MECAZLA İLGİLİ SÖZ SANATLARI


Esa
26.8.2016

MECAZLA İLGİLİ DİĞER SÖZ SANATLARI

1.)TEŞBİH(BENZETME)

Sözü daha etkili duruma getirmek için aralarında ilgi bulunan iki unsurdan güçsüzü olanı güçlü olana benzetmektir. Benzetmede dört unsur bulunur:

a)Benzenen b)Benzetilen c)Benzetme Yönü d)Benzetme Edatı

Bu öğelerin kullanılıp kullanılmaması açısından da üç çeşit benzetme vardır:
--- Çocuk tilki gibi kurnaz biriydi.

---Minik yavrucak elma gibi kıpkırmızı yanaklarıyla gülücükler saçıyordu.
Benzeyen

---Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden
Toprağa diz vuruşu dağ gibi zeybeğin

---Binalar kale gibi olduğundan içeri
B.tilen B.nen B.E
girilemiyordu.
---Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
B.tilen B.yen

---Karısına yıllarca cehennem hayatı yaşattı.
B.tilen B.yen

---Muavin,yolculara: Pamuk eller cebe!
B.tilen B.yen      

diye bağrıyordu.


2. İSTİARE- DEYİM AKTARMASI ( Eğretileme )

İstiare, Türk Edebiyatında, bir sözcüğü kendi anlamı dışında kullanarak, bir şeyi benzediği başka varlığının adıyla anma sanatı. Diğer adı eğretilemedir.Benzetmenin asıl unsuru olan benzeyen ve benzetilenden yanlızca biri kullanılarak yapılır. Teşbih sanatındaki benzeyen ve kendisine benzetilenden birisi ile yapılan bir teşbih olarak da ifade edebiliriz. Benzetmenin iki temel öğesi vardır, benzeyen ve benzetilen. İstiare bunlardan birinin söylenmemesiyle yapılır.Bir şeyi kendi adının dışında çeşitli yönlerden benzediği başka bir şeyin adıyla anmak olarak da anlatılabilir. Eğretileme ve metafor olarak da ifade edilebilir. Benzetmeye dayalı mecaz yapma yollarından biridir. Benzetmenin ana öğelerinden sadece birisi kullanılarak yapılır. Bütün kişileştirmeler kapalı istiare yaratır. Örneğin Yahya Kemal'in :"Yedi yüz yıl süren hikayemizi/Dinlemiş ihtiyar çınarlardan." dizelerinde "çınar" insana benzetilmiş ancak benzetilen "insan" kullanılmamıştır. Bu bir kapalı istiare örneğidir.

Açık İstiare

Sadece kendisine benzetilenle yapılan istiaredir. Bir sözcüğün yerine benzetme amacı güderek başka bir sözcük kullanmaya denir. benzetilenin bulunup, benzeyenin bulunmadığı istiaredir.

Kapalı İstiare

Benzetme öğelerinden yalnız benzeyenle ve benzeme yönü ile yapılan istiaredir. Kapalı istiarede benzetilen söylenmeyerek gizili tutulur. Mitoloji, bilim ve metafizik gibi pek çok disiplin, kapalı istiareler yoluyla dünya edebiyatının epistemolojik altyapısını oluşturmuştur.

Temsili istiare

Benzetmenin temel öğelerinden yalnızca birisiyle çok sayıda benzerliği sıralayarak yapılan istiareye ise "yaygın istiare" (istiare-ı temsiliye) adı ver

ÖRNEKLER

Açık İstiare 

Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi
Cümlesindeki "ASLAN" bu istiare çeşidine bir örnektir
Dışarıda bir dost eli okşuyor tenimizi.
Bu örnekte dost eli rüzgar yerine kullanılmıştır

İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

dünya iki kapılı bir hana benzetilmiş ama dünya söylenmemiş yani benzeyen yok sadece benzetilen var.

Aşiyân-ı murg-ı dil zülf-ı perîşânındadır
Kanda olsam ey perî gönlüm senin yanındadır
Fuzulî

Al câme ile meh-pâre maşallah
Pertev Paşa

Âh eylediğim serv-I hırâmânın içindir
Kan ağladığım gonce-I handânın içindir.

Kadem kadem gece teşrîfi Nâilî o mehin
Cihân cihân elem-I intizâra değmez mi
Nâilî

Gezermiş kasrın etrâfında yer yer tâze meh-rûlar
Mükahhal gözlü Şîrîn sözlü Leylî yüzlü âhûlar
Nedîm

Açıldığın haber verir ağyâra gül gibi
Dâim bize nesîm-I sebük-pâ gelir gider
Nâbî

Kapalı İstiare 

Ay, altın ağaçlardan yere damlıyordu. Işık, yağmura;  Ay ise ışığa benzetilmiştir. Yağmur söylenmemiştir.

Her taraf kırık dökük
Dalların boynu bükük
"Kederliyiz" der gibi
Orhan Seyfi Orhon

Dallar boynu bükük insana benzetiliyor ama kendisine benzetilen insandan söz edilmiyor. Boynu bükük sözcüğü ile insanın bir özelliği vurgulanıyor.


Nâz ederse gamzesi uşşâk-I zâra nâz eder
Zülfi bir âşüftedir ki rûzgâra nâz eder
Nâbî

Ki henüz gonce-I neşküfte iken
Anı dest-I ecel itdi pâmâl
Fâzıl

Nâgehân simsiyâh olur eflâk
Hayretinden düşer sükûna cihân
Mecnûn ana verdi cümle rahtın
Pâk eyledi bergden dırahtın
Fuzulî

Eşcâr-I bâğ hırka-I tecrîde girdiler
Bâd-I hazan çemende el aldı çenârdan
Bâkî

Yaygın - Temsili - İstiare

Bin gemle bağlanan at şaha kalkıyor
Gittikçe yükselen başı Allah'a kalkıyor
Son macerayı dinlememiş varsa anlatın
Râm etmek isteyenler o marûr, âsil atın
Faruk Nafız Çamlıbel
Yorum: Çamlıbel, milleti mağrur bir ata benzeterek çok sayıda benzerliği sıralıyor.

ÖRNEKLER

--Bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor. (A.İ)
---Ay,altın ağaçlardan yere damlıyordu.(K.İ)
Açtım avucumu altına tuttum.
---Ülkemizde üniversiteden mezun olmuş pek çok fidan artık iş de bulamıyor.(A.İ)
---Bahar gelince bir ağızdan şarkılar söyler kuşlar.(K.İ)
---Bugün gökten inciler yağıyordu.(A.İ)
---Galatasaray,Fenerbahçe kalesine gol yağdırdı.(K.İ)
---Genç adamın sözleri,kızın yüreğini yakıyordu.(K.İ)
---Sanat,hür bir ortamda boy atar.(K.İ)
---Kurban olam,kurban olam,
Beşikte yatan kuzuya.(A.İ)

Makdem-I tab’a dîbâ-yı Münîf olsa hasır
Kadr-I iclâlime nisbetle değildir şâyân
İrfan Paşa

Yanıkdır o âşıkın kitâbı
Nazmında kokar ciğer kebâbı
Ziya Paşa

O ten ki hâk ola aşkın güdâz u sûzunda

3.)KİNAYE


Sözlükte "bir fikri kapalı, dolaylı olarak anlatan söz, üstü örtülü, dokunaklı söz" şeklinde tarif edilir. Edebiyatta bir maksattan dolayı sözü hem hakiki, hem mecazi anlamlara uygun olarak kullanmaktır. Bir sözcüğü  gerçek anlamının dışında benzetme amacı gütmeden ve engelleyici ipucu olmaksızın mecazlı anlamda kullanma. Bu kullanışta sözün gerçek anlamı da kasdedilmiş olabilir.

Başka bir deyişle gerçeği mecaz yoluyla dolaylı olarak anlatmaktır. Deyimlerin çoğu mecazlı anlamlarıyla kullanıldıkları için kinayeli sözlerdir.

Bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanmaktır.
Uyarı:Kinayede daha çok mecaz anlam kastedilir.
---Mum dibine ışık vermez.
---Hamama giren terler.
---Taşıma su ile değirmen dönmez.
---Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
---Ateş düştüğü yeri yakar.
---Yaptığı hatayı anlayınca yüzü kızardı.


Şu karşıma göğüs geren
Taş bağırlı dağlar mısın

İçim oyuk derdim büyük
Ben onun'çün inilerim."       

"  içinizde en yürekli olan gelsin."
* "Yokuş çıkmayı göze almayanlar hep çukurda kalır."
* "Atılan ok geri gelmez."
* "Rüzgâra karşı tüküren kendi yüzüne karşı tükürür."
* "Karşısında ağzımı açamadım ki."

4. TEŞHİS(KİŞİLEŞTİRME)


İnsan dışındaki canlı cansız varlıklara insan özelliği kazandırmaktır.
Her teşhiste aynı zamanda kapalı istiare vardır.
---Güzel gitti diye pınar ağladı.
---Menekşeler külahını kaldırır.
---Bir sarmaşık uyanıyordu uykusunda
Geriniyordu bir eski duvarın sıvasında.
---Toros dağlarının üstüne,
Ay un eledi bütün gece.
---O çay ağır akar,yorgun mu bilmem,
Mehtabı hasta mı,solgun mu bilmem.
---Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın,
Eskici dükkanında asma saat,
Çelik bir şal atmış omuzlarına.
---Yalnızlığın okşadığı kalbime,yağmurlar küskün,
En güzel türküyü bir kurşun söyler.
---Bu akşam sonbahar ne kadar serin,
Geceyi hasretle zaman.

5. İNTAK(KONUŞTURMA)

İnsan dışındaki varlıkları konuşturmaktır.Her intak sanatında teşhis sanatı vardır;ancak her teşhiste intak sanatı yoktur.
---Deniz ve Mehtap sordular seni: Neredesin?
---Maymun şunu anlatmak istemişti fikrince:
Boşa gitmez kötüye bir ceza verilince.
---Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna:
İçimde kanayan yara gibisin.
---Ey benim sarı tamburam!
Sen ne için inilersin?
İçim oyuk,derdim büyük
Ben onunçün inilerim

İLGİLİ BAŞLIKLARIMIZ VE LİNKLERİ

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış