Açıklayıcı Tartışmacı Betimleyici Öyküleyici Anlatım


Esa
26.08.2016
 
 
 

AÇIKLAYICI ANLATIM:

 

Bilgilendirme amacıyla yazılan fikir yazılarında ve bilimsel eserlerde (ansiklopediler, ders kitapları, bilimsel yazılar… vb) kullanılan bir anlatım biçimidir. Bu tür yazılar bir konuda bilgi vermek; bir konuyu öğrenmek amacı güder. Açıklama, günlük yaşamda herkesin başvurduğu yaygın bir anlatım biçimidir. Okullarda yöneticilerin tüzüklere ve yönetmeliklere dayanarak yaptıkları konuşmalar; derslerde öğretmenlerin yönelttikleri sorulara öğrencilerin verdiği cevaplar; subayların erlerini, ustaların çıraklarını yetiştirmek için yaptıkları tanımlamalar, verdikleri bilgiler birer açıklamadır. Birçok kimsenin sorduğu “Niçin?” “Nasıl?” “Neden?” gibi sorular açıklama ile karşılanabilir. Bu nedenle açıklama, genellikle “ bir konuyu aydınlatma, gün ışığına çıkarma” amacıyla kullanılır. Yani açıklama, üzerinde durulan konuyla ilgili bir sorunun cevabı niteliği taşır.

 

Bu anlatım biçiminde amaç, “bilgilendirme”, “öğretme” olduğunda düşünceyi geliştirebilmek daha etkili kılmak için “tanımlama, karşılaştırma, neden ve kanıt gösterme, tanık gösterme, örnekleme” gibi açıklama yöntemlerine başvurulur.

Açıklamanın iki ayrı türü vardır: Birincisi her tür kişisellikten sıyrılmış, nesnel bir yaklaşımla gerçekleştirilir; nesnel anlatım makale, inceleme, tarih ders kitapları ansiklopedik bilgiler veren yazılarda tercih edilir. Bu tip yazılarda bilgiyi doğru aktarmak okuyanda kuşku tereddüt oluşturmamak esastır.

İkincisi kişisel görüşleri içerir yani özneldir. Öznel anlatımda kanıtlama amaç olamadığından şahsi kanaatlerin izahı gaye edinildiğinden fıkra, deneme, sohbet gibi düşünce yazılarında kullanılır.

Örnek metin:

"Bir insanın veya otomatik bir makinenin, modern tekniğin kaynakları çerçevesinde herhangi bir işi yönetmesini veya belli bir amaca ulaşmasını sağlayan bilim.

Makina ve canlılarda, kontrol ve haberleşmenin şartlarını ve kanunlarını tespit eden bir bilim dalı. Yaşayan organizmalarla ve makinalarda kontrol ve haberleşme ile ilgili bilimlerin karmaşıklığını ifade etmek için kullanılmıştır. Kökü, eski Yunanca “Kubernetes” Latince “Gobernare”den gelmektedir. Her iki kelime de “sevk ve idare” anlamına gelir. İlk defa Amerikalı ilim adamı Norbert Wiener (1948) tarafından kullanılmıştır. "

 

Pragrafta, Sibernetik nedir sorusu cevaplanmış, okura sibernetiğin ne manaya geldiği izah edilerek okura öğretilmek maksadıyla bilgi verilmiştir. Tartışmak, sanat yapmak betimlemek amaç değildir.

 

2. TARTIŞMACI ANLATIM BİÇİMİ

 

Bir yargıyı, bir düşünceyi ya da öneriyi çürütme, değiştirme amacıyla yazılan yazılarda kullanılan anlatım biçimine tartışmacı anlatım denir. Yazı ve yazınsal yaratılarda yer alan önemli anlatım biçimidir. Bu anlatım biçiminde üzerinde durulan düşünce, yargı ya da öneri ortaya konur. Sonra da düşüncenin neden doğru olmadığı, geçersiz olduğu tartışılır.

Doğal olarak tartışmanın amacı okurların belli bir konudaki kökleşmiş yargı ve kanılarını değiştirmek; onların da kendimiz gibi düşünmesini sağlamaktır. Bu anlatımda önce, ele alınan, ispatlanmak veya çürütülmek istenen düşünce açıklanır. Sonra bunun neden doğru olduğu veya olmadığı gerekçeleriyle tartışılır. Yazar bunları yaptıktan sonra kendi görüşünün haklı olduğunu ispata çalışır. Bazen sorular sorar ve bu sorulara cevaplar arar.

Tartışmada örneklendirme, karşılaştırma, tanımlama, tanık gösterme gibi yollara başvurulur. Tartışmada “düşünce ve kanıları değiştirme” amacı güdüldüğü için bu anlatım biçimiyle fikirsel ağırlıklı yazı türleri (deneme, eleştiri, sohbetfıkramakale… vb) ele alınır.

İleriye sürülen düşüncelere karşı çıkılabilir. Bu nedenle bir tartışma konusu olabilecek konularda görüş açıklandığından bunlar tartışmacı anlatıma örnek oluştururlar.

Tartışmadan beklenen; gerçeği aramak, gerçeğin aydınlattığı hareket yolunu seçmektir. Söz cambazlıklarının, körü körüne direnmelerin, içten pazarlıklı propagandaların, duygusal çıkmazların gerçekleri kararttığı bir yerde tartışmadan beklenen faydalar derlenemez.

 

ÖRNEK METİN :

 

Montesqieu "Bir milletin musikicilikteki meyline önem verilmezse o milleti ilerletmek mümkün olmaz" diyerek güzel sanatlardan müziğin uygarlık ilerlemesinde ki etkili rolünü açıkça belirtmiştir. Montesqieu’nin sözünü tasdik eden Atatürk 1 Kasım 1934 tarihinde TBMM'nin açış nutkunda montesqieu'nün görüşüne yakın şu cümleyi söylemiştir: "Bir milletin yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir. Sonuçta bilim; düşünce ile ortaya çıkar, düşünce gücünü geliştiren hayal gücü değil midir ?uygarlığın gelişmesinde bilim etkisizdir demiyorum - sanat daha önemli ve etkilidir diyorum ! "

 

Parçada " Bilim mi önemlidir, Sanat mı " sorusu tartışılmakta, sanatın daha önemli olduğu tartışılmaktadır. Konuya bir başkası bir başka görüşle karşı çıkabilir. Bu bakımdan bu paragrafta tartışmacı bir anlatım vardır.

 

3. BETİMLEYİCİ (TASVİR) ANLATIM BİÇİMİ

 

Betimleme, yalın bir söyleşiyle sözcüklerle resim çizme sanatıdır. Görme, işitme, tatma, dokunma, koklama… gibi duyu organlarımız aracılığıyla varlıkların belirleyici niteliklerini algılama, bu nitelikleri belirterek onları görünür kılmadır.

Betimleme, varlıkların kendilerine özgü niteliklerini sözcüklerle anlatma işidir. Varlıkların, eşyaların ve olayların en belirgin özellikleriyle tanıtılıp, göz önünde canlandırılmasına yönelik bir anlatım yoludur. Betimleme, bir bakıma varlıkların, nesnelerin ve olayların sözcüklerle resmini çizmektir. Bu anlatım okuyucuların duygularına, hayal gücüne seslenir; yani yazar dış dünya ile, varlıklarla ilgili izlenimlerini okurlara da aktarmak ister. Bunun için de bilinçli, titiz bir gözlem yoluyla ayrıntı seçer. Seçtiği ayrıntıları imge (hayal) oluşturacak biçimde düzenler.

Ayrıntılar genelden özele ya da özelden genele doğru sıralanabilir. Sözgelimi bir kentin genel görünümünü anlattıktan sonra özellik taşıyan bir yapısını (hastane, kışla, park, cami…) ele almak genelden özele doğru bir betimlemedir. Bir hayvanın ilgiyi üstüne çeken gözlerinden başlayarak tüm gövdesini tanıtmak da özelden genele doğru bir betimlemedir.

 

A: Konuları Bakımından Betimleme Türleri

 

•İnsan betimlemesi

•Hayvan betimlemesi

•Eşya betimlemesi

•Manzara betimlemesi

•Olay betimlemesi

 

B: Amaçları Bakımından Betimleme Türleri

 

•Açıklayıcı – teknik betimleme

•Sanatsal – izlenimsel betimleme

 

Açıklayıcı betimle: Bu betimlemede realist gerçekçi bir gözlem , resim çizer gibi görülen nesnelerien izahı temel amaçtır. Gaye görülen manzara, obje veya portrenin dış özelliklerini tasvir etmek ve okurun gözünde fiziksel özellikleriyle canlandırmak resmetmektir. Böyle olunca bu tür betimlemelerde dış tasvir( dış betimleme) ve dış gözlem ana unsur haline gelir. Seyahatname( Gezi) yazılarında ve olay yazılarında yazarların mekân unsurlarını okurun gözünde canlandırmak maksadıyla yazdıkları gözleme dayalı betimleme türüdür. Bu tip anlatılarda dış tasvir ve resim, fotoğraf gibi aktarmak ana amaçtır.

Açıklayıcı betimlemeye( Dış Tasvir ) örnek yazı:

 

" Hamam, külliyenin bedesten avlusu içindedir. Bedestenin ana giriş eyvanının kuzeyindeki ilk kapı bizi hamamın giriş kapısıdır. Bu kapı Osmanlı Kündekarilerinin yaptığı eşsiz oyma sanatının ince kalem işi oymalarıyla süslenmiştir. Ana hatları yaprak olan bu motifler binlerce görülmeyen muntazam kare planları içinde binlerce kere ve hiç birisinde hata olmayan milimetrik ve eşit ölçeklerdeki yaprak motiflerinin yan yana, alta alta, üst üste kapının diktörgenliğine sınır koyan çerçevelerinin tümünde sıralanmıştır. Bu kapıdan içeri girdiğinizde hamamın giriş bölmesine ulaşırsınız."

Görüldüğü gibi Bedestenin ve hamamın giriş kapsı cümlelerle resmedilecek, anlatımla fotoğrafı çekilerek aktarılmıştır. Hamam kapsının okurun zihninde canlandırılması yapılan betimlemenin ana maksadını oluşturur.

 

Sanatsal izlenimsel betimleme :

 

Bu tarz tasvirler olayın geçtiği mekânı olayın oluşu ile birlikte aktaran hem mekanı tasvir ederken hem de olayı aktaran olay ve gezi yazılarında başvurulan bir betimleme türüdür. Sadece mekânı tasvir etmek amaç değildir. Hem olay hem de izlenilen olayın anlatımı birlikte yapılır.

 

İzlenimsel betimlemeye örnek metin:

 

Alacakaranlık gittikçe artıyordu. Güneş, aşağılarda uzanan ovadan tamamen çekilmişti.

Yalnız arkamızdaki büyük ormandan, ağaçların üstüne atılmış kırmızı bir çuha gibi rüzgarla hafif hafif kımıldıyordu. Biraz sonra büsbütün kayboldu. Ve o anda her şey değişiverdi. Şimdiye kadar yaşayan, kımıldayan, ses çıkaran ova artık ölüydü ve beyaz ince bir sisle örtülmeye başlamıştı.

Buna karşılık orman canlanıyordu. Sabahtan beri ancak mırıltıları duyulabilen ağaçlar konuşuyor, bağırıyor, sallanıyor ve ellerini birbirine uzatıyordu."

 

Metinde izlenimsel, sanatsal bir betimleme yapılmış, görülenler fotoğraf çekilmiş gibi resmedilerek anlatılmaya çalışılmıştır. Bu betimlemede ova resmedilirken anlatıcını çok sayıda sıfat kullandığını, izlenimlerini hayalinde süsleyerek aktardığına dikkat edelim. Yazar bir dış tasvir( betimleme yaparken) iç betimlemelere de başvurmaktadır.

 

İç betimleme

 

Sanatsal betimlemeleri Portre analizlerinde ve kahramanların nicel portrelerinin tasvirinde de görebiliriz. Psikolojik türde yazılmış olay yazılarında yapılan bu betimleme türüne İÇ TASVİR( RUHİ PORTRE, RUHSAL BETİMLEME) gibi adlar verilebilir. Bu tip tasvirlerde kahramanların ruh halini, içinde bulundukları psikolojik durumu, iç sıkıntıları sevinç özlem gibi duygularını okura yansıtmak amaç haline gelir. Soyut bir yönü olduğundan da iç betimleme yapabilmek için benzetmeler, somutlaştırmalar, aktarmalar yapılmak zorunda kalınır. Ruh halinin analizi ve betimlemesinin yapılabilmesi için mecazlar da başvurulmak zorunda kalınabileceğinden ruhi portrelerin betimlemesini yapabilmek birikim, analiz ve sanatsal çabaları gerektirecektir.

 

İmge yoluyla yapılan sanatsal betimlemeler

 

Sanatsal ve izlenimsel betimlemelerde imge ( Hayal ) yoluyla yapılan betimlemelere de rastlayabiliriz. Bu tarz betimlemelerde dış dünyanın fiziki özelliklerinin kişinin iç dünyasında yaptığı çağrışımlar, hayaller, düşsel uyarımlar la aktarmak önem kazanır. Böylece görülen dış âlem iç âlemde süslenerek iç, âlemin, duygusal ortamından şekillenerek, yarattığı imgesel özelliklerle renklenip, kararak aktarılır. Görülen fiziki âlemden çok hissedilen tasavvuri âlem tasviri öne çıkar. Buna İmge yoluyla yapılan betimleme denir. Daha çok şiir dilinde, olay ve gezi yazılarında, psikolojik tahliller yapılan yazılarda görülen betimleme türüdür.

 

Grubun hüznü çalar biz yine sarılırdık.

Dal gölde Ay'a batar, biz yine soluk soluk.

Hüznünü yâ ederdik ayrılık günlerinin

Şavkıyla sevişirdik zambaklar arasında

Umut şevk ile oynar hazzını şad ederdik.

Bağrında Ay ay çalan bu gölün sularında.

 

Göl manzarası içinde oynaşan dalgacıklar, ay ve ışığı, grubun batışındaki renklerle, , görsel işitsel ve duygusal izlenimler şairinin ruh halinde şekillenen yansımalar, algı ve hayallerle birlikte resmedilmiştir. Görülen tabloların resmedilmesi kadar şairinin algı ve hayalleriyle süslenen tasvirler de vardır. Bu şekildeki betimlemeler imge ve duyguları yansıtacak şekilde yapılmıştır. Parçada fiziki ve imgesel âlemin tasviri birlikte yapılmıştır.

 

4. ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM BİÇİMİ

 

Konuyu, yani anlatılanı eylem içinde verme ve gösterme biçimidir. Nasıl bir eylemin bir ortaya çıkış, bir gelişim, bir de sona eriş durumu varsa öyküleyici anlatımda da öyle bir akış görülür. Bir durumdan bir duruma geçme, bir aşamadan bir aşamaya dönüşme bu tür anlatımın belirleyici özelliklerindendir. Bu özelliğinden ötürü okuyucu eylem içinde yaşar, sürekli bir devinim içinde bulur kendini. Çünkü belirli zaman dilimi içinde olay ve olgular ya birbirinin uzantısı olarak ya da geriye ve ileriye sıçrayışlar yapılarak verilir. Ancak bu olay ve olgular dizisi birbirine bağlantılı anlamlı bir bütün oluşturur. Bunun yanı sıra şu iki soru anlatımın dokusuna egemen olur; “Ne oldu?”, “Nasıl oldu?” Bundan dolayı bir olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak, varlıkların başından geçenleri aktarma amacı güdüldüğü zaman öyküleyici anlatıma başvurulur. Bu anlatımda okuyucuyu olay içinde yaşatmak amaçlanır.

Bu anlatım biçimi öyküromanmasalbiyografi… Gibi eserlerin temel örgüsünü oluşturur. Yazar, konuyla ilgili ana düşüncesini okuyucusuna belirli bir olayı yaşatarak algılatmayı amaçlamıştır. Bu anlatım biçimi çoğu zaman “betimleme” ile birlikte kullanılır.

 

Örnek metin:

 

"Dar kapısından başka aydınlık girecek hiçbir yeri olmayan dükkânında tek başına, gece gündüz kıvılcımlar saçarak çalışan Koca Ali, tıpkı kafese konmuş terbiyeli bir aslanı andırıyordu. Uzun boylu, iri pençeli, kalın pazılı, geniş omuzlu bir pehlivandı. On yıldır bu karanlık in içinde ham demirden dövdüğü kılıç ve namluları tüm Anadolu’da, tüm Rumeli’de sınır boylarında büyük bir ün kazanmıştı. Hatta İstanbul’da bile yeniçeriler, satın alacakları kamaların, saldırmaların, yatağanların üstünde “Ali Usta’nın işi” damgasını arıyorlardı....

Koca Ali yerinden kımıldamadı. Zaten biraz başı ağrıyordu. “Mesnevi dinler, açılırım!” dedi. Büyük bir gönül rahatlığı içinde, iki garip dervişin ruhu ürperten ezgileriyle kendinden geçti. Her âşık gibi onun yüreğinde de sonsuz bir kendinden geçiş, bir coşku, bir kaynaşma yeteneği vardı.." Ö.Seyfettin, Diyet

 

Parçada, dükkânı ve fiziki özellikleri de betimlenen Koca Ali’nin yaşantısı bizlere yaşatılır gibi anlatılmaktadır. Tasvirler bir olayı aktarmak, olay yerini ve kahramanını izleyerek anlatmak maksatlıdır. Olayın yaşatılır gibi takibi ve aktarımı esas gayedir. Anlatım eylemi, mekânı ve zamanı takip etmektedir.
 

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 

 
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış