Anlamak Gerek XVI


13.9.2020

Ürettiren kolektif sahipliğin birisi toprak, araç gereç, bilgi ve teknolojiler sahipliğiyse; bir diğeri de KOLEKTİF EMEK GÜCÜYDÜ: Köleci sistem El ‘in üretim gücü üzerinde mülk sahipliğini ön görüyordu.

Kişinin emek gücü de üretim gücü bileşimi içindeydi. El üretim gücü gibi kişinin de, sahibiydi. Ve El kişiye kulum (kölem) diyordu. Kişi de El ‘e sahip veya sahibim diyordu. Bu koşullandırmayla altına sahibimiz El deriz.

Kişi çobanlık yapıyorsa, kundura dikiyorsa, buğday yetiştiriyorsa, meyvecilik yapıyorsa vs. Bu işler en başında da kolektifti. İş ve meşgaleler kolektif oluş neden ile ortaya konmuştu. Kolektif oluş dışında üretim ilişkisi yoktu, başlayamıyordu. İttifak içinde de iş ve meşgaleler yine kolektif harekete göreydi.

Kişi kolektif ortama emek gücünü sunar. Kişi karşılık kolektif emek payını alır veya takas eder. Yine kişi kolektif emek gücünün birazını da sistemin çevrimi için harcar. Yani kişiler emek gücünün birazını da depo enerjiye, amortismana veya yıpranma payına, aşınma payına harcar. Böylece kolektif emek veya kolektif güç sistemi finanse eder. Üretim alanında sosyal alana eğitim için, yaşlı güçsüz, engelli için vs. kolektif bir sosyal pay aktarır.

İşte tam da bu nedenle kolektif finans nedenle; kolektif yapının daima kuramsal ve ideal olarak sanal kapasitesi veya imaj kapasitesi vardı. Ama kolektif özne fili veya eylemli durumla bu imaj ya da sanal kapasiteli yeteneğin bir kısmını eylemli durum içinde bizatihi kendisi tüketir iken bir kısmını da dolaylı ve çevrim nedenle tüketmiş olurlar. 

Yani kapasite eylem üretirken; çalışan ve çalışamayan nüfusa ve sistemin kendi çevrimli tüketmesine göre ful kapasitedir. Ama üretenler tüketirken ful kapasiteyi tüketemezler. Çünkü kolektif etki nedeni ile üretenler, karşılıklı olmayan, çalışamayan çocuk, yaşlı, güçsüz, sakat, eğitimliler vs. için bilinçli olarak artık değer üretmişlerdir. İşte planlama, tasarlama burada başlıyordu. Korunan sistem içindi…

Bu nedenle sistem kolektifti. Kolektif oluş zorunlu başlamış, zorunlu sürüyor ve sömürü altında da zorunlu sürecekti. Çünkü sistem insana göre kolektifti. Ortaklaşa üretim ve üretilenleri ortaklaşan paylaşımdı. Hala üretim araçları sahipliği köleleştirmesi dışında bir de çalışanlarda toplanan vergiler ihale ve özelleştirme adı altında El ‘e gider.

El vergi vermez. El vergi kaçırır. El en az vergi verir. El vergisini yapılandırmaya gider. El ‘in vergi borcu siliniz. Çünkü sisteme göre El hakkı da, El ‘in finansörlüğü de çalışanlara aitti.

Kolektif sistem de köleci sisteme kadar olan zaman dilimi içinde siz kolektif süreçli kolektif emeğin sahibiydiniz. Öğrendiğiniz eşleştirme kolektif bir edimsel eşletmeli öğrenmeydi. Oysa köleci öğreti, kimi kişilerin kişisi mal sahipliği eşletmeli öğreti vardı.

Köleci sistemde El hakkı veya El payı vardı. Apilu hakkı vardı. Apiluların aile geçim, payları vardı. Kolektif sistem kimsesizlik bilmiyordu. Kolektif ortamda herkes kimseydi. Sosyal pay ayırma işi zaten kolektif sistemin yükümüydü. Sosyal pay çalışması sistemin üzerinde olan kolektif korumacılıktı.

Kolektif korumacılık veya sosyal pay şimdi acındıran söylemle; yolda kalmış! Darda kalmış! Yoksul! Malul! Kimsesiz! Yetim ve dul! Garip gureba ve sefil olanların hakkı olmakla yapının sosyal kolektif payı da çalışan sömürülen kesim üzerine; yardım, inayet, sadaka, lütuf gibi türlü söylemler şaşırtması altında emekçilere yüküm edilmiş belirsizle belirli edilmiş köleci üssü olan devinmelerdi.

Kolektif sistem başlarken; oluşan sistemin ne dulu, ne yetimi, ne darda kalmışı, ne yoksulu ne de sefilleri vardı. Köleci ittifaka kadar da bunları görme olanağınız yoktu. Kolektif sistemin kendisi üreten sistem olmakla, kendisi üreten sistem; fakir, yoksul, darda kalmış, sadakalık ve ramazan paketine muhtaç bir hal ile oluşması olanaksızdı.

Bu tür sefalet ve alçak gönüllülük adı altında yardım alan onur kırıcılığa alıştırmalar yoktu da. Bunlar köleci sistemin kişileri kolektif üretimden ve kolektif emek gücünden yoksun kılmasıyla ortaya çıkan sınıfsallıklardı. Bunlar köleci sistem içinde merhamet adına, acıma ve acındırma adına yine çalışanlar üzerinde; kolektif koruyuculuğun yerine getirilme biçimiydi.

Gerekirse; “ yoksulların zenginler üzerinde bir payı vardır” diyen ağdalı ve insani gibi lanse edilen cümlelerle köleci öğreti hem sistemi meşru kılıyordu. Hem de Papin tenceresi patlamasın kabili bu tür söylemlerle sistemin emniyet supaplarını ortaya koyuyordular. Yani güvenlik nedenle gerekirse ortaya koydukları sefillerin yükümünü zenginlerin üzerine de atabiliyordu.

Köleci sistem içinde sadaka verme, acıma, merhamet etme gibi sözler erdemli sözler iyi güzel ahlaki sözler olukla belirtiliyordu. Eh bu sistem içinde kalacaksanız ve bu sistemi baki sayıyorsanız bunun böyle olması kadar doğal bir tutum olamaz.

Bu türden sözler afili söylemlerle, soslamak suretiyle iman sahibi herkese hidayet yolu, sıratı müstakim diye tanıtıldı. Köleci sistem içinde, bundan başka çare yok dercesine bir bilinçaltı oluşturmakla, bu söz sistemin efendileri için ve köleci yapının sürmesi için doğruydu. Köleci öğreti açmazından kurtulamayacağınız bir uyuşturma ve öğretiydi.

Alkol alsanız birkaç saat uyuşmayla kendinizde geçmiş olursunuz. Sonra ayıkırsınız. İcabında halinizi etraflıca düşünürsünüz. Oysa köleci öğretinin uyuşturması köleci sistemden beri bin yıllar içinde din, iman, ibadet, ritüel, taat, itaat, biat, ahlak gibi söylem ve eylemlerle sürüp gelmektedir.

Köleci etkinin bırakın sizi etraflıca düşündürtmemesini, köleci sistem sizleri öyle bir zaptı rapt altına sokar ki “ben nerde köleci sözleşmeye veya imana aykırı oldum” diye sizi; kendi kendinizle sınatır. Davranışlarınızın köleci imana göre olup olmadığının sürekli kontrollerini yaparsınız.  Üstüne üstlük köleci iman çok BULAŞICIYDI DA. Ne de olsa yüzyılların uyuşmasıydı. Köleci iman ile sürekli verilen içinde metastazı uyuşturan katkı ile verilen serumdu.

Bu tür inandırıcı tanıtım ile köleci sistemin geçmişi, sistemin başlangıcı bu tür kavram tartışmaları altında gizlendi. Bu kavram tartışmalarıyla akıllar serseme çevrilmekle, sersemleşen akıllar, başları döndürmeye, zihinleri bu kavram tartışmaları doğrultusunda düşünemez edip; uyuşturma başladı.

Uyuşan zihinler, ne ildiği belirsiz bir sürecin başına El ‘i ve El ‘in rızk vermesini koymakla köleci inanlı kişiler El başlangıcından daha ötesini düşünemiyordular. Böylece üreten kolektif geçmiş gizlemekle sistemin ne hale getirildiği gözlerden gizleniyordu. El tarih sel geçmişin kolektif eşleştirmeli öğretiye göre olduğu gerçeğini, kendi kişi iradesi altına almakla; köleci sistem içinde istediği gibi kullanacağı biçimde, kolektif gücü ele geçirmiş oluyordu.

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış