Paragraf ( 2 ) ÖSS Soru ve Cevapları ( 1983- 1986 ) 40 Soru


Esa
26.8.2016

 

1
"Motorlu ya da elektrikli trenler işlemeye başlayalı o canlı, pırıl pırıl lokomotifler müzelere kaldırıldı. Onların yerini asık suratlı, küt burunlu, heyecansız makineler aldı. Ocağı harlı tutan ateşçiler yok artık. Ne ellerde üstüpü, ne yüzlerde kömür karası... Deri ceket de giymiyor sürücüler. Sarı madenden küçük lokomotifler de takmıyorlar yakalarına."

Parçada aşağıdakilerin hangisi üzerinde durulmamaktadır?

A) Tren sürücülüğünün eski çekiciliğini yitirmesi
B) Eski lokomotiflerde çalışmanın zorluğunun dile getirilmesi
C) Eski lokomotiflerde çalışanların hareketliliğinin özlenmesi
D) Yeni lokomotiflerin görünüşünden hoşlanılmaması
E) Trenlerin temizliğine yeterince özen gösterilmemesi
(1983 - ÖSS)



Cevap E


2.
"(I) Bence sanatçı, sanatının dışında bir görevle yükümlü olmamalıdır. (II) En azından aydın kişi olmak sorumluluğunun dışında bir görevle yükümlü olmamalıdır. (III) İnsan yalnız şiir yazmak için yaşayabilir, yaşamalıdır da. Düşünmeli ki geçmiş zaman sanatçılarından bize ne kaldı? Yalnızca yarattıklarıdır kalan. (IV) Onlar bütün ömürlerini sanata adamasalardı, günümüze ulaşamazlardı. (V) Zanaatta bile kişinin zamanını tümüyle zanaatına ayırmasını isteriz. (VI) Zanaatçının da bu bakımdan sanatçıdan bir farkı yoktur."

I. cümlede öne sürülen düşüncenin gerçekleşmesiyle elde edilecek sonuç, öbür cümlelerin hangisinde belirtilmiştir?

A) II B) III. C) IV. D) V. E) VI.
(1983 - ÖSS)




Cevap C


3
"Romanda düşsel yaşantı, biyografide (hayat hikayesinde) ise gerçek söz konusudur. Her iki türde de, bir yazma çabası vardır. Bir kişinin hayatını anlatırken 'İki gözü iki çeşme ağladı.' dersem, bu kadarı yeter. Bu, gerçek olduğundan, okuyucular olay kahramanının gerçekten böyle ağladığını duyarlar. Başka bir şey söylemek gerekmez. Oysa romanda, bir kadının perişanlığını anlatmak istesem iş değişir. O kadın düşsel bir varlık olduğu için acı, üzüntü, çöküntü havasını duyurabilecek sözleri seçmek gerekir; sıradan birkaç sözle yetinemezsiniz. Yoksa yavan bir şey olup çıkar."

Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A) Günlük dil, düşsel bir yaşantıyı anlatmakta yetersiz kalır.
B) Gerçek olaylar anlatılırken yapmacıksız bir dil kullanılır.
C) Romanla biyografinin dili gerçekle düş gibi birbirinden ayrılır.
D) Bir yazının dil ve anlatım özelliğini belirleyen etkenlerden biri de o yazının türüdür.
E) Bir yazıyı çekici kılan tek özellik, yazarın anlatıştaki ustalığıdır.
(1983 - ÖSS)





Cevap D


4
"Sivaslı Gül hanımla kaynanası Selvi kadın, bir çoraplar örmüşler, bir heybeler dokumuşlar, görenler parmaklarını ısırır. Renklerin uyumu, desenlerin binbir çeşidi, şekillere verilen adlar... Bunlarda edebiyat var, resim var. Pek çok desinatöre, pek çok ressama taş çıkartır. Zaten halılarda, kilimlerde, dokumalarda, örgülerde, el işlemelerinde, giyim kuşamda aynı başarıyı görmüyor muyuz?"

Yazarı, böyle bir yargıya ulaştıran neden, aşağıdakilerden hangisi olamaz?

A) Anadolu el sanatlarının çok yönlü olması
B) Türk köylüsünün sanat zevkindeki incelik
C) El örgülerininin güzel sanatlara sağladığı kolaylık
D) El işlerindeki her güzelliğin özel bir çaba ve hüner gerektirmesi
E) Anadolu kadınlarının el sanatlarında gösterdiği yaratıcılık
(1983 - ÖSS)




Cevap C


5


"Eleştiriyi, karşısındakinin bilgisizliğini gösterme, yanlışlarını çıkarma, söylediklerini yalanlama, onu aşağılama işi olarak gören anlayış, artık aşılmıştır."
Aşağıdaki yargılardan hangisinde, bu cümlede vurgulanmak istenen görüşe ters düşülmüştür?

A) Romancı bildiği, tanıdığı kendi çevresinin dışına çıkınca aynı ustalığı gösteremiyor.
B) Yazar, baştan sona yazım (imla) kurallarına ters düşen dil kusurları işliyor, yer adlarını bile birbirine karıştırıyor.
C) Romanlarında, genellikle kır insanının kentteki şaşkınlığını abartılı bir anlatımla veriyor.
D) Başarısızlığı, dil ve anlatımdan çok, romanın yapısı ve kurgusundaki aksaklıklardan ileri geliyor.
E) Köye, bir toplumbilimci yaklaşımıyla eğildiğinden romanda kişiler tam bir belirginlik kazanmıyor.
(1983 - ÖSS)



Cevap B


6
"Bir ülkenin sanatı, kültürü, o ülkeyi en az denizi, kumsalları, güneşi kadar tanıtır. Sanatın ve kültürün yaratıcısı insanoğlu olduğu için, her ülke de kendi insanlarıyla var olduğu için, sanat ve kültür alanlarındaki gelişmeler, eserler, daha anlamlı, daha derin, daha insancıldır. 

Bu paragrafı sürdürebilecek en uygun cümle, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sanata ve sanatçıya verilen önem bu açıdan ele alınmalıdır.
B) Bu nedenle sanatın değeri, toplumun ihtiyaçlarını karşılamasında aranmalıdır.
C) Kültürle sanat arasındaki ilişkinin sınırı bu olmalıdır.
D) Toplumun gelişmesi bu sanat eserlerine bağlıdır.
E) Bunun için sanat, insanı geliştiren tek öğe olmaktadır.
(1984 - ÖSS)


Cevap A


7
"okuduğum hikayede bir olay, anlatılmağa değer bir olay, bir başlangıç , bir son olsun istiyorum. Bugünkü hikayelerin çoğunda bunlar yok. Sanırsınız ki yazar hep kendi içini dinliyor, izlenimlerini anlatıyor. Bir olay olmadığı gibi kişiler de yok bunlarda. Çoğu,düzyazı biçiminde yazılmış şiirlere benziyor."

Bu parçanın başına getirilebilecek en uygun cümle, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yeni çıkan her öykü kitabını okurum.
B) Ben, klasik biçimde yazılmış öykülere alışmışım.
C) Her öykü birtakım bölümlerden oluşur.
D) Öykü okumak benim için yararlı oluyor.
E) Her olay, öykü konusu olmaz.
(1984 - ÖSS)




Cevap B


8
"Yazarlıkta ilk öğretmenim annemdir. Annem, İstanbulluydu. Anadolu'yu yakından görüp tanımıştı. Halkın dil ve düşünce gerçeklerini içine iyice sindirmişti. Okur yazardı ama gramer bilmezdi. Edebiyat bilgisi kıt bir kadındı. Sezgisi güçlüydü. Yazdıklarımı anneme okur, nasıl olduğunu sorardım. Yazdıklarımın kimi yerlerini, 'Burası olmamış' diye eleştirirdi. Nedenini sorduğumda, 'Böyle denmez de ondan.' derdi."

Parçaya göre, yazarın annesinin, onun anlatımında bulunmasını istediği nitelik nedir?

A) doğallık B) duruluk C) akıcılık

D) özlülük E) tutarlılık

(1984 - ÖSS)


Cevap A


9
"Her sanatçı gibi onun da eserlerini oluştururken çektiği sancıları, yaşadığı masalsı dünyayı bir iki anısından çıkartabiliyoruz. Ancak bir tavrı var ki onu anlamak güç. Eserleri hakkında ne diyecekleri sorulduğunda 'Beni ilgilendirmez' deyip çıkıyor işin içinden."

Parafrafta sözü edilen sanatçı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Açıkyüreklilikle davranan
B) Çevresini küçümsemeyen
C) Kendisine güvenen
D) Sözünü sakınmayan
E) Eleştirilmekten hoşlanmayan
(1984 - ÖSS)



Cevap C


10
"Kasabaya yeni gelen genç kaymakam, kısa sürede öyle olaylara tanık olmuştu ki: 'Bir ay içinde, bir ömürde öğrenebileceklerimin hepsini öğrenmiş gibiyim.' diyordu."

Bu sözleri söyleyen kişinin durumu aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılabilir?

A) Düş kırıklığına uğrama
B) Bilgilerin yetersizliğinden utanma
C) Yaşamın gerçeklerinden korkma
D) Yaşam deneyimi kazanma
E) Bilgi kazanmakla övünme
(1984 - ÖSS)



Cevap D


11
"Gerçek sanat eserleri kafa ve yüreğin candan kucaklaşmasıyla yaratılır. Sanat için söz konusu olan bu durum, okur için de geçerlidir. Çünkü bir sanat eseri ancak kafa ve yüreğin birlikte kullanılmasıyla kavranır."

Parçada vurgulanmak istenen düşünceyi aşağıdakilerden hangisi bütünüyle içerir?

A) Sanat eserlerinin anlaşılması ve tadına varılması çok değişik nedenlere dayanır.
B) Sanatçı ve okur, yaratma güçlerini belli kurallara göre düzenler.
C) Sanatçının dünyaya bakışıyla okurunki birbirini tamamlar ve bütünler.
D) Her sanat eseri, kendine özgü yaratma ve anlaşılma yöntemi gerektirir.
E) Sanat eserlerinin yaratılması, anlaşılması akıl ve duygu yoluyla gerçekleşir.
(1984 - ÖSS)


Cevap E

 

12
"Bu yazar hakkında yüzlerce araştırma kitabı yazılmış; bunların birkaçını son aylarda karıştırdım. Bir kez daha şu yargıya vardım: Bir yazarı, o yazarın kendi kelimeleri ile okumak gerek. O kelimeler her şeyi içeriyor."

Burada söylenmek isteneni en iyi özetleyen cümle aşağıdakilerden hangisidir?

A) Her yazar kendini tanıtırken özel kelimeler kullanır.
B) Bir yazarı, en iyi ancak kendi yazdıklarından tanıyabiliriz.
C) Kimi kelimeler yazarları tanıtmak için daha uygundur.
D) Yazar kendisini anlatırken tarafsız davranır.
E) Yazar, özgeçmişini anlatırken öteki eserlerinden daha başarılı olur.
(1984 - ÖSS)




Cevap B

13
"Masallarımızın ünlü kahramanı Keloğlan, çoğu kez kimsesiz, dul bir kadının oğlu olarak çıkar karşımıza. Üstü başı perişandır. Çevresince alaya alınır, küçümsenir. Ne var ki o; bunlara aldırmaz, ses çıkarmaz; ancak, ezilmek istendiği zaman kötülerle, güçlülerle savaşmaktan kaçınmaz. Çelimsiz ama beceriklidir. Bir şeye karar verdi mi sonuna kadar direnir. Türlü oyunlara başvurur. Kötüleri, devleri, cambazları, bu yolla dize getirir."

Parçaya göre Keloğlan aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilemez?

A) inatçı B) kurnaz C) alıngan

D) yoksul E) akıllı

(1984 - ÖSS)

Cevap C


14
"İnsan, hayatı boyunca hep aynı kalamaz. Bu bilinen bir gerçek. Ne var ki bunun dışında kalan kişiler de var. Böyleleri, yaşadıkları sürece gözlerini bir noktaya diker, hep o noktaya bakarlar. Daha doğrusu bir düşünceye bağlanır, başka düşüncelere hayat hakkı tanımazlar. Bu saplantı içinde yaşayıp giderler. Bunun için de hem kör, hem de bencildirler."

Parçada sözü edilen kişiden aşağıdaki davranışların hangisi beklenemez?

A) Çevresiyle uyum içinde olma
B) Kendisininkiyle çelişen düşüncelere karşı hoşgörüsüz olma
C) Yalnız belirli düşüncelerin doğru olabileceğine inanma
D) İnançlarında sonuna değin direnme
E) Kendisinin doğru ve haklı olduğuna inanma
(1984 - ÖSS)



Cevap A


15
"İlk dinlediğim konserdi bu. Çalgıları yönetenin, müzik öğretmenimiz Hulusi Bey olduğunu görmeyeyim mi? Hem de smokin giymişti. Penguen gibi bir görünüşü vardı. Elindeki şef değneğiyle sahnedeki çalgıcıları değil de sanki dünyayı yönetiyormuş gibiydi benim için. Nasıl oluyor da böyle bir adam, bizim gibi bacaksızlara müzik dersi vermeye geliyor, biz de onunla alay etmeye yelteniyorduk?"

Parçaya göre, aşağıdakilerden hangisi konserdeki çocuğun durumuyla ilgili değildir?

A) şaşırma B) övünç duyma
C) düş kırıklığına uğrama D) yadırgama

E) utanç duyma

(1984 - ÖSS)

Cevap C


14
"Yazar olmanın sorunlarını çözmüş, yazarlığı kolunda altın bilezik olan ama 'edebiyatçı' olmayan, bir türlü edebiyatın telini tınlatmayan yazarlar vardır. Bunun yanında bir de hem edebiyattan el almış hem de yazarlığın üstesinden gelmiş edebiyatçılar vardır. Ama edebiyatçılığını kuşkuya yer bırakmaksızın kanıtlamış olanlar arasından 'yazar'lık niteliği su götüren, kalemi sürçüp duran kişiler çıkmaz pek."

Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Edebiyatçılar arasından iyi yazarlar çıkar.
B) Bir kimse hem yazar hem edebiyatçı olabilir.
C) Edebiyatçı olmayan başarısız yazarlar da vardır.
D) Her yazar aynı zamanda iyi bir edebiyatçı sayılır.
E) Yazarlıkla edebiyatçılık arasında bir benzerlik kurulabilir.
(1984 - ÖSS)


Cevap D


15
"Sanat, insanları birbirine yaklaştıran bir etkinliktir. Yunus'u sevmek için Türk, Hugo'yu sevmek için de Fransız olmak gerekmez. Onların konuştukları dil, aşktır, umuttur, güzelliktir. Bir şiirde,bir hikayede, bir romanda her şeyden önce bir insan yüreğinin atışları duyulmalıdır. Sanat bize, yaşama sanatına giden yolu gösterir. Önemli olan bu 'yürek atışlarını' ruhumuzda hissedebilmemizdir."

Bu paragrafta vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yunus Emre ve Victor Hugo ortak temaları işlemişlerdir.
B) Yunus Emre ve Victor Hugo dünyaca tanınan büyük sanatçılardır.
C) Şiir, roman ve hikaye aynı amaca yönelik sanat ürünleridir.
D) Sanat herkese seslenen ortak bir dildir.
E) Sanatın başlıca amacı heyecan uyandırmaktır.
(1984 - ÖSS)


Cevap D


16
"Bale çok zor bir sanat. Azim, direnç, sabır, sağlıklı ve dengeli bir bünye olmalı bir balerinde , yeteneğin yana sıra. Sonra çocuğun çevresi bu sanata uygun olmalı. Sabır çok önemli. Düşünün ki çocukluk yok, gençlik yok.Buna karşılık elde edilen başarı, keçiboynuzu yemek gibi bir şey."

Parçanın son cümlesindeki, baleyle ilgili yakınma, aşağıdakilerden hangisiyle ilgili olabilir?

A) Özverinin temel alınışıyla
B) Bu sanattan anlayanların azlığıyla
C) Başarının, çalışmada süreklilik gerektirişiyle
D) Kişilik oluşumuna olumsuz etkisiyle
E) Emekle sonuç arasındaki dengesizlikle
(1984 - ÖSS)


Cevap E

17
"Edebiyatta, düşüncenin ardında bir düşünce daha olması, onun ardında gene bir düşünce olması iyidir. Böyle olmazsa edebiyat bir plastik masaya benzer; dümdüz olur. Oysa bir tahta masaya benzemesi gerekir; tahtanın altında başka damarlar, başka biçimde görünümler vardır. Tahtanın derinine indikçe insan başka biçimlere rastlar."

Bu paragrafa en uygun başlık aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) Anlatımda Çeşitlilik
B) Anlam Yoğunluğu
C) Anlamda Kalıplaşma
D) Anlatım Derinliği
E) Düşüncedeki Değişme
(1984 - ÖSS)


Cevap B


18
"Bir zamanlar bir bahçıvanın yanında çalışıyordum. Bahçıvan, bir defne ağacını budamamı istedi. Ağacın küre biçiminde olması gerekliydi. Ben hemen fazla uzamış filizleri kesmeğe başladım. Ama bir defa bir yanını, bir defa öbür yanını fazla kesiyordum. Sonunda ortaya bir küre çıktı, ama çok küçüktü. Bahçıvan düş kırıklığıyla, 'Çok güzel! Bu bir küre, ama defne ağacı nerede?' dedi. Bu durum şiirde de böyledir."

Bu hikayeden çıkarılabilecek sanatla ilgili yargı, aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) Sanatta güzellik kadar boyut da gözetilmelidir.
B) Biçimle uğraşırken içerik de korunmalı.
C) Sanatçılar, piyasa kurallarını yakından izlemeli.
D) Sanat eserlerinde toplumsal yarar da aranmalı.
E) Yeni sanatçılar, ustaların eleştirisinden yararlanmalı.
(1984 - ÖSS)


Cevap B


19
"Trenle Zürich'ten Bern'e gittik. Karşımızda oturan orta yaşlı, gözlüklü bayan iki büyük gazeteyi didik didik etti. Bir genç kız, kulağında walkmen, hem müzik dinledi, hem de bir dergiden makaleler okudu. Sadece sayfaları çevirirken dışarı baktı. Bir delikanlı, kalın bir kitaptan başını kaldırmadı. İki kez gözlerini kapayıp okuduklarını yineledi içinden. Yan tarafta genç bir çift, yine ellerinde birer kitap hep okudular.

Bu parçanın sonuna, aşağıdaki cümlelerden hangisi getirilemez?

A) Kısaca, bizden başka herkes okuyordu.
B) Sanki dünyayla ilgilerini kesmiş gibiydiler.
C) Oysa yol boyunca görülecek ilginç şeyler de vardı.
D) Bu insanlar okumaktan başka bir şey bilmiyorlardı sanki.
E) Çünkü bu insanlar, doğayı önemsemiyorlardı.
(1985 - ÖSS)


Cevap E

 

 

18
"Fakat, daha umutlandıracak kadar bulut kümelenmeden, güneyden acı bir rüzgar koptu. Bu keskin samyeli, yerden süpürge ile toz kaldırır gibi, gökteki bulutları sildi süpürdü. Gök, çıplak ve boş kaldı."

Bu parçayı, aşağıdaki cümlelerden hangisiyle başlatmak uygun olur?

A) Aylar ayları kovaladı, yine de yağmur yağmadı.
B) Havada bir ağırlık vardı, gökyüzü kapkara bulutlarla kaplanmıştı.
C) Öğleye doğru, küçük, hafif bulutlar isteksiz isteksiz gökte toplandı.
D) Koyu kırmızı bir şafak söküyor, ortalık yavaş yavaş ağarmaya başlıyordu.
E) Şimdi sanki gök, ona olan borcunu bereketli bir yağmurla ödüyordu.
(1985 - ÖSS)


Cevap C


19
"Gerçekten geleceğimiz eskiye bağlanamaz; elbette çağdaş yaşam amacımızdır. Ama ulusça eskinin, geleceğimize renk katan, saygınlık kazandıran, özgün kültürümüzü sürdüren bir kaynak olduğunun da bilincine varmalıyız. Bu, Batı kültürü ile kendi kültürümüzün bir sentezini gerçekleştirmek, kültürel kimliğimizi korumak bakımından da gereklidir."

Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A) Geleceğimizi kurmada ulusça birlik olmalıyız.
B) Gelişme, eski değerlerimizle yeni değerlerin kaynaştırılması ile sağlanmalıdır.
C) Gelişmenin tek yolu kültür mirasının olduğu gibi yaşatılmasıdır.
D) Çağdaşlaşmada Batı kültürü, başlıca kılavuzumuz olmalıdır.
E) Gelişme ve çağdaş yaşama kavuşma, bilinçli ulusların hakkıdır.
(1985 - ÖSS).


Cevap B

 

20
"Yazı yazmanın bir büyülü yanı vardır ve hiç kimse şimdiye değin onu, başkasına aktarabilecek bir formül bulamamıştır. Öyle sanıyorum ki işin sırrı, yazarın, önemli gördüğü bir şeyi aktarmaya itilmesi; o şeyin, acı verecek derecede dışarıya çıkmak istemesidir. Yazar bunu duyuyorsa, çoğu zaman, duyduklarını dile getirmenin uygun yolunu bulabilir."

Parçaya göre yazarı, yazmaya iten etken aşağıdakilerden hangisidir?

A) İşlediği konunun kendisini içten içe etkileyen, rahatsız eden bir yanının olması
B) Yazma işinin gerektirdiği özel yeteneğe sahip olması
C) Olaylar ve durumlar karşısında aşırı derecede duyarlı olması
D) Yaşamında üzüntü verici olayların yoğun olması
E) Düşüncelerini dile getirmenin yollarını kolaylıkla bulabilmesi
(1985 - ÖSS)



Cevap A


21
"Anılar bir anda çocukluğun uzak bir gününde yaşatır insanı. Dalıp gittim caddede yürürken. Durdum, o çiçekçi dükkanını aradım, bulamadım. Nice şeyler, nice değerler ortadan kalktı. 1930'ların o çekingen, ürkek çocuğu nerede? Benimle ne ilgisi var soluk resimlerde karşılaştığım o çocuğun? Bir vitrinde kendimi seyrediyorum; anılardaki insan, gerçektekiyle bu denli ters düşer mi?

Parçada vurgulanmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Zamanın su gibi akıp gitmesi
B) Belleğin yaşla birlikte zayıflaması
C) Çocukluk anılarının aldatıcı olması
D) İnsanın zamanla değişmesi
E) Geçmişin güzel yönleriyle hatırlanması
(1985 - ÖSS)





Cevap D

22
"Gençler niye kitap okumuyor demek niye piyano çalmıyor demek gibi bir şeydir. İnsanı, kitap okumaya alıştırmak, piyano çalmaya alıştırmaktan kolay değildir. Bunların ikisi için de yetişmek, hazırlanmak gerekir. Okumak, kitaptan alınanlarla kendine bir dünya kurmak, onun içinde yaşayabilmek demektir. Bu, çocukluktan başlamış uzun alışkanlıklar ve alıştırmalar sonucu gerçekleşebilir."

Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Her konuda eğitim, belirli bir bilgi birikimine dayanır.
B) Çocuklukta kazanılan alışkanlıkları bırakmak zordur.
C) Okuma, müziğe göre, daha zor kazanılan bir alışkanlıktır.
D) Müzikten anlamamak, okumamak kadar önemli bir eksikliktir.
E) Okuma alışkanlığı edinmek, belli bir eğitimi gerektirir.
(1985 - ÖSS)



Cevap E


23
"Sanatın, insanların aklını ve yüreğini etkileme gücü vardır. Bu gücü, insanlığın yararına kullanan, insan yüreğinde ve kafasında güzel, mutlu bir dünya yaratmayı amaçlayan kişi, gerçek bir sanatçıdır. Çünkü sanatın da sanatçının da görevi, insanları kafaca ve gönülce daha iyi, daha dürüst olmaya yöneltmek; onlarda insan sevgisi yaratmaktır."

Bu parçaya göre, sanattan ve sanatçıdan beklenen nedir?

A) Gerçekleri değiştirip yumuşatarak hayatı tatlılaştırma
B) İnsanların duygu ve düşünce dünyasını geliştirme
C) Kişilerin olaylar karşısında dayanma güçlerini arttırma
D) İnsanları, içinde bulunduğu koşullara uymaya ve bunları benimsemeye yöneltme
E) İnsanlarda vazgeçilmez istekler uyandırma
(1985 - ÖSS)


Cevap B

24
"Tanınmış bir yazar, hazırladığı son kitabını bir takma adla yayınevlerine gönderir. Tüm kitapları kapışılan yazarın bu kitabını hiçbir yayınevi basmak istemez. Bazı yayımcılar bu kitabı eleştirmenlere de gösterirler. Daha önceki eserlerinden övgüyle söz eden eleştirmenler bu kitaba ilgisiz kalırlar ya da kitabı beğenmediklerini söylerler. Oysa yazar, kitabı kendi adıyla gönderdiğinde kitap hemen basılır ve hakkında, eleştirmenlerce övgü dolu yazılar yayımlanır."

Bu parçada sözü edilen yayınevlerinin ve eleştirmenlerin kitapları seçme ve değerlendirmedeki tutumu için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Niteliğe değil yazar adına bağlı kalıyorlar.
B) Değişik ölçütler kullanarak aşırı bir titizlik gösteriyorlar.
C) Önyargılı olmaktan kaçınıyorlar.
D) Eleştirel bir okumadan sonra kararlarını veriyorlar.
E) Yenilik ve özgünlüğü ön planda tutuyorlar.
(1985 - ÖSS)


Cevap A


25
"Yeşilliğe hasret gideceğiz. Eskiden bahçeli evlerde otururduk, şimdi apartmanlarda oturuyoruz. Eskiden balkonlarımızda hatmiler, sardunyalar yetiştirirdik, şimdi kalorifer isinden çamaşır asamıyoruz. Eskiden salonumuzda devetabanları vardı, şimdi naylon bitkiler."

Böyle konuşan bir kişi için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Geçmiş günleri özlemle anan
B) Bulunduğu ortamdan yakınan
C) Eski ve yeni yaşayışı karşılaştıran
D) Çevrede yeşilliğin azalmasına üzülen
E) Dinleyeni etkileyip kendisine acındıran
(1985 - ÖSS)



Cevap E

26

"Kuşkusuz bilgi bakımından, hiçbir sınır tanımayanlar da yok değil. Dünyanın bütün doğrularını bir çırpıda kovuklarından çıkarıp gözler önüne serenlerle sık sık karşılaşıyoruz. Üstelik böylesine güç bir işin üstesinden gelebilmeleri için, ikinci, üçüncü, dördüncü elden birkaç yazı, kulaktan dolma, basmakalıp birkaç söz yetiyor onlara."
Böyle kişiler için, aşağıdaki nitelemelerden hangisi en uygun düşer?

A) Orta malı düşüncelerle bilgiçlik taslayan
B) Bütün gerçekleri hemen dile getiren
C) Her okuduğunu değerlendirmesini bilen
D) En güç işleri kolaylıkla başaran
E) Her alanda söz sahibi olan
(1985 - ÖSS)

 


27
"Okur, şairi görevinde ciddiyete çağırmaktadır; ondan dil ve estetik kaygısı taşımasının yanında, ülke ve dünya sorunlarına eğilmesini beklemektedir. Şiirde modayı değil, soyluyu, sağlamı, kalıcıyı aramaktadır."
Bu parçaya göre, aşağıdakilerden hangisi, okurun, şiirde bulunmasını istediği özelliklerden biri değildir?

A) Sanat değeri taşıma
B) Toplumsal hayatı ele alma
C) Akıldan çok duyguya yaslanma
D) Her dönemde yaşarlığını koruma
E) Beğenilen biçimsel özellikler taşıma
(1985 - ÖSS)


Cevap C


28
"Bir yazar, yaptığıyla hiçbir zaman yetinmemeli. Yaptığı, ne kadar iyi olursa olsun yine de yapabileceğinden iyi değildir. Yapabileceğinizi sandığınızdan daha yükseklerde olsun gözünüz."
Bu parçada verilen öğüdü en iyi yansıtan cümle, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Çağdaşlarınızı aşmak için çalışın.
B) Kendi kendinizle yarışmayı ilke edinin.
C) Övgüye değer eserler vermeye uğraşın.
D) Yaptıklarınızın değerini unutmayın.
E) Kendinize belli bir amaç çizin.
(1985 - ÖSS)

Cevap B

29
Kitap vardır, okuyanın iç dünyasını allak bullak eder. Soruların ağına düşürür onu, bir arayışın içine sokar. Düşünce evreninin sınırlarını açmaya, genişletmeye zorlar. Buna karşılık aynı kitap, bir başka okurun içini daraltır, karartır.
Parçadan çıkartılacak en kapsamlı yargı, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Okurların bilgi ve yaşantı birikimi birbirinden farklıdır.
B) Okurlar, düşündürücü, etkileyici kitapları severler.
C) Okuma, insanın içi dünyasını geliştirip zenginleştirir.
D) Herkes, okuduğu kitapta biraz da kendini bulur.
E) Kitaplar, her okuru farklı biçimde etkiler.
(1986 - ÖSS)



Cevap E


30
Yaşamanın güzelliği, acılara karşı koymanın gerekliliği, bu sanatçımızın şiirinin ana temasıdır. Ölümler bile onda, bir yeniden doğuş, doğanın bir başka canlısında yeniden var olmak gibi dile gelir.
Bu parçada tanıtılan kişiden aşağıdakilerin hangisi beklenmez?

A) Olaylara olumlu bir açıdan bakma
B) Hayatı bütün yönleriyle sevme
C) Kendini üzüntülere kaptırmama
D) Her şeyden ümidini kesme .
E) Çevresindeki güzellikleri görebilme
(1986 - ÖSS)

Cevap D


31
Şiir, her okumada insanı bir başka limana atabilmeli; yani her okuyan ayrı bir tat, anlam bulabilmeli. Hatta belki de aynı insan başka okumalarda onda daha önce bulamadıklarını bulabilmeli. Evet bence şiir budur.
Bu parçaya göre, şiirin en belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Biçim güzelliği
B) Konuda özgünlük
C) Renkli bir anlatım
D) Kendine özgü bir üslup
E) Anlam zenginliği
(1986 - ÖSS)

Cevap E

32
İçimizden gülmek geldiğinde hüzünlü görünmek istediğimiz olmaz mı? Bunun gibi kaygılı dakikalarımızda neşeli olmak, öfkelendiğimizde serinkanlı davranmak zorunda kalmaz mıyız? Konuğumuzun yaramaz çocuğu, masadaki değerli vazoyu yere düşürüp kırdığında, "Ne önemi var efendim, çocuktur kırar." dediğimiz olmaz mı?
Parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) İnsan ruhunun birbirine karşıt, birbiriyle çelişen özellikleri vardır.
B) Konukseverlik, üzüntüleri gizlemeyi gerektirir.
C) Gerçek duyguların belirtilmekten kaçınıldığı durumlar vardır.
D) Kimi durumlarda yalana başvurmanın sakıncası yoktur.
E) İnsanların içinden geçenleri anlamak ve yorumlamak güçtür.
(1986 - ÖSS)


Cevap C


33
Geleceğe kalan şiirler, daha çok tüm insanlığı ilgilendiren temalara yönelik şiirlerdir. Bunlar, doğrudan insanı, bireyi ele alır: Ölüm, sevgi, kahramanlık ve aşk gibi. Toplumsal konulu şiirler de kalıcı olabiliyor ancak, genel olarak dünyadaki bütün toplumları ilgilendirebilecek, geniş anlamda toplumsal temaları içeriyorlarsa.
Bu parçaya göre, bir şiirin kalıcılığı aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

A) Ulusal temaları işlemesine
B) Bireysel yönünün bulunmasına
C) Toplumsal sorunları işlemesine
D) Duygusal bir içeriği olmasına
E) Evrensel nitelikler taşımasına
(1986 - ÖSS)

Cevap E


34
Genç sanatçılara bir öğüdüm var: Sakın yarışmaları fazla önemsemeyin. Katılın ama sadece diğer sanatçıların yanında yapıtınızı değerlendirmek amacıyla. Ödül, para da olsa, gelecek için sanatçı olmaya yetmez. İçinde bulunduğunuz tüm yetersizliklere karşın ne yapın yapın kendi anlayışınızı yaratın.
Bu parçadan, aşağıdaki yargıların hangisine varılamaz?

A) Bir yarışmayı kaybetmek yeteneksizlik anlamına gelmez.
B) Ödül kazanma iyi bir sanatçı olmanın kesin kanıtı değildir.
C) Sanatçı için önemli olan, kişisel üslubunu yaratmaktır.
D) Yarışmalar sanatçının gelişmesini engeller.
E) Yarışmalara katılmanın amacı kazanmak değildir.
(1986 - ÖSS)

Cevap D


35
Toplum yaşamını zenginleştiren öğelerin başında geçmişi bilme, geçmişi değerlendirme, geleceği kurarken ondan yararlanma gelmektedir. Bu yoldan geçen bir gelecek, güçlü, kökleri sağlam, yeni yaratmalara imkan tanıyan bir gelecek olmaktadır. Geleceği kuracaklar, bu tür zengin bir kaynaktan beslendiği zaman, yeni yaratmalara, zengin denemelere kolaylıkla geçebilmektedirler.
Bu parçaya göre, toplumların iyi bir gelecek sahibi olması neye bağlıdır?

A) Geçmişle olan bağlarını koparmamaya
B) Bireylerin yaratıcılıklarını geliştirmeye
C) Yeniliklere kapalı olmamaya
D) Genç kuşakları iyi yetiştirmeye
E) Geçmişi olduğu gibi sürdürmeye
(1986 - ÖSS)

Cevap A


40
Herkes nezle olur ama, herkes saman nezlesi olmaz. Acaba niye? İşe polenden başlayalım. Adı, çiçektozu ama, ille de çiçeklerden gelmesi şart değil. İğde, kayın, gürgen, çınar, kavak gibi ağaçlardan, yapraklardan, otlardan hatta mantarlardan da geliyor. Baharla birlikte çiçeklenme başlayınca soluduğumuz havaya polen dolmaya başlıyor; ağzımıza, burnumuza giriyor.
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Gereksiz ayrıntılara yer verilmiştir.
B) Konuşma havası içinde yazılmıştır.
C) Söz oyunları yapmaya özenilmiştir.
D) Değişik örnekler verilerek konu dağıtılmıştır.
E) Terim kullanmaktan kaçınılmıştır.
(1986 - ÖSS)

Cevap B

 

 

 

 

 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış