Çankırı, Orta, kanlıca ve köylerimiz


Bizim güzel Orta Kaza'mızın ve köylerimizin kendine has güzellikleri dünyaya tanıtılacak o kadar mükemmel yeraltı ve yerüstü zenginlikleri var ki, ne biz bunların farkındayız, nede başkaları bunun farkında. 

Gerçi bu terk edilmişliği, yalnızlığı, garip kalmış öksüz, kimsesiz, sahipsiz evlatlar gibi yıllardır yaşıyoruz.

Buradaki hatayı, uzaklarda başka diyarlarda aramamıza da gerek yok, bunun sorumlusu, suçlusu önce bizleriz, bizim hemşehrilerimizdir.

Anakara'ya gönderdiğimiz evlatlarımız, Vekillerimiz, okumuş vali, kaymakam, yönetici, doktor, adına her ne derseniz deyin, her ne olmuşlarsa olmuşlar, "debdebeli hayat, ışıltılı dünyalar, girdikleri ortamlar," onları bizlerden, bizleri onlardan koparmış almış.

Vefa borçlarını ödemeden kapalı kapılar arkasından, lüks araçların içinden, güvenliklerle çevrili mekânlardan, bizi itici görmeye başlamışlar. Bizlerse, evlatlarımızın yüzü gülsün, dünya nimetlerinin en iyisini tatsınlar da, varsın bizi tanımasınlar kabilinden, yanlarına yanaşamamış, onlar başka, bizler başka vadilerde el sallamış, hasret şarkıları söylemiş durmuşuz.

Bırakın orta kazasını, kanlıca mahallesinin büyümesini, gelişmesini, Çankırı bile üvey evlat gibi, diğer Türkiye illeri büyüyüp süper il olurlarken, büyük şehir statülerine kavuşurlarken, biz hala göç veriyoruz. Karabük misali kolumuz, kanadımız kan damarlarımız budanıyor, toprak veriyoruz. Helal olsun bu vatana şehitler veriyoruz. Hep veren bizleriz, alansa bizi tanımayanlar, farkımıza varmayanlar, vefasız, acımasız vurdumduymazlar..

Daha doğrusu yazarları, çizerleri, televizyoncuları, siyasetçileri, bürokratları, işadamları, sanayicileri ve vatandaşları ile orta, kanlıca lılar, yıllar var ki, bu muhteşem hizmet ehli hemşerilerimiz Nerdeler? Şahsen ben kendim adına bir hiçim, vurdumduymazlığımdan utanıyorum.

Hiçbir şey olamadığımız gibi, içimizdeki senlik, benlik, vurdumduymaz tavırlarımız ve art niyetli düşüncelerimizden dolayı, elimizdeki az olan nimetlerden de belediyelik, kaymakamlık, hastane gibi bir çok nimetleri de kaybetmekle karşı karşıya kalabiliriz. 

Uyumak hala uyumaktan başka bir bahara kendimize gelme, arzusunu gösteremedik. Kendimizi büyük hedeflere layık bulamadık.

Başka iller kazalara köylere bakıp imrenmemek ne mümkün, onların evlatları, birikimli işadamları ve siyasetçileri kendi topraklarına kafa yordular, birikimlerinin bir kısmını kendi öz diyarlarına ektiler. Başak başak karşılığını aldılar. 

Biz bir birimizi görmeden elimizdeki verilerin kıymetini, hikmetini sual etmeden lakayt gidiyoruz, sonra da boş hayallerle avunup boşa kürek çekiyoruz.

İşin özü şu, Çankırı orta ve kanlıca dışında yaşayan İstanbul, Ankara başka şehirler ve yurt dışındaki hemşerilerimiz, birlik olup isterlerse neyi başaramazlar ki? Her biri bir ağaç dikse, buraların reklâmını yapsa güzelliklerinin farkına varıp oralarda çareler üretse, dünya şaşar bize gıpta ederler. Vesselam..

Ahmet Ali Canbaz 30.06.2020

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış