Tanrı'nın İzini Sürdüm


9.6.2020

Kurulmuş bir senaryo yok ortada. Yaşanmışlıklar ve içinde yaşamaya devam edenler var. 

Burası dünya, 

kapılırsan bana,

koşarsın yangına. 

Elde etmek için değil de, elinde bulundurduğun şeylerle yetinmek için ömür tükettiğin bir yer. Sınav mesela, yüksek almak için değil de doğruyu söylemek için girdiğin bir sınav. Doğruyu bulmak için, bilmiyorum değil. Bilmediğini öğrenmek için yaşanılan bir yer. Hoşgeldin o zaman. Hoş karşılarım seni, kapılma! Aman. Eğer gönlünü değil de seni hoşedeceklere koşarsan hoşçakal. Hoş çakal. Kelimenin manasında yatana bak. İnsanı kuzulara benzetiyorum. Kuzuların sessizliği gibi. Çakal yem arıyor ve her defasında buluyor. Dünyayı da buna benzetiyorum. Kapılma aman! Ey insanoğlu. Bilmemezlikten gelme. Öğrenmek iste. Her geceye bir not bırakırken, çekil köşeye ve kendini dinle. Boş yaşadığının farkına varacaksın. Eksikliğin tadını aldığın an, seccadeni kap gel. Otur tesbih et. Hem dilinle, hem kalbinle. O zaman hoşgelir, hoşkalır, hoşgidersin. 


--Darmadağın--oysa herşey toplu, herkes sakin ve sessiz.


Kafası bulanık bir adam. Hayattan bezmiş gibi, fakat hala bir umut içinde. Kovalamak ve o umuda ulaşabilmek için koşup yakalama çabasında olan bir adam. Kaybetmiş mi? Evet. Ev, araba, oturacak bir kamelya gibi maddi şeyler değil de maneviyattan. Kaybettiği umutları için son demlerinde, gökyüzünde kayacak bir yıldıza dilek tutacak kadar muhtaç bir adam. Kabul olmasını beklese de içi içini yiyen. Beklemekten değil de beklediğinin ne olduğunu düşünen. Bu soruların için de boğuluyorken birinin yardımına ihtiyacı vardı. O bulanıklığın arasında gözden kayboluyorken sesini duyacak birilerinin olduğunu düşünse de. Hayır, hayır onlar için değildi. Ulaştırmak istediği başka birşeydi. Ya da ulaştırmak istediği şey birilerine değil de ulaşması gereken kişi içindi. Hayat işte, bataklık. Tutulacak bir dala ihtiyaç varken, tutup olduğu yerden seni çekmeye çalışan bir bataklık. Mavi ve beyazın tonlarıydı. Hoş bir kokusu olsa da korkunun ötesine geçemiyordu. Takılı kalan beyinler arasında çatışmaya giren insanlarla doluşmuş ve aç bir kurt gibiydi. Bu dünyanın içinde yaşamaya çalışıyorduk. Amacım, büyüklüğün sahibine ulaşmaktı. Sahiden düşünüyorumda bu kadar büyük olmasına rağmen kendisinden daha büyük bir merhamete sahipti. Bir dilek tuttum, o an. Kollarımı açsam ulaşabilir miyim? Ulaştığım da beni kucaklayan senden önce şevkatin olsun. Secdeye alnımın kavuştuğu an ki huzuru hissettir bana. 


Okyanus gibi...


Dalgaların arasında boğuşan bir geminin kaptanıyım. Issız bir yer olarak okyanusu seçmişim. Rüzgar çıksa ve dümenimi kıracakmışcasına esse ben değil de yine boğulan düşüncelerim olurdu. Kendi hayatıma yön veremezken koca gemiyi yerinden oynatabiliyordum. Ağırdı ama düşüncelerim kadar değildi. Galiba olay gerçek değil de soyutluğa yakın olduğundandı. Batıyordum. Kırılmış ve ortalığa saçılmış koca bir hazine dolusu sandığım olmasa da. Kalbim doluydu ve batınca okyanusun içinde o da kaybolacaktı. İki mavinin arasında bir sana aşıktım. Gökyüzünde benim için hayal, yer de ise buluttun. Okyanusta batan bir gemiyken, dümenio elime aldığımda ise mutluydum. Yön veriyordum ama gideceğim yeri bilmiyordum. Aslında kandırıyorum kendimi. Yaşamaya ihtiyacım var, her nefes almak istediğim de bir balık gibi sana muhtacım. Biri gelip beni bulsun istemezdim. Battığım da tutunacak bir dalım olsun. Nefes almam için bir umut. Gökyüzünü biraz daha seyretmek için kayan bir yıldız. 


Senin adını haykıran dillerden değil de gönüllerden eyle beni. Korkuyorum. İçinde cehalet yatan insandan. Kafasında binbir türlü soruların arasında kalandan. Hayal edipte boş boş duranlardan. Karşıdaki cephede çatışan birisi değilim. Aralarında yaşıyorken kurtulamamaktan korkan da değilim. Üzülüyorum sadece. Ben mutluluğa giderken mutsuzların arasından geçmekten. Üzülüyorum. Böyle olmamalı diye kocaman haykıracakken. Nefesimin tükeneceği anın yaklaşmasından korkuyorum. Avuç içlerimi göğe kaldırırken bir sesin kalbime dokunduğunu hissediyorum. Sen üzülme, gökyüzünün mavisi kadar dolu bir merhamet var karşında. Diye sesleniyordu bana. Ve o an tanıştım. Aşkla. Aşkın fani olduğunu sanıyordum. Baki kalmasına muhtaç olduğum YARADANI buldum. 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış