İlkçağlardan Bugüne Anadolu Takıları


20.8.2016
 

 

ANADOLU TAKILARI

 Takı kullanımı Tarihin ilk devirlerine kadar uzanan bir gelenektir. Güçlü ve etkileyici görünme isteği, takı kullanımının temelini oluşturur.  Dinsel inançlar erk, sosyal konumu belirleme gibi nedenler de takı kullanımının diğer sebepleridir. Her bölge, her kültür ve medeniyet dairesi, kültür, inanç ve yaşama biçimlerine ve geleneklerine göre özgün takılar üretmiş, böylece evrensel kültürlerde zengin bir takı kültürü oluşmuştur. Anadolu’da da gelmiş geçmiş kültürlerin inanç gelenek ve diğer faktörleri ile çeşitlenen zengin bir takı çeşitlenmesi gerçekleşmiştir.

Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde kullanım amacına göre isimler alan takıların kendine özgü anlamları ve hikâyeleri vardır. Takıların bir kısmı zengin gözükmek, güzel gözükmek, sosyal statüsünü belirlemek,  totem tabu veya inançlarını belirlemek, sınıf, makam ve ve mevkisini ifade etmek, hangi tanrıya inandığını göstermek vb nedenleri ile takılar üretilmiş ve takılmıştır. Bereket, sabır, uğur, kem gözden sakınma, kötülüklere karşı korunma gibi nedenlerle takılmışlardır.

Takıların cinsiyetlerle de ilgisi vardır. Takılar tarihin her çağında daha ziyade kadınların tercih ettiği  bir süsü eşyası olduğu kuşkusuz bir gerçektir. Kadınlar tarafından süslenmek ve güzel görünmek için kullanıldığı söylenebilir. Fakat güzellik amacıyla kullanılan takılarda dahi yukarıda sayılan nedenlerin de yer aldığı takıların sadece güzel görünmek amaçlı takılmadığı rahatça söylenebilir. Takı takma geleneği kadınlarda hem güzel görünmek hem de uğur, bereket dinsel inançlar, statü göstergesi vb amaçlarla birlikte takıldığı iddia edilebilir.

Kadının her çağda kadın güzel görünmek için süslendiği inkâr edilemez.  İlkçağlardan beridir. Kadınların yanaklarına allık ve gözlerine sürme kulaklarına küpeler, boyunlarına madalyonlar, kolyeler bir dizi diğer görselliği olan takılar, taşlar, kemikler, vb şeyler, alınlarına alınlık, başlarına bir takım serpuşlar, tılsımlar, saç süsleri, işlemeli başlıklar, taçlar ve taraklar kullandıkları kazılardan kabartmalardan fresk, mozaik ve diğer buluntulardan anlaşılmaktadır. . Bu takılar, kabartma motiflerle süslü, kıymetli taşların yanı sıra sedef, fildişi, mercan, akik gibi kabuk ve taşlarla, kemik, fildişi, süslü ve renkli bir çok motiflerle ve şekillerle zenginleştirilmiş altın,  gümüş veya diğer madenlerle ya da nesnelerle yapılmış takılardır.

Anadolu’daki erkeklerin de benzer nedenlerle taşıdıkları gümüş süs eşyaları ve takılar kullanmışlardır.  Gümüş ve maden düğmeler, yüzükler, köstekler ve bunların ucunda sallanan gümüşten elle yapılmış süsler, silah kabzalarında ve tütün tabakalarında görülen savat işçiliği, gümüş ve mercanla işlenmiş kırbaç uçları bu eşyalar içinde yer alır.

 

ON BİN YILLIK GELENEK TAKI

Anadolu’da takı kullanımının tarihi neolitik çağa (MÖ 8000–5500) kadar uzanır. Hitit, Asur, Urartu, Lidya, Likya, Frigya, Eski Yunan, Roma ve Bizans gibi eski kültürlere ait arkeolojik buluntuları kazılar, freskler, mozaikler ve kabartmalardan takı kullanma geleneklerini tarihsel süreçleri ile izleyebilmek mümkündür. Ölenleri sevdikleri eşyalarıyla birlikte gömme âdetinin süregeldiği devirlere ait uygarlıkların mezarlarında, değerli madenlerden yapılma takılar da bulunmuştur. Bunlar arasında özellikle kadın takıları zengin bir grup oluşturmaktadır.

Takının tarihi, günümüzden 30. 000 yıl önceye, Üst Paleolitik Çağ'a kadar uzanıyor. Ancak uzmanlar, gerçek anlamıyla Kuyumculuğun, Mezopotamya'da, Mısırlılar'da ve Anadolu'da, M. Ö. 4. bin yılın sonlarına doğru başladığını belirtiyorlar.

İlk çağların Anadolu’sunda kuyumculuk ve takı tasarımcılığının bir hayli geliştiği, altın ve gümüş üretimi ve altın ve gümüşten takılar üretildiği bunun için de belli mesleklerin, kuyumculuğa dair işkollarının şekillendiği rahatlıkla söylenebilir.

Gümüşün M.Ö. 3100 yıllarında Mısırlılar ve M.Ö. 2500 yıllarında Çinliler ve Persler tarafından kullanıldığı belirtilmektedir. Antik Yunan tarihinde Atina'da gümüş madenlerine rastlanılmıştır.  Gümüşü ilk olarak işleyen ve gümüşü para olarak kullanan medeniyetlerden birisinin Mısırlılar olduğu sanılmaktadır. M.Ö. 800 yıllarına doğru gümüş, Nil nehri havalisinde para olarak kullanılmaya başlanmıştır. Persler ve Antik Yunanlılar tarafından gümüş kullanımının ve gümüş takı kullanma geleneğinin Anadolu’ya da geçtiği rahatça anlaşılabilir. (1) Gümüşün  "ilk kez İÖ 4000 yıllarında kullanıldığı belirlenmiştir." (Temel Britannica, 1982)

Türklerin Anadolu ya gelmeden çok önce hata Anadolu’daki uygarlıklarla çağdaş olarak Altın, gümüş, bakır ve demircilikte oldukça ileri gittiği ve işlediği bilinmektedir.  Türklere ait kurganlardan çıkan eşyalar bu konu ile ilgili sayısız örneklerle doludur.  Madencilikte oldukça ileri giden Türklerin MÖ yıllarda altından zırh bile yaptığı, altını gümüş ve diğer madenleri ürettiği bunlardan sayısız çeşitte eşya yaptığı bilinmektedir. “Altay ve Tanrı dağları ile Orhun bölgesinde yapılan kazılardan ve Türklere ait kurganlardan çıkartılan çeşitli eşyalardan kulpsuz gümüş maşrapalardan da, anlıyoruz ki gümüşü de işlemeyi başarmış, gümüşten yapılmış çeşitli eşyalar yapmışlardır. Gümüş işçiliği, Türkler’ in eski el sanatlarından biridir. Eski Türklere iat buluntulardan anlaşıldığına göre gümüşten, tablalar, kılıç ve kama kabzaları, kemerler, gümüşlü nalınlar, bilezikler, yüzükler, süs eşyaları, gümüşlü aynalar, para ve madalyon yaptıkları anlaşılmaktadır.”  ( 1)

Anadolu kuyumculuğa dayalı pek çok iş kolunun anavatanıdır. Mesela kazaziye sanatı M.Ö 2800 yılının ikinci yarısında hüküm sürmüş olan Lidyalılardan Anadolu insanına miras kalmıştır. (2)  Alacahöyük’te yapılan arkeolojik kazılarda 5.000 yıllık kuyumcu atölyesi ve el aletleri bulunmuştur. (3)

Altın gümüş ve takı üretimi Mısırlılar, Çinliler, Yunanlılar tarafından da kullanılmıştı. İslam sanatında Altın  ve Gümüş varaklar, Ahşap ve metal eşyanın yanı sıra  Minyatürlerin renklendirilmesinde, baskı motiflerinde ve elyazmalarında geniş ölçüde kullanılmıştı. (4)

M.Ö. 2600–2000 dönemine tarihlenen en parlak ve yetkin takı objeleri Troya, Eskiyapar ve Alacahöyük’te bulundu. Prens mezarlarında ele geçen altın, gümüş, agat, kuvars kristali gibi değerli malzemelerden yapılan broşlar, kolyeler, iğne, bilezik, diadem, kemer ve elbise süsü olarak kullanılan çift altın idollerin her biri, birer sanat eseri niteliğindeydi. (4)

M.Ö. 2000–1200 arasında Anadolu’da ticaret kolonileri oluşturan Asurlu tüccarların ilgisi de, özellikle altın, gümüş ve bakır madenleri üzerinde yoğunlaştı. Asurlu tüccarlar, Mezopotamya’dan getirdikleri malların yerine buradan değerli madenleri götürüyorlardı.

Anadolu da ilk çağlardan beri pek çok gümüş ve altın madenlerinin işlendiği yataklar bulunmuştur. Buna dayalı olarak takı ve eşya üretmek maksadıyla Anadolu da pek çok kuyumculuk, altın bakır ve gümüş işleme merkezleri kurulmuş, üstün bir işçilikle takılar üretilmiştir.  Arkeolojik kazılardan elde edilen veriler Anadolu MÖ 200 yıllarından beri altın gümüş ve bakır işlemeciliğinde oldukça ileri gidildiği anlaşılmaktadır.  Demir’in ve çeliğin ilk kez Hititler tarafından kullanıldığına dair güçlü işaretler vardır. Ayrıca büyüden, kötülüklerden ve kem gözlerden korunmak için, dinsel motiflerin kullanıldığı takılar da bulundu kazılarda... Uygarlıklar arasında gelişen ilişkiler, Doğu ve Batı kültürlerinin etkileşimi, bu takılardan yola çıkılarak yepyeni tasarımların üretilmesini sağladı.

      

 

ANADOLU DA İLK ÇAĞDAN BERİ RASTLANILAN BAZI TAKILAR

Diademler, Taçlar

Taç, geç dönemlerde rütbe ve takı olarak kullanıldı.  Bazı araştırmacılar göre Taç başlangıçta tanrıları ifade eden bir simgeydi. Tanrı heykelleri, tapınak, kutsal yer, kurbanlık hayvan ve hatta evler taçlandırılıyordu. Taçların ilk örnekleri zeytin, meşe ve mersin ağacı dal ve yapraklarından daha sonra da metalden yapılmıştır. (5)

İlk örneklerini ince altın, gümüş veya çok az da olsa tunç levhadan oval kısa kenarları yuvarlak, ortası rozet motifli olarak görmekteyiz. Repoussé nokta veya zik zak bezemeli olanları da vardır. İlk taç İ.Ö. 3. binde Alacahöyük ve Troia'da da bulunmuşlardır. İ.Ö. 2. binin ortalarında Kıbrıs'ta yaygındır. (Enkomi mezar buluntuları). Tanrılar ve insanlar için adak, sunu veya otorite göstergesi veya süs takısı anlamında kullanılmışlardır. Özel hayatta, doğumda, sevgi belirtisi olarak, şölenlerde, hastalıkta, ölümde ve cenazede kullanılırdı. (5)

Küpeler

Küpelerin ilk örnekleri kulağa takılan sade halka süslerdi ve kadına özgü bir takı sayılırdı. Anadolu'da 3. bine ait Troia II, Alacahöyük ve Eskiyapar küpe buluntuları form ve teknik üstünlüğü o dönem için kanıtlayan belge niteliğindedirler. Arkaik ve Klasik dönemlere ait mezarlarda ince işçilik gösteren çok güzel küpeler bulunmuştur. bunlar genellikle yalın görünümlerde, hilal ve spiral formlu küpelerdir. Hellenistik dönemde daha çarpıcı ve etkileyici nitelikler dikkati çeker. Ayrıca insan veya hayvan figürlerinin küpelerde kullanımı bu dönemde görülür. (5)

Saç Takıları

Altın saç halkaları Anadolu'da Tunç Çağı'ndan beri görülmektedir. Alacahöyük mezarlarında iskeletin başının yakınında bulunmuş olan halkaların, saçları toplamak ya da saçlara süs olarak takıldıkları varsayılmaktadır. İç kalıp üzerine ince altın safihanın kaplanmasıyla yapılan türlerin, bükülmüş olarak önceden hazırlanarak saça takıldıklarını, masif türlerinin ise ancak saçlara sarılmaları sırasında bu şekli aldıklarını söyleyebiliriz.

Hızma

Buruna takılan altın veya gümüşten yapılmış halka. Genellikle doğu uygarlıklarına özgü bir takıdır. Üçtepe Höyük kazısında açığa çıkarılan bir kadın ve çocuğuna ait mezarda iskeletin burnunda bulunmuş bir hızma Yeni Asur dönemine tarihlendirilmektedir.

 KAYNAKÇA

  • https://www.kulturvarliklari.gov.tr/TR,43371/didemler-taclar.html
  • https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/294-tarihte_ve_turklerde_gumus_ve_gumusculuk.html
  • https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/17-ilk_cagdan_osmanliya_anadoluda_kuyumculuk.html
  • https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/136-kazaziye_sanatimiz_ve_gelecegi.html
  • https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/17-ilk_cagdan_osmanliya_anadoluda_kuyumculuk.html

           
 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış