Koronadan sonra ilk cumamız


16.7.2020



Koronadan sonra Cuma namazları serbest oldu. Biz hastalandık. İki Cuma namazına gidemedik.. ilk cumamıza gitmek için hazırlandık. İnternetten Cuma namazı kılınacak camilere baktık yolla çıktık.

Birinci camii kapalı, ikinci camii kapalı neyse beşinci camii de hedefi tutturduk.. Cemaat camii bahçesinde mesafe kuralına göre dizilmiş.. Bizde bir köşede yer bulduk. Cuma saatini bekliyoruz, gelen gölgelik yer arıyor. Şu araya sıkışsam olmaz mı, gibi olur olmaz takışmalar. Velahevle dedik ya sabır’a dayandık. Başımızı öne eğdik, çenemizi tutalım diye. İçerde hoca başladı ayetler okuyor.. Bizim sağımıza solumuzda konuşanlar susmuyor.. Koronanın ne zaman biteceğini tartışıyorlar. Ya sabır’a devam. Cami bahçesisinde namaz kılmak çok sabır istiyormuş öğrendik. Cemaatten biri yanındakine” bak bak adam balkonda namaz kılacak. Serin serin.. Ne güzel”. Sanki milleti zorla Cuma namazına getirmişler. Bu konuşmaları duymayalım diye seccademize odaklandık. Duymayacağım dinlemeyeceğim derken Cuma saati geldi çok şükür. Cumanın sünneti kılındı. Hoca hutbede cemaat konuşmalara devam! Maalesef cemaatler çok bilgisiz.. Konuşulmayacağını bilen az.. Neyse Cuma namazını bitirdik. İmam efendi sünnetleri evinizde kılın dedi ancak dinleyen kim.. Cemaat sünnetleri kılmaya devam.. Önlerinden yüzlerce kişi geçiyor.. Hiç kimse namaz kılanın önünden geçilmezi bilmiyor, yada umursamıyor.. Biz beklerken bir genç de baktı ki biz bekliyoruz oda bekledi.. Cemaat sünnetlerini bitirince eve doğru yola çıktık. Yollarda millet namaz kılmaya devam ediyor.. Önlerinde sütre yok.. Kimi bilerek bilmeyerek önlerinden geçip gitti.. Cuma namazının sevaplarını budaya budaya ne hale getirdik.. Yazık.. Bir hafta sonra yine aynı cami, yine aynı manzaralar. Biz yine sünneti kılanları bekliyoruz.. Önlerinden geçmemek için.. İmam efendi ve yanındakiler hep birlikte cemaatin önünden geçerek geldi.. Bizi görünce beklemeyin. Burası arazı sayılır.. Beklemeyin namaz kılanların önünden geçmekte bir sakınca yok.. Biz şaşırdık tabii olarak. Biraz bu konuları biliriz. Eve gelince tekrar internetten araştırdık.. Bildiklerimiz doğruymuş tekrar etmiş iyice öğrenmiş olduk.. Şimdi İmamımız, müezzinimiz böle yapar, dini bilmez, yanlış bilgiler verirse, Cemaat ne yapsa yeridir.. İmamı, müezzini cahil olan cemaat ancak böyle namaz kılar, hutbe dinlemez, ayet dinlemez.. Namazın faziletlerinden mahrum kalır… Koronadan daha tehlikeli olan cahillik, cahilliğinde en rezili, Din adamlarının dininin cahili olması.. Yazık Diyanet İşleri bu imamlarını iyi bir eğitimden geçirmeli, denetlemeli, Müftüler koltuklarını bir az serinletsinler, koltuk kaçmaz bir yere.. Daha neler var… neler.. Bunların sebeplerini de biliriz ancak düzeltmek şart.. Sonrada cemaat camiileri doldurmuyor. Bilgi zayıf olunca maneviyatta zayıf oluyor.. Namaz kılmak zor geliyor… Bilgi güçtür.. … Biz her konuda gerekenleri yapıyoruz yapmaya devam edeceğiz.. Memurluk salla başı olmuyor.. Hak etmediğin maaş haram! Haramın yeri cehennem ateşi… Bilelim bilgilendirelim…. Cahil kalmak Müslümana haram.. İlim farz…

Hayırlarda, ilimlerde yarışalım.. İblisi ve düşmanlarımızı sevindirmeyelim.. Müslümanlar dünyanın vicdanıdır.. Vicdanlar ilahi ilimlerle beslenir.. Hayırlı ve bereketli günleriniz daim olsun.. Yanlışların düzelmesine hizmet edenlerden oluruz cümlemiz İnşâAllah. Vakit ve Cuma namazlarını hakkıyla kılanlara hayırlı cumalar

090720

 

SÜTRE

 

Perde, örtü, perdelenecek şey; namaz kılarken kıble yönün de duvar ve benzeri olmadığında, önden geçenlerin namaza zarar vermemeleri için, ön tarafa dikilen engel.

 

"Namaz kılan bir kimse bazılarına göre bir arşın, bazılarına göre de bir arşının üçte ikisine eşit yükseklikte herhangi bir nesneyi önüne koyarsa, bu kimsenin önünden geçenler namazına herhangi bir zarar vermezler. Kısacası sütre, namaz kılanın önüne koyduğu nesnenin adıdır" (Ebû Davûd, Sünen, N. Yeniel ve H. Kayapınar terc., 3152; el-Menhel, V, 77).

 

En umumi tanımıyla sütre şudur: Namaz kılan bir kişinin önüne kürsü, değnek, kanepe veya benzer şeyler konmasıdır ki; namaz kılarken önden başkasının geçmesine engel olunabilsin. Sütre’nin duvar ve direk gibi sabit şeylerden olmasıyla, sabit olmayan şeyler olması arasında bir fark yoktur.

 

Sütre’nin Önemi

 

Allah Rasûlü şöyle buyurur:

 

"Sizden biriniz namaz kılacağı zaman bir sütreye doğru namaz kılsın, hiç bir kimseyi önünden geçmeye bırakmasın! "

 

Diğer hadisler de şöyledir:

 

"Sizden biriniz bir sütreye doğru namaz kılınca ona yaklaşsın ki şeytan onun namazını kesmiş olmasın" (Ebû Dâvud, Sünen, K. Salât, 698; İbn Hibban, Sahih);

 

"Sizden birinizin namaz kılan kardeşinin önünden geçmektense, yüz yıl olduğu yerde durup beklemesi daha hayırlıdır" (Kenzül-Ummal, VII, 355);

 

Eğer namaz kılanın önünden geçen kimse, üzerine (nasıl bir günah) indiğini görmüş olsaydı, onun önünden geçmektense bacağının kırılmasını arzu ederdi" (es-Seyyid Ali Fıkrî, Hulâsatü’l-Kelâm Fi Erkânil-İslâm, 87).

 

Sütre’nin Şartları

 

a)Sütre bir zira’ (45 cm.) ya da daha fazla uzunlukta olmalıdır. Kalınlığının ölçüsü yoktur. Herhangi bir kalınlıkta veya incelikte olması mümkündür. Kalem kalınlığında olması bile yeterli olabilir.

 

b)Sütre düz olacak, eğri olmayacaktır. Zira eğri bir nesneyi sütre edinmek sahih olmaz.

 

c)Sütre ile namaz kılan kimsenin ayak uçlarının arasındaki mesafe üç zira uzunluğunda olmalıdır (Abdurrahman el-Cezîri, Dört mezhebe göre İslâm Fıkhı, çev. Mehmet Keskin, I, 364).

 

d)Kişi sütre edinebileceği şeyi bulur da yerin sertliğinden ötürü dikemezse (ki yer kayalık, taşlık vb. olabilir) onu uzunlamasına veya enlemesine koyması sahih olur. Kişi sütre edinecek herhangi bir şey bulamazsa ön tarafına hilâl şeklinde bir çizgi çizer (Ebû Davûd, Sünen, Salât,102/690).

 

e)Bir insanın sırtını sütre edinmek de sahih olur. Meselâ namaz kılan kişinin önünde, arkası dönük birisi oturmaktaysa bunun sırtına doğru namaz kılarak sütre edinmek sahih olur. Şayet oturan kişinin yönü namaz kılana yönelik ise sahih olmaz. Önde oturanın kâfir bir erkek ve yabancı bir kadın olmaması da şarttır (Ebû Davûd, Sünen, Salât, 702; Nesâî, Kıble, 7; Abdurrahman el-Cezîrî, İslâm Fıkhı, I, 364).

 

f)Namaz kılan kişi, sütre olarak, gasbedilmiş veya necis bir şeyi bulursa (gasb her ne kadar haramsa da) bunu sütre edinmesi sahih olur (A. Cezirî, a.g.e., Terc. I, 364).

 

g)Sütre’ye yakın durmak şarttır.

 

Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurur:

 

"Sizden biriniz sütreye doğru namaz kıldığı zaman ona yaklaşsın ki, şeytan namazında ona vesvese vermesin" (İbn Mâce, İkâme, 39).

 

Sütre’nin Hükmü

 

Namaz kılan kişinin sütrenin tanımında sayılan sütrelerden birini önüne koyması, menduptur.

 

Hadis-i Şerifte şöyle buyurulmuştur:

 

İbn-i Ömer’den rivayet edildiğine göre, "Peygamber (s.a.s) bayram günü namaz kılmağa çıktığı zaman (önüne) bir kargı (dikilmesini) emrederdi. Kargı dikildikten sonra insanlar da arkasında oldukları halde ona doğru namaz kılardı. Seferde de böyle yapardı. Bu yüzden emirlerde bunu âdet edindiler" (Tirmizî, Mevâkitu’s-Salât, 30).

 

Namaz kılan kimse herhangi bir sebepten dolayı önüne sütre koymamışsa, onun önünden geçmek haramdır. Bunun misali, namaz kılan kimsenin de imkân olduğu halde önüne bir sütre dikmemesi veya koymaması öylece haramdır (Abdurrahman el-Cezirî, a.g.e., I, 366).

 

Süleyman b. Abdilmelik’in Hacibi Ebû Ubeyd şöyle demiştir: Ben Atâ b. Yezid el-Leysî’yi ayakta namaz kılarken gördüm ve önünden geçmek istedim. O da beni geri çevirdi (Namazını bitirdikten) sonra (şöyle) dedi:

 

Ebû Said el-Hudri bana Rasûlüllah (s.a.s)’ın şöyle buyurduğunu nakletti:

 

"Sizden bir kimse (namaz kılarken) kıblesi ile kendi arasına birisinin girmesine mani olabilirse olsun" (Ebû Davûd, Sünen, Terc, III, 72).

 

Namaz kılan kişi, başkalarının geçmesine zemin hazırlar ve önünden geçen de geniş yer olmasına rağmen önünden geçerse her ikisi de günahkâr olurlar. Ama namaz kılan, başkasının önünden geçmesine zemin hazırlamaz ve önünden geçen de geniş yer bulunmadığından ötürü önünden geçerse ikisi de günahkâr olmazlar. İkisinden birisi kusurlu olursa, kusurlu olan günahkâr olur (Abdurrahman el-Cezirî, a.g.e., I, 366).

 

Saflar arasında açık bulunan boşluğu kapatmak için namaz kılmakta olan kimsenin önünden geçmek haram değildir; câizdir. Bu noktada Hanefi ve Şafiî ittifak halindedirler. Nitekim Kâbe-i Muazzama’yı tavaf eden kimsenin oralarda namaz kılan kimsenin önünden geçmesi haram değildir.

 

Kişi büyük bir mescidde veya sahrada namaz kılıyorsa, ayaklarının bastığı yerle secde ettiği yer arasından geçmek haramdır. Eğer küçük bir mescidde kılıyorsa, ayaklarının bastığı yerle kıble duvarı arasından geçmek haramdır. Bunun ölçüsü de kırk zira’dır.

 

Namaz kılanın önünden geçeni alıkoyması ise, sünnet olmayıp, ruhsattır. Şu halde önden geçecek olanı baş ve göz işaretiyle veya "Sübhanallah" diyerek geri çevirmek mümkündür. Hanefilerce bundan fazlasını yapmak câiz değildir. Kadının önünden geçecek olanı menetmesi ise ellerini bir veya iki defa birbirine vurması şeklindedir (Abdurrahman el-Cezîrî, a.g.e., I, 367-368).

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış