ESKİCİ HİKAYELERİ-ÇERÇEVE

Ekleyen : Seferi (Nurcan Bedir Ören) , 30 Kasım 2019 Cumartesi aaa Beğen 2

Eskici Hikayeleri-Çerçeve

 

-Selam...

-Selam

-Siz mi bakıyorsunuz?

-Evet... Buyrun... Nasıl yardımcı olabilirim?

-Bir çerçeve istiyorum, annemin fotoğrafı için.

-Ah... anne fotoğrafı... Hmm... yanınızda mı?

-Hayır... evde beni bekliyor.

-Anneniz... in fotoğrafı... mı... bekliyor?

-Evet... (deyip başını eğdi)

-Çerçeveler burda... fotoğrafın ölçülerini biliyor musunuz? Bir şerit metre ister misiniz? 

-Tahminen biliyorum. Normal bir kartpostal kadar.

-Bu tarafa bakacaksınız o zaman. Beyaz, kahverengi, gümüş rengi, siyah, kabartmalı... (raflardan alıp eline veriyordum. Hepsiyle de ilgileniyordu ama hüzünlü bakan gözlerinden, hiç birini beğenmediği anlaşılıyordu.) Gerçi bunlar plastik... Pek değerli değiller. Anneniz plastik sevmezdi herhalde. 

Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.

-Annem... 

-Anneler ağaç gibidir. Toprak gibidir. Su gibidir. Size ağaç çerçeveleri göstereyim. 

-Küçük var mıdır ki? 

-Buluruz...

Plastikleri alıp yerlerine koydum. Ağaç çerçeveler boş değildi. Hepsinin içinde resimler vardı. Kimi yağlı boya orijinal... kimi sahte resimler... içinde resim olmayan ve biraz da küçük olanlardan bir kaç tane buldum. Bütün ağaç eşyalara yaptığım gibi kokladım. Bazıları, kesildiği dağların kokusunu, bazıları doğrandığı hızarların kokusunu, bazıları saklandığı tavan arasının veya bodrumun rutubetli, küflü, tozlu kokusunu taşır. Bazıları da bu çerçevelerde olduğu gibi, üstlerindeki boyanın kokusunu taşır. 

-Ne yapıyorsun?

-Bir damla ağaç kokusu kalmamış. Tamamen boya kokuyor. 

-Sorun değil... annemin fotoğrafını korusun yeter. 

-Anneye bunları vermek istemiyorum. Büro bölümüne kaldırdığım bir çerçeve vardı. Onu da göstereyim. 

Büroya geçtim... Pamuklu bir bezle sarıp bir kenara koyduğum çerçeveyi çıkardım. Üstünde boya veya cila yoktu. Saf, sade bir ağaç... Her zaman yaptığım gibi kokladım. 

-Oh miss... Annenizi, pencereden bakıyor gibi görmek ister misiniz? 

-Annem... pencerelerde bekledi bizi hep... yaşarken bizim hasretimizi çok çekti... Onu hep öyle hatırlıyorum zaten.

Çerçeveyi gösterdim. Pencere gibiydi. Fotoğrafı yerleştirdikten sonra öndeki kapağı  kapatınca, ordan bakıyor gibi görünecekti. 

-Ağacı koklamak ister misiniz?

Önce şaşırdı, sonra kokladı. Durdu... biraz bekledi, yeniden kokladı. Derin derin... Gözleri yaşardı. 

-Soba yakardık. Gündüz oturur, gece aynı odada yatardık. Beriden öte yataklar serilirdi. Sobanın yanında bir sepet olurdu, içine odun koyduğumuz. O kokuyla uyurduk. Şimdi onu duydum. Sanki birazdan annem gelip bizi uyandıracak. 

-Tamam... bu çerçeve sizin o zaman. Sarıyorum. 

-Evet... lütfen. 

.......

 

 

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Salih Özel (Evreni)
01 Aralık 2019 Pazar 01:30:24
Özlenen Ana mıydı yoksa çocukluğun saf halleri miydi? Bence her ikiside. Lakin keşke her şey ANAM gibi koksa benim özlediğim Anamın kokusu, çünkü sizin de dediğiniz gibi "Analar ağaç kokar, toprak kokar, su kokar" her türlü kokuyu Ana kokusunda bulmak mümkün. Diğerlerinde sadece bir kısmını bulabiliriz. Yazı hakkında görüşüm şu. "Alıştırdınız bizi uzun ve tatlı yazılara bu birazcık kısa kesilmiş gibi oldu"

Seferi (Nurcan Bedir Ören)
02 Aralık 2019 Pazartesi 00:57:13
Teşekkürler... yazabildiysek, anlatabildiysek ne mutlu... Kısa olması önemli görünmüyor o zaman...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...