli” kalemle işlenen bakır, daha sonra makinelerle işlenmeye başlanmıştır. Bilgisiz kişilerin sektöre girmesiyle bilinçsizce ve sanat değeri olmayan bakır işleri üretilmeye başlanmış ve bundan da bakırcılık sanatı büyük ölçüde talep yetersizliği ile karşılaşmıştır.

Üretimin yüzde 10’u yurt içinde, özellikle Ege ve Akdeniz Bölgeleri’ne, yüzde 90’ı ise yurt dışında A.B.D., İtalya, Finlandiya, Japonya, Almanya, Fransa gibi ülkelere pazarlanıyordu. Bakırcılık gibi geçmişte önemli ekonomik fonksiyonu olan bazı el sanatları ürünleri, günümüzde kitlesel üretime dayanan sanayi ürünlerine yerine bıraktığından, talep azalmış ve üretim durma noktasına gelmiştir. El sanatı ürünlere olan talep, iyi bir üretim ve pazarlama organizasyonu ile artırılarak Erzincan için önemli bir gelir ve istihdam imkânı sağlanabilmesi hala da mümkün gözükmektedir.

Sanat değeri azaldığından önce yurt dışı, daha sonra da yurt içi pazarlar gün geçtikçe zayıfladı. Bu işten gelir sağlayanlar kendi sanatlarına kendileri değer vermeyerek başkalarının değer vermesini beklediler. Bugün bu bilince varan birkaç bakır işletmecisinin sabır ve üstün gayretleriyle Erzincan’ da bakır işlemeciliği azda olsa yapılmaktadır.

Yapılan araştırmalara göre  bu gün Erzincan’ da faaliyet gösteren yaklaşık 8-10 mağazada işleme bakır ve turistik bakır eşya satılmaktadır. Bakır işlemeciliğinde çalışan 40-50 civarında işçi bulunmaktadır. Halen tam kapasite ile çalışma imkanı bulunmayan  3 atölyede turistik bakır ürünleri üretilmektedir.https://www.seyrierzincan.com/erzincanimiza-ozgu/bakircilik.html

Erzincan’da bakır süslemeciliği önem kazanmış ülke sınırlarını zorlamış, hatta küçük çapta ihracatlar da yapılıyor hale gelmişti. Erzincan hatırası olarak bakır işlemeli bir pano, vazo, saksılık, hatta hamam tası ve benzer eşyalar 1970 li yıllarda oldukça revaçtaydı. Erzincan’da bu işi yapan yüzlerce işyeri ve binlerce de çalışanı vardı. Bu kadar rağbet gören, revaçta olan bu meslek, son zamanlarda cazibesini yitirmeye başlamıştır. El işi ürünlerinin  gösterilen emeğe karşılık getirisin az olması, ürünlerin değer fiyatlardan ve ustaları doyuırucu meblağlardan satılalaması, zahmetirne göre kazancının az olması, yerel yönetimlerin ve il idarecilerinin bakırcı ustalarına ve ürürnlerine yeteri kadar önewm verip tanıtımlarını yapmaması sebebiyle, bakır süslewmöeciliği ve  ve bakırcılık el zenattları git gide gözden düşmekte ve önemini yirimektedir. Son z<amanlarda Munzur festivalleri çerçevesinde bakır süslemeciliği ile ilgili el sanatlarına bir geçim kapısı açma sürecine girmeye başlamıştır.

Erzincanlı bir ustanın dilinden bakır işlemeciliğinin nasıl yapıldığı şu şekilde anlatılmaktadır. "Bakır eşya üzerine, 'kalem' adı verilen tornavidaya benzeyen çeliklerle bütün işlemler gerçekleştirilir. Bakır üzerine yapılması düşünülen desen, ya sanatçı tarafından kopya kullanılmadan, doğaçlama biçiminde işlenir, -bu tarzda daha çok yerel motifler kullanılır- ya da işlenecek motif, sarı veya beyaz karbonlarla bakır üzerine kopya çekilerek aktarılır. İnce çizgiler, hatlar ince kalemle işlenir. Kalın kalemlerle de desenlerin içi doldurulur. Eğer bakır üzerindeki desende beyaz ve kırmızı iki renk verilmek isteniyorsa, beyaz verilmek istenen bölüm önce işlenir ardından gümüş suyuna batırılır. Sonra diğer bölümler işlenir. İşleme bittikten sonra işlenen yüzey verniklenir. Böylece bakırın bozulması önlenmiş olur...Bu sanatta bir sorunun da el işçiliği ile makine işçiliğinin birbirinden ayrılamaması olduğuna vurgu yapan usta, "El işleme ile verilebilen ince ayrıntılar, makine işçiliği ile ne yazık ki verilemiyor. Bu ayrıntı herkes tarafından bilinemiyor. Hatta baskı tekniği ile bakır üzerine aktarılan motiflerin el işleme olduğu bile zannedilebiliyor. Bu eserler, bakır el işleme olarak satılabiliyor..  şeklinde bu şikayetini dile getiriyor. " ( Fahri Özparlak, BAKIRIN KIZILLIĞINDA GELENEKSEL IŞILTILAR,https://www.yenikonya.com.tr/) 

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış