Eskici Hikayeleri- KESE


Eskici Hikâyeleri- Kese

   Bugün yaşlı bir hanım iki elinde iki torba “Biraz eşyam var, hepsi de güzel şeyler... Alır mısınız?” dedi. Noel tatili yeni bitti. Bu dönemde süsler, sofra malzemeleri, beğenilmemiş hediyeler gelir bize. Aldım. Genelde yaşlı hanımlara “Hayır” diyemem.

  Getirdiği eşyalar bana göre çok özel değildi. Şamdanlar, vazolar, kırmızı peçeteler, geyikli peçetelikler... Kar küreleri, bir kaç melek biblosu, minik mumlar, yıldızlar, kuru çiçekler...

   Her bir eşyayı özenle paketlemiş. Paketleri açıp, kim bilir ne zaman biri alıp da soracak bilmeden, raflara yerleştirmeye başladım. O kadar ışıl ışıl, gösterişli -ama bana göre- o kadar da gereksiz, eşya içinde bir küçük kese geçti elime. El örgüsü... Biraz anlarım bu işlerden. Ağır, zor bir model...    

   Avucumun içine alıp baktım. Her ilmeğindeki sevgiyi, özlemi, umudu, mutluluğu görüyor gibiydim. İçim kıpır kıpır oldu. Manevi değeri olan eşyaları elime aldığımda hissettiğim heyecanı duyuyordum. Keseyi açtım, içinden bir mücevher kutusu çıktı. Bazen altın yüzük, kolye, tek taş gibi şeyler de buluyorum ama hiç düşünmedim, bu kutudan, değerli bir takı çıkacağını. Açtım... Üç ayrı bebeğin birer kıvrım saçı, dört-beş tane süt dişi, isimlerin ve tarihlerin yazılı olduğu minik kurdeleler...   

   Bu sene de Noel yemeğini yalnız yiyince beklemekten vazgeçmiş, yine de çocuklarının parçalarını atamamış bir annenin, eskiciye getirdiği en değerlileri...

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış