Anlamak Gerek VIII


4.9.2020

Kolektif sistem içinde kişi egemenliği gözeten insan özneli seçiciliğe sapılmış olması yanlıştı. Kişi egemence olan süreçlerin kendi sömürü çevrimlerini yapabilmeleri için bile en az durumla genel yararın gerçekleşmesini gerektiren yasası vardı. Hileci El bu zorunlu duruma merhamet etme acıma, lütfetme vs. diyordu. Genel yararın oluşturucusu ve devam ettiricisi çalışanlardı. Daha çok maldan mülkten yoksun olanlardı.

Yani bitmez tükenmez sömürü kaynağı olan insanın emek gücü sürecin finansörüydü. Finansörleri de siteme muhtaç edecektiniz. Bunu nasıl yapardınız? En az durumla ihtiyaçlarını karşılatıp, yardım ve sadaka beklentisi içinde muhtaçlıkları ve muhtaçlığa olan bağımlılıkları kontrol ederek yapacaktınız.

Şu da var ki kolektif sistem kişinin başına gelebilecek olan durumlara ve kişinin yaşlılığına sürekli bir güvence ve garantiydi.

Oysa köleci sistem sizi bu garantilerden yoksun kılmakla sanki bunları size garanti edecekmiş havası içinde, yoksunluklarınızı kontrol edip, sisteme bağlılığınızı bu umutlarla diri tutmaktadırlar. Neyse ki bu bağlamlar içindeki demokratik mücadeleler az çok bizlere can simidi oluyordu.

Tekil dönem içindeki kişiler bencil nedenle kaygılıydı. Kaygıların artması bencilliği huysuz, hırçın hale getiriyordu. Hatırlarsak kolektif sistemin kendi oluşumu esnasında, kolektif oluşum kendilikten kişisi kaygıları ortadan kaldırmıştı.

Kolektif sistemin ortadan kaldırdığı kaygılar, köleci sistem içinde kolektif sorumluluk olukla alan içine kolektif olarak belirip etki etmeye başlamıştı. Oysa köleci sistemin inşacısı insanları kolektif sistem öncesinin tekil kişileri gibi kişileri kendi kaygılarıyla baş başa bırakmıştı?

Kolektif üretip kendi kaygılarınızla baş başa kalmak, kolektif inşanın ve aklın alacağı bir durum değildi. İşte bu nedenle köleci sistem ve onun ideoloji tüm öğretileri tüm kötülüklerin kaynağıydı. Köleci sistem “bir egemen sizin kötü olmanızı, rahatsızlığınızı, kendi başına bela eder mi?” diyen bir şirinlik ve aforizmalarla köleci ideoloji iyi ve kötü denen süreçleri ortaya karışık konuşacaktı.

İyi de tekil dönem içinde kişilerin kaygıları varken, tekil dönem kaygıları, o kişilerde şimdiki gibi tüm kötülüklerin kaynağı olmuyor da köleci sistemin kişilere yüklediği tekil kaygılar; neden kötülüklerin kaynağı oluyordu? Burada bir çelişki yok muydu? Burada bulunması gereken bir yanıt yok muydu?

Tekil dönem içindeki kişisi kaygılar değil tüm kötülüklerin; hiçbir kötülüğün kaynağı değildi. Eğer siz kolektif sürecin tekil kaygıları ortadan kaldırdığını görmezden, bilmezden gelirseniz.  Ve tekil kaygılı durumun tekil alanlı doğa içinde gerçekleştiğini; ama köleci sistemle kişilere yüklenen kolektif kaygıların kolektif alan içinde geçtiğini görmezden, bilmezden gelirseniz tabii ki bu bir çelişkidir!

Tekil kişi tekil davranışlıdır. Grup eğilimi dışında, bağıl davranışlar yoktur. Grup (aile) eğilimi totem düzenleme değildir. Bunları birbirine karıştırır olmamak gerekiyor. Oysa kolektif alan içinde totemi kolektif yasaların bağıl hareketi ve bağıl sonucu vardır.

Efendiler kolektif alan içinde kolektif kazanımlara karşı, sizi tekil bir mahrumiyet içinde bırakıyor. Ama tekil mahrumiyetiniz karşısında kolektif alana bağlı davranışlar içinde olmanızı şart koşuyordu. Kendisi kolektif davranışa bağlı olmamakla sizi kaderinizle baş başa bırakıyor.

Üstelik geminizi kurtarmanızı ve geminize kaptan olmanızı istiyordu. Gemi dediği kolektif güçtü. Gemi ancak kolektif güç ile kurtulurdu. Kolektif güç te sizin elinizde alınmıştı. Bu durumda kaptan kolektif gücü kullanan kişiydi.

Oysa efendiler sizden kolektif kaynağı kullanmadan kaptan olmanızı istiyordu! Kolektif olanı tekil kişiden bekliyorlardı! Öyle bir durum olsa başka kişilere gerek olmadan kendileri kolektif olurlardı.

Gemiyi kurtarmak için kaptandınız! Ama arkanızda kolektif güç olan gemi yoktu. Sanal bir hedefti. Bu nedenle gemiyi kurtaramıyordunuz. Bu nedenle sizin arkanızda olmayan kolektif gücü elinde tutan efendilere biat edip; riayetle olup efendilere teslimiyet gösteriyordunuz.

Köleci sistem, kolektif bir deneyimdi. Kolektif bir birikimle kolektif yeteneği kullanmaktı. Kolektif adına zenginlik yaratan ne varsa bu refah, kişilere yok kılınmıştı. Kolektif refah ve kolektif olanaklar kişilere yok kılındıktan sonra kişiler bu yoklukla yine KOLEKTİF YAPI İÇİNDE KALIP KOLEKTİF YAPIYA GÖRE DAVRANMAYA zorlanıyordu.

Kolektif yapının güvencesi istisnasız herkese göreydi ve herkese göre olan sorumluluklar asla kişiler üzerinde değildi. Oysa köleci sistem kolektif davranış olan kolektif sorumluluğu kişilere yüklüyordu. Hem de kolektif olanakları elinde aldığı kişilere yüklüyor olması, şimdiki tüm kötülüklerin kaynağıydı.

Köleci sistemin iyi ol dediği kişiler, kendi üzerlerine yıkılan kolektif sorumluluğu yerine getirebilmek için her türlü oluyorlardı. Çalıyor, gasp ediyor, savaşıyor, ölüyor, öldürüyordu.

Tüm kötülükler kolektif bir alanda, kolektif güçten yoksun kılınıp; kolektif süreç gibi davranmanızı istemekle ortaya çıkıyordu. Üretirken kolektiftiniz. Tüketirken kolektif güç ortada yoktu. Tekil kişi kaygılarınızla baş başaydınız.

Size yüklenen tekil kaygılar, köleci ortam özgesi olan tutumlardan kaynaklı çelişmelerden dolayı kötülükler doğuyordu. Oysa tekil dönemdeki kişisel kaygılar, kolektif yükümden doğan kaygılar değildi.  Ne bulduysa ve ne kaptıysa yemesi dışında kişinin; öldürmek, gasp etmek, tecavüz etmek köle kılmak gibi tüm kötülükleri doğuran bir davranışı yoktu.  

Kolektif ortam kişisi kaygılarla yel değirmenlerine saldıran gemi kurtarmayı hiç tanıyamıyordu! Köleci sistem, kolektif etkiden yoksun dramayı, kendisine saldıran bir ajan olarak görüyordu.

Kişilerin bu yükümlülüğü yerine getiremez olacağını köleci sistem bilmezden gelmiş oluyordu.  Dahası var. Siz kolektif sistem içinde yaşayıp, kolektif yasalara göre üretip, kolektif yasalara göre değil de El yasalarına göre dağıtıyordunuz. Burası şimdiki neşter vurulması gereken yerdi.

El yasalarına göre yapılan dağıtım ile genel sorumluluğu; kişisi sorumluluğa, kişisi kaygılara indirger oluyorsunuz.  Kolektif süreçle, kolektif yüklemle olunan bir alan içinde kişisi kaygılarla olan her bir davranışınız, köleci kolektif alan ile sürtüşüyordu.

Su içinde olduğu kap ile sürtünür. Tekil kişi doğa içinde serbest davranışla olunan doğa ile sürtüşüyordu. Ama bu sürtüşme temel düzlem içinde olmakla suç ya da kötülük addedilemezdi. 

Oysa temel düzlem olmayan kolektif yapı içinde öznel belirlenimle ortaya konan kişisi kaygılarla olan davranışlarınız köleci kolektif alan içinde köleci kolektif alanla sürtüştüğü için suç oluşuyor. Kötülük addediliyordu. İşte gözlerde gizlenen tüm kötülüklerin kaynağı insan değildi. Aksine El salınımlı köleci sistem, tüm kötülüklerin, ruh sağlığı bozukluklarının anasıydı.

Kolektif bir alan içinde garanti ve güvence veren tutum, kişisi değil kolektif tutumla ortaya konmuştu. Birliğin gücüyle ortaya konmuştu. Köleci mantalite, kolektifin veya birliğin gücünü ellerinde tutmakla; kişinin yarın endişesini veya gelecek kaygısı olan bu garanti ve güvenceleri, efendiler yararına kontrol ediyorlardı.

Köleci sistem; kişilere verilmesi gereken kolektif yapıya ait garantili güvence ve sigorta sorumlulukları, biyolojik aileler üzerine yıkmıştı. Kolektif üssü durum karşısında bir aile kaç türlü davranış içinde olabilir ki. Kolektif üssü davranışa göre açılma veren kolektif durumu kişi aileler üzerine atmak mı? İşte bu tür enfekte ediş apaçık bir sömürü sistemi ortaya koyar olmanın deliliydi.

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış