Hikayesi Olmak 2 / 3


20.1.2021

Artık hikâyenin yeni taşıyıcıları; hikâyenin yeni sürdürücüleri; ilahlardan aldığı el ve meşruiyet ile insandı. İnsan eski hikâyenin mirasçıları, yeni hikâyenin sahipleri olmakla; geleceğe de bağlam olan insanlarla sıfatça insanlıktı.

İnsanlar en az iki ilah grubun (meslek sahibi, üreten iki totem gruba ait hemcinslerin) biyolojik melez, soyuydu. İlahlar da en basit durumla bir totem meslek sahibi olmakla, kendi aralarında sağlama yapan bir üretim ilişkisi ile her bir totem grubun aiti olan hemcinslerdi.  Meslek sahibi hemcinslerdi.

İlahın esbabı mucibi (ilah olmayı gerektirmenin sebebi ya da sebepleri) kendi öncesi totem düzleme göredir. Totem dönem içinde hemcinsler pek pek karar alamazdı. Kendilerinin müdahil olmadıkları ama uymak zorunda oldukları cebirler vardı. Bu cebirler totem atalardan aktarılmakla totem ataların kendilerinden menkul (belli şartlarda doğru olan deney gücü) olan tabu yasalarıydı. 

Oysa şimdi hem “kimi tabu yasalarına karşı bir şey söyleyip irade ortaya koyuyorlardı”. Hem “gelecek nesle öğretip aktaracakları üreten bir totem meslekleri vardı”.  İlahlar karar alıyordu.

İlahlar karar almakla. İlahlar irade göstermekle. İlahlar bir totem mesleğini yapmakla. İlahlar kültürler bileşimli uygarlığı başlatmakla.  İlahlar ittifak yapmakla. İlahlar tekil totem mantığa karşı, çok köklü totem mantıklı analitik düşünmekle.  İlahlar ittifakı girişim içinde bulunan sosyo biyolojik bileşim sel sürecin ve insan soyunun gen mirasçıları oluşla ve insana ad vermenin MEŞRUİYET KAYNAĞIYDI.

Yalıtılmış, tecrit edilmiş, izole olmuş sınırlı totem biyolojiği sosyolojilerle, farklı totem kültürlerin yeryüzünde ayrı ayrı farklı dil ve gruplar şeklinde olması ortada ilahların olmadığı dönemler olmakla ayrı ayrı gruplar, ayrı ayrı diler ne ilah kararıydı ne totemin yasanın söylemesiydi.

Bunlar ayrı ayrı parça parça olmuş izole grup yaşamın eseriydi. Gruplar neden parça parça ve izole (ayrı tutulmuş) bir yalıtım içindeydi? Kıt çevre zenginlileri zor kontrol edilebilir bir bölge içinde belli bir nüfusu besliyordu. 

Parça totem gruplar; çevre güdümlü belli nüfusun ne daha fazlası kişileri içlerine alabiliyorlardı. Ne de çoğalacak olan nüfusa karşı doğa kaynak ve beslenme yetmezliği nedenle, doğanın fazla nüfusa izin vermesi vardı.

Grupların kendi dışında var olan bu dinamik nedenle grup nüfusu belli sayısal değerin biraz altındaki biraz üstündeki sayı değerlerine değişiyordu.  Bu nedenle birbiri ile temas etmeyen birçok izole ve lokalize gruplar ayrı ayrı sosyolojik kültürlerle ortaya çıkmıştı.

İzole ve kendi dışına kapalı olan bölgesel grupların totem meslekleri de ayrı ayrı meslekler veya benzer meslekler olabiliyordu. Farklı farklı tecridi gruplar birbirinden habersiz ve birbirinden bağımsız durumla benzer mesleklere özgün işlere ve mesleki araç gereçlere tecrit koşulları gereği birbirinden habersiz söylemlerle ister istemez kendi anlatımlarıyla farklı farklı isimler veriyorlardı.

Yine birinde olup ta diğerinde olmayan maden işletme gibi bir totem mesleğini ifade eden söylem ve araç gereç sözcükleri haliyle diğer grup içinde olmamakla o mesleğe ait dil sözcükleri de o grup içinde yoktu. Bu tür tarihsel koşullu yalıtım işleyişi ve izole grup meslek sahipliği nedenle farklı farklı diller vardı.

Yalıtıma gruplar nedenle dil farkı, kültür farkı, fiziki farklılıklar, giyim kuşam farkı, yemek pişirme biçimleri, yemek yeme, sofra düzen farklılıkları gibi birçok sosyolojik olgular ancak yalıtım koşulları içinde çıkıp ittifak koşuları içindeki karşılaşmalar ve birleşmelerde görülüp, tanınıp fark edecektiler.

Yalıtım koşullarında zaten farklılığı pek anlayamayacaklar anlasalar da temas gibi bağlam zorunluluğu olmayacağından bir sorun teşkil etmeyecekti. Farklılığı anlayamayacaklardı.

Miladi doğuma doğru bileşen süreçlerle büyüyen salınımlar içindeki oligarşin yapılar içinde sosyolojik farklılıkların direnci olan sorunsal salınımlar da büyüyecekti. Farklılıklar mantıki açıdan ve yaşam felsefesi açısından, gelişme yolları ortaya koyma bakımından zenginlikti. Tersi durumda da farklılıklar arıza, aksama, çatışmaydı.

Büyüyen dirençle birlikte dil, kültür, fizik gibi yalıtım sal bölge koşullarına bağlı olduğunu bildiğimiz bu kadar çeşitlilik ittifaka göre nedendi? Diye sorulacaktı. Babil bu konuya kafa yorup açıklama yapmanın örneklerinden biriydi.

Kolektif yapılı totem dönem oluşurken orta yerde ne ilah vardı. Ne El vardı. Sadece animist bir mana anlayışı vardı. Üreten ilişkilerle birlikte totem ve üretim ilişkisinin dışa açılımı olan genleşmesi; totem yasa ile üretim yasası çatışmaya başlamıştı. Bu nedenle karar alıcı ilahi gruplar doğmuştu.

İlahlar kendi içinde monogami ilişkiyle çoğalan gerçek kişilerdi. İnşacı meslek ve irade sahibi kişiler olup ittifakı başlatıcılardı. Totem yapıların binlerce yıldır yapamadığı dışa açılmayı ilahlar yapmıştı. Oysa El gerçek değildi. Somut ilaha göre soyut bir atıfla bağlamdı.

El, kolektif mülkün sahibi olma ve kolektifin mülkünü canının istediği kişiye istediği kadar vermenin atıf bağlamıydı. El, kolektife nazaran mülkün sahibini ve haksız mal gaspını açıklayıp izah ediyordu.

Hâlbuki hominidlerin var olduğu 6 milyon yıldır ne mülk vardı, ne mülk sahibi vardı, ne de köleci sisteme kadar insana verilmiş rızk olukla kişilerin malı mülkü vardı. Bu bile El ‘in ne kadar yalancı kurnazlıkla hileci bir karakter olduğunu gösteriyor.

Lokal izolasyonlara bağlı dili, kültürü, sosyolojiyi, insan fiziğini açıklayamıyorlardı. Ama açıklamaları gerekiyordu. Oligarşin ittifaklar içinde buna göre bir ikna ve uzlaşma ortaya koymaları gerekiyordu.

Açıklayamadıklarını, köleci sistemdeki anlaşmazlıklara göre yorumlayıp “insanlar anlaşamasınlar diye, birbiriyle yarışsınlar diye ayrı ayrı dil üzerine yaratıldılar” diye basit tarihsel olayı bile El ‘e atıf yapılan bağlamla açıklıyorlardı.

Artık her şey köleci sistemin istediği gibi El ‘e atfedilen bağlamla açıklanacaktı. El her açıklamaya maydanozdu. El ile türü masalsı müsekkin hikâyesini söylemeye başlayacaklardı.  Bu türden dil sel ve kültürel farklı gelişmeler lokalde o grubun hikâyesiydi. Genelde de insanlığın ortak hikâyesiydi.

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış