Diller Üzerinde Yapılan Çalışmalar ve Dilbilimciler


Esa
26.8.2016

 

Dil, düşünce, duygu ve güdüleri,   canlı seslerden oluşan kelimeler ve cümlelerle bildirmeye yarayan anlatım aracıdır. Kendisine özgü yasaları olan ve ancak bu yasalar çerçevesinde gelişen canlı bir varlıktır. Temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış alt yapısını kelimeler ve cümle sisteminin oluşturduğu seslerden örülmüş canlı ve sosyal bir iletişim sistemidir. Her dil geçmişten bu güne ve yaşanılan yüzyıllara göre sürekli olarak değişim ve gelişim içindedir.

 


Diller Üzerinde Yapılan Çalışmalar

Dii üzerinde yapılan çalışmaların en eski Antik Yuna medeniyetine kadar uzanır. Dünyada konuşulan dillerin en eskisinin hangisi olduğu l.ö. VII. yüzyılda Mısır hükümdarı PSAMMETlK tarafından bir sorgulandığı bilinir. Dili ele alan çalışmaların bilinen en eskileri Eski Hint ve Eski Yunan'a kadar uzanır. l.Ö.V. yüzyılda yaşadığ Hint dil bilgini Panini, Sanskritçe ile ilgili 4000 kadar kuralı ve söz varlığını bir araya getiren bir dilbilgisi kitabı yazmıştır.  l.ö. IV. yüzyılda Hint bilgini Yâska ise Nirukta adlı bir kitap yazmış,  kökenbilgisi üzerinde çalışmıştır.[1]

Antik Yunanl Platon MÖ VI yy da Kratylos adlı eserinde dil ve varlığını açıklanması üzerinde durmuş,  “ “Adların Doğruluğu Üzerine “  adlı eserinde sorunu tartışmış, dilin ve kelimelerin kökeni konusuna da değinmiştir.  Aristo ise dil bilgisi kavramlarının belirlenmesi ve dil bilgisi kurallarının varlığı ve tespiti üzerinde çalışmalar yapmıştır.  Aristo dildeki sesleri incelemiş sesleri : “         Sesliler,  Sessizler,  Yarı sesliler “ olarak üçe ayırmıştır.[2] Ad, eylem, edat, ilgeç gibi sözcük türlerini ve kategorilerini ilk olarak bulan kişi de Aristo’dur.

Sözcüklerle nesneler arasındaki ilişki, birbirine karşıt iki görüş halinde belirmiş; , bu iki ayrı görüşün temsilcileri analojisiler ve anomalistler adıyla anılmaktadır.  Analojistler dilin, doğanın bir sunusu, doğal, temelde kurulan ve mantığa dayanan bir varlık olduğuna inanıyorlar, anomalisler bunu reddediyor, dil yapısının kuralsızlığı ilkesini benimsiyorlardı

 

Antik çağlarda Yunanlıların Mısırda, İskenderiye’de kurdukları İskenderiye Okulu   İ.Ö. III. ve II. yüzyılda Yunan metinleri üzerine eğilmiş, bunun yanı sıra, dilbilgisi alanında önemli çalışmalar yapmıştı. Bu çevrede yetişen ve Î.Ö. II.-I. yüzyılda yaşayan DIONYSIOS THRAX bir Grek dilbilgisi hazırlamıştı. Tekfine Grammatike adındaki bu kitap, kendisinden önceki ve günündeki çalışmaların sonuçlarım bir araya getiren ve aşağı yukarı 400 yıllık çabaların ürünü sayılabilecek olan bir derlemeydi.

Romalılar daha çok Yunanlıların yaptıklarını tamamlayıcı nitelikte çalışmalar yapmışlar

Romalı dilci VARRO (Î.Ö. I. yz.), De lingua latina adlı bir çalışma yapmış, VARRO kitabında köken bilgisiyle de uğramıştır.

Arap dilcileri özellikle dilbilgisi, sesbilim, sözlükbilgisi ve metin açıklamaları konularında derin araştırmalara girişmişler VIII. yüzyıldan önce köklü bir dilbilgisi ve dilbilim geleneği oluşturmuşlardır. VIII. yüzyılda Basra okuluna mensup olan Arap bilgini SÎBEVEYHÎ Arapçanın en geniş ve sağlam dil bilgisi kitabı olan El Kitâb adıyla anılan eserini meydana getirmiştir.

XI. yüzyılda Karahanlı Türkü KÂŞGARLIMAHMUT, çok değerli bir Türkolog ve iyi bir sözcükbilimcisi olduğunu kanıtlayan Divanü Lûgat-it-Türk' de Karahanlı  lehçesi ve öteki Türk lehçelerinin söz gereçlerini ve kurallarını titizce düzenlemekle kalmamış, onu örneklerle canlandırmış, aynı zamanda dilimizin Arapça karşısındaki gücünü de belli etmiştir.

Ortaçağda, bir kilise dili olarak Latincenin çok geniş çevrede ve geniş çapta öğrenilmesi sonucunda Latince okuma kitaplarına, dilbilgisi ve sözlüklerine ağırlık verilmiştir.  Hazırlanan dilbilgisi kitapları arasında en etkili olanı, Alexander de VILLA-DEFnin, 1199 tarihini taşıyan yapıtıdır.

Yeniçağda italyan şairi DANTE ALIGHIERI'nin yazdığı De vulgari eJoquentials adlı yapıt, dilciliğin ufuklarını genişletmiş, dünyadaki yaratıklar arasından yalnız, insanın konuşma yeteneğine sahip olduğuna, dilin ne olduğu sorusuna değinmiş, en eski dilin İbranice olduğunu savunmuştur.

 

Paristeki Port Royal Okulu öğrencileri için hazırlanan ve konuşma sanatı kurallarını, Fransızcayla ilgili birtakım gözlem leri sunan bu kitap dil olaylarını ve dilbilgisi kavramlarım da açıklamıştır. Port Royal Dilbilgisinin ilgi çeken yönü, bütün dillerde (aslında Yunan ca, Latince ve Fransızcaya dayanılmıştır)

F. BACON, XVIII. yüzyılda Alman düşünürleri LEIBNIZ, HERDER ve daha sonraları Wilhelm von HUM-BOLDT, XVIII. yüzyılın başlarında, bir yandan dünyadaki dillerin sınıflandırılması ve incelenmesiyle uğraşan G.W. LEIBNIZ, bir yandan da dilin düşünceyle ilişkisi konusuna eğilmiştir. LEIBNIZ dilin nitelikleri, doğuşu üzerinde durmuş, dili insan zihninin aynası saymıştır. Bilgin, dil Öğelerinin anlam açısından doğru çözümlenmesinin, zihnin işleyişini en iyi yansıtan şey olduğunu ileri sürmüşlerdir.

 

Wilhelm von HUMBOLDT', Cava adasındaki Kavi dili üzerinde, dil denen kurumun birtakım önemli niteliklerinin ortaya konulmasına da olanak sağlamıştır. Humboldt'un, bu çalışmasında dilin bir yapıt, yapılmış, bitmiş bir iş değil, sürekli bir eylem olduğunu ileri sürerek ispatlamıştır.   Hum-boldt aynı zamanda, her dilin ayrı bir içyapısı olduğunu, ulusların dünya görüşlerinin en iyi biçimde, onların dilindeki sözcüklerden İzlenebileceğini ortaya koymuştur.

18 yy Leibniz,  dünya dillerini sınıflandırmaya çalışmış, J. G. Herder, ise dillerin doğuşu ve dillerin kaynakların üzerinde çalışmalarda bulunmuştur.

XIX. yüzyıl, diller arasında, daha Önceki yüzyıllarda ilgiyi çeken, farkına varılan yakınlıkların sağlam temellere oturtulduğu, karşılaştırmalı dilbilimcin Franz BOPP tarafından, dilbilimin bir dalı olarak ortaya konulduğu çağdır.

Günümüz dilbiliminin yaygın akımı yapısal dilbilim''dir Bu akımın temellerinin de SAUSSURE tarafından atıldığını, daha doğrusu, SAUSSURE kuramından yararlandığını söylememiz gerekir.

Cenevre Okulu olarak adlandırılan bu okul, yapısal dil bilim çalışmalarını sistematiğini bulmuştur.

Amerikalı dil bilimciler Boas, Sapir ve Chomsky gibi dilcilerin çalışmalarını da burada anmak gerekir. Bu dililer dilbilim çalışmalarının tekniklerini geliştirmişler yeni metotlar ve teknikler oluşturmuşlardır.

PARG Okulu ve Kopenhang Okulu denilen ekollere mensup dilcilerin de dil bilim alanında kayda değer görüşleri ve çalışmaları olmuştur.

19. yüzyılda Hint-Avrupa dil ailesinin kurulması, 20.yüzyılda Ferdinand de Saussure tarafından yapısalcılığın kurulması ve 20. yüzyılın ortalarından bu yana Noam Chomsky sayesinde üretici dil bilgisi nin geliştirilmesi en önemli dilbilimsel gelişmeler arasında sayılabilir.

 




ÜNLÜ DİLBİLİMCİLER 
 

 

Leonard Bloomfield iki Dünya savaşı arasındaki zaman diliminde Amerikan yapısalcılığının en önemli temsilcisidir.

Franz Bopp, Hint- Avrupa dil ailesinin kurucusudur.

Karl Brugmann, Hint- Avrupa dil ailesinin kurucusu ve yeni dilbilgicilerin1870’lerin sonunda Leipzig’de August Leskien, Karl Brugmann und Hermann Osthoff’ un kurduğu Leipzig okulundan yeni dilbilgiciler olarak adlandırılan bir grup dil bilimci ileri gelen temsilcilerinden biridir.

Karl Bühler dilin işlevini tarif eden Organum Modelini geliştirmiştir.

Noam Chomsky, üretici dil bilgisi ni kurmuştur.

Joseph Greenberg, dil tipolojilerine ilişkin kapsamlı araştırmalar yapmış ve dilde tümel önerme sunmuştur. Afrika dillerinin kökenlerine göre bugünkü sınıflandırılmasını oluşturup Amerind ile Avrasyatik makro dil ailelerini kurmuştur.

Jacob Grimm ve Wilhelm Grimm, Alman filolojisinin kurucuları olarak görülür.

Zellig S. Haris, Amerikan betimselciliğinin başyazarıdır.

Louis Hjelmslev, Kopenhag Okulu’nun baş temsilcisidir ve Glosematik kuramının yaratıcısıdır.

Wilhelm von Humboldt karşılaştırmalı dil bilimi kurmuştur.

William Labov, toplum dil biliminde en önemli araştırmacı kişiliklerden biridir.

George Lakoff, bilişsel dil biliminin en önemli temsilcilerinden biridir.

Roman Jakobson, Prag Okulu’nun üyesidir ve dil kazanımına ilişkin çığır aşan araştırmalara imza atmıştır.

Antoine Meillet Hint-Avrupa dil ailesiyle ilgilenmiştir. Ekonomiyi dilin değişiminde itici güç olarak incelemiştir.

Hermann Osthoff Hint- Avrupa dil ailesinin kurucusudur ve yeni dilbilgicilerin ileri gelen temsilcilerinden biridir.

Hermann Paul önemli bir dil kuramcısıdır ve yeni dilbilgicilerin ileri gelen temsilcilerinden biridir.

Harm Pinkster, Dünya'da ileri gelen bir Latin dil bilimcidir.

Edward Sapir, Sapir-Whorf Hipotezine adını veren ve özellikle dil tipolojisinde önemli bir araştırmacıdır.

Ferdinand de Saussure, Cenevre Okulu’nun ana temsilcisidir, modern dil biliminin kurucusu olarak iki yönlü işaret kavramıyla modern dil bilimi değerlendirir.

August Schleicher, karşılaştırmalı dil araştırmalarında soyağacı kuramının kurucusu olarak görülmektedir.

Johannes Schmidt Dalga Kuramının kurucusudur.

Nikolai Sergejewitsch Trubetzkoy, Prag okulunun önde gelen temsilcisi ve ses biliminin kurucusudur.

George Kingsley Zipf, Zipf Yasaları’yla nicel dil bilimi alanında çığır aşan bir araştırmacıdır.[3]

 

 

  • [1] Doğan Aksan, DİLBİLİM TARİHİNE BİR BAKIŞ, Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, TDK Yay. :439, Ankara, 1995
  • [2] Doğan Aksan, DİLBİLİM TARİHİNE BİR BAKIŞ, Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, TDK Yay. :439, Ankara, 1995
  • [3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Dilbilim
  •  
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış