Köyün Kamburu ve Kemal Tahir Hakkında Konus Özet





Köyün Kamburu ve Kemal Tahir  Hakkında Bilgiler


Köyün Kamburu adlı roman Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu ve  Büyük Mal  adlı romanlarından oluşan ve Çorum üçlemesi olarak anılan roman serisinin ikincisini oluşturur. Çorum Üçlemesi olarak adlandırılan ve Osmanlının son dönemlerinden başlayarak 1960 lı yıllara kadar Çorumdaki yedi Çınar Yaylasında hükümran olmak isteyen Çorum Ağalarının hâkimiyet mücadelesini anlatan bu roman serisinin ikinci romanı olan Köyün Kamburu, ilk kez 1959 yılında yayınlanmıştır.

Kemal Tahir’in   bu roman üçlemesinin ilk eseri olan Yediçınar Yaylası 1958, Köyün Kamburu 1959 , Büyük Mal ise 1970 yılında yayınlanıştır.

Köyün Kamburu, Türk edebiyatında köy romancılığını ideolojik araç olarak kullanan köy romancılığı geleneğine, ideolojik istismar yönünden bakmayarak insani yönden ele alan; köyü, iyi, kötü hem de çelişkili yanları ile ele alan ilk köy romanı olarak dikkati çekmiştir.  

 

Köyün Kamburu adlı roman köy gerçeğini ideolojik kazanç açısından kışkırtan tarafları ile ele almayan ilk sosyal gerçekçi romanlardan birisidir. Kemal Tahir bu romanında Necati Cumalı ‘nın yaklaşımını sergilemiş köy hayatını ve köylüleri düzene başkaldırtmaya, düzene karşı kışkırtmaya kalkışmayan, en uç noktalardan hareketle devletin ve sistemin köylüyü ezdiği algısını oluşturmak amaçlı yazılmayan bir roman olarak yazmıştır. Köyün Kamburu adlı roman da köyün serüvenlerini anlatırken devlet-ağa-köylü ilişkisinden yola çıkmış ama bu olayları ekonomik ve sosyolojik konular bağlamında siyasi bir gaye gütmeden ele almıştır.

Romanın Konusu

 

Kambur ve çalık bir adam olan Kerim’in ırgatlık ile başlayan hayatını üçkâğıtçılık ve düzenbazlık sayesinde ağalığa kadar yükseltmesidir.

 

Romanın Şahıs Kadrosu :

 

Çalık Kerim Ağa:. Köyün kamburu iken köyün ağası haline geliveren, bunu da çalışma hırsı ve inatçılığı ile elde eden Ağa olunca da gaddarlığa başvuran bir köy ağasıdır.

Parpar Ahmet: Çalık Kerim Ağa’nın babasıdır. Dövülerek öldürülür.

 

Romanın Özeti

Narlıca, Çorum’un köylerinden birisidir ve Osmanlının son zamanları yaşanmaktadır.  Ahmet on iki yaşında yetim kalmış, tütün kaçakçısı Gâvur Ali onu Bafra’ya laz ağalarına hizmetkâr olarak götürmüş

Çalık Ahmet, Narlıca’ya gelince köylüler tarafından sevilmiş ve Narlıca’da kalmaya karar vermiştir. Ahmet bu köyde çok çalışmakta çalışkanlığı nedeni ile de herkes tarafından oldukça takdir edilmektedir.  Fakat bir gün tarlanın taşlarının ayıklanması meselesi yüzünden çıkan bir kavga sonrasında Ahmet, karakter yönünden büyük bir değişim göstererek bu kavgadan sonra, biraz da aklını oynatarak sinirli, küfürbaz ve tembel bir adam haline gelir. Ahmet, tembel ve küfürbaz olunca da köylüler ona Parpar Ahmet demeye başlarlar.

Köyün İmamı ve muhtarı el birliği ederek Parpar Ahmet’i, Çolak Ayşe denilen bir kadınla evlendirirler. Parpar Ahmet, bir müddet iyileşir hatta karısı Çolak Ayşe hamile de kalır. Fakat Parpar Ahmet karısı Çolak Ayşe’yi sık sık dövmektedir. Karısını sebepli sebepsiz sık sık döven Parpar Ahmet’in içine cin kaçtığı söylentisi çıkar. Köyün İmamı bir güzel dayak yerse Parpar Ahmet’in içindeki Cin’in çıkacağını söyleyince Parpar Ahmet, köylüler tarafından ahırın orta direğine bağlanıp öldüresiye dövülür. Bunun üzerine Parpar Ahmet ölürken karısı Çolak Ayşe de bir oğlan doğurur.

 Çalık Kerim ise anasının yediği dayaklardan dolayı olacak, yedi aylıkken doğmuştur. Üstelik de hem çalık hem de kamburdur. Bu da yetmez miş gibi çıt sesinden bile korkan her şeyden ürküp kaçan bir çocuktur. Bir gece yalnız kalıp tüm korkuların yener. Kıtlık zamanı çıkınca Çalık Kerim’in önüne gelen her şeyi çalan bir çocuk olduğu anlaşılır.

Kıtlık zamanlarında Çalık Kerem’i Hanefi adında sinirli bir adamın eline verirler. Bundan sonra Çalık Kerem her işi yapan çalışkan biri olup çıkar. Sakat büyüyen Çalık Kerim, çobanlık yaptığı sıralarda kızlara oynaşmaya başlar. Bunun üzerine Çalık Kerem medreseye gönderilir.  O yıllarda harp çıkmıştır. Medresede iken pintiliği de öğrenen Çalık Kerem Merzifon’a da gidip gelerek tüccarlığı da öğrenir.  En sonunda tekrar köye gelip köy camisinde müezzinlik yapmaya da başlar. Medresede barınamayacağını anlayan Çorum medresesinden molla ve ders hocası olarak çıkınca artık herkes Çalık Kerem’e, Çalık Hafız demeye başlamıştır. Köyde herkes askere giderken Çalık Kerim çalık ve kambur olduğu için askere alınmaz. Üstelik zaten köyün de hafızıdır.

Köyün gençleri savaşa gidince Kara Abuzer Ağa köylüye ağa olmaya kalkar. Muhtar bundan rahatsızdır ama ses de edemez.  Çalık Kerim bir Alman tüfeği bulmuş onunla talim yaparak iyi bir nişancı da olmuştur. Lakin civarda Musa Çavuş adında bir eşkıya peyda olur. Musa Çavuş adamlarını yollayarak köylülerden haraç ister. Bunun üzerine Çalık Kerim eşkıyalara direnir ve köyü haraçtan kurtarır. O günden sonra Çalık Kerim, silahlanır ve köyü Musa Çavuş ve adamlarına karşı korumaya başlamıştır.

Çalık Hafız, en sonunda köyü haraca kesen eşkıyaları sindirir. Bir çerçi dükkânı açmış ve ortağı Petek Kadın’la evlenmiştir. Çalık Kerim bu sayede gide gide zengin olur. Çalık Kerim, Çalık Hafız olduktan sonra köye Ağa da olmuştur.  

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış